Geri Dön
PazarBir yaz hikayesine yolculuk

Bir yaz hikayesine yolculuk

Pek çoğumuzun pençesine düştüğü karamsarlık rüzgârları yakınından bile geçmiyor. Hayata pozitif bakışı ve hatta inadıyla ondan öğreneceğimiz çok şey var. Yanında enerjisiyle, güler yüzüyle Azra Akın’ın da olduğu eğlenceli bir yaz hikâyesine konuk oluyoruz

Bir yaz hikayesine yolculuk

Sanem Özyürek Arman / sanem.ozyurek@milliyet.com.tr - Nişantaşı’ndayım. Görmüş geçirmiş bir apartmanın ağır kapısından giriyorum. Tahta kapılı asansörle yukarı çıkarken ne kadar da yavaş ilerliyor zaman. Ustaların ustası Haldun Dormen’in evindeyim. 4 - 5 arası, tam da çay saatinde. Haldun Dormen bu konuda titiz. Çayın yanında mutlaka kruvasan da olacak. Çay saati gibi kesin olan bir şey varsa o da tükenmeyen enerjisi. 93 yaşında ama son kitabında dediği gibi “yaşlanmaya vakti yok”...

Herkesin kara kara düşündüğü pandemiden taze bir oyunla çıktı. İzmir’de yönetmenliğini yapacağı “Sen Nereden Çıktın?” isimli oyunun ardından yeni bir müzikal komedi geliyor. Haldun Dormen kendine vakit ayırmayı da ihmal etmiyor. Hafta sonu planı şimdiden hazır. Bazı günler arabayla dolaşmaya çıkıyor. “Nerede o eski İstanbul?” demesini beklemeyin... Bugünkü İstanbul’u eskisine tercih ediyor. Nedeni de “çok daha canlı ve enerjik” olması. Bayramı da yakın dostları Mustafa Alabora ve Banu Zeytinoğlu ile Şile’de geçirecek. Bugün yanında enerjisi ve neşesiyle yerinde duramayan bir de misafiri var: Azra Akın. Onları buluşturan bir yaz hikâyesiyle sohbete başlıyoruz.

Bugünlerde hep aşıyı konuşuyoruz ama aslında en çok ihtiyacımız olan umut aşısı. Siz de her daim pozitif taraftasınız. Bu enerji nereden geliyor? Nasıl besliyorsunuz?

Haldun Dormen: İşin aslı hayatı ve insanları sevmeye ve umudu hiç yitirmemeye dayanıyor, bir de ben hep hareketliyim. Yorulmaya vaktim yok, hiç yorulmuyorum. Kovid geçirdiğim dönemde kitap yazdım, oyunlar yazdım. Umudumu hiçbir zaman yitirmedim. Umut her zaman vardır. Tiyatroda maddi kayıplar oldu zamanında. Bana hiçbir şeye aldırmıyorsun diyorlar. Ne yapayım yani? Azim çok önemli. Ben bu işi yapacağım derken bir takım şeylerden fedakârlık yapıyorsunuz, bir takım şeylere mutlaka ümit bağlıyorsunuz, ümit bağlamadan azim olmaz.

Zamanın ruhu umutsuz bir pencereden bakıyor. Karşımızda ise tüm enerjisiyle güler yüzlü umut duruyor. Bu çok kıymetli değil mi?

Azra Akın: Bazı değerlere tutunmak çok önemli. İlişkilerimizde sevdiklerimizle birbirimizi desteklemek. Örnek alacağımız çok insan var. Haldun Dormen’i izlemek bile öğrenme fırsatı. Sadece sahnede değil önemsediği konular, iletişimi, değerleri... Mesela araştırıyorum böyle isimleri nasıl başardılar, hangi zorlukları aştılar bu da bana aslında bir umut oluyor enerjim yükseliyor. Enerjimi yükseltmek için bazı yöntemlerim var herkesin olduğu gibi. Azim, disiplin, düzen... Sabah kalkıp bedenimi çalıştırmak bana iyi geliyor, günü daha iyi göğüsleyebiliyorum. Bana iyi gelen şeyleri yapmaya çalışıyorum. Bu bedensel olabilir, sanatla beslenmek olabilir. Başkasına faydalı olmak da çok iyi geliyor. Başkasına faydalı olurken de umut oluyor insanda. Gençlere umut vermek, teşvik etmek çok önemli. Ben Azra olarak bunu yapmaya çalışıyorum. Dilerim ki her birimiz bu çabayı göstersin. Bunun için pes etmemek gerekiyor.

H.D.: Başkalarını iyi yola sevk etmek aslında insanın yaşaması için en güzel şey. Ben genç yaşımdan beri bunu yapmaya çalışıyorum. En önem verdiğim şey insan yetiştirmek. Şu önemli; birine bir şey öğretmek bütün dünyayı aydınlatmak demek.

Hafta içi oyun ve turne, hafta sonları da Dormen Akademisi’ndeki derslerle dolu günlerin ardından pandemi ve şimdi yepyeni projelerle karşılıyorsunuz bizi.

H.D.: “Bu da Bir Yaz Öyküsü” müzikal komedi iki perde. Bir yaz hikâyesi, eğlenceli bir oyun. Pandemi döneminde Cengizhan Eminoğlu ile birlikte yazdık. Dormen Akademi olarak yapıyoruz oyunu. Dormen akademi öğrencileri oyunda rol alacak. Eylülde provalara başlamayı planlıyoruz.  

Bu birlikte ilk projeniz değil. Yollarınız nasıl kesişti?

A.A.: Profesyonel anlamda ilk kez “Her Şey Mümkün” filminde birlikte yer aldık. Daha sonra Haldun Bey’in sahnelediği “Daha Neler” adlı tiyatro oyununda oynadım.

H.D.: Ben Azra’nın oynamasını istedim. Ekranda işlerini görüyordum, röportajlarından biliyordum. O günlerden sonra bugün de yeni proje için beraber çalışıyoruz. 

A.A.: “Daha Neler” için davet edilmek çok gurur vericiydi. Heyecanlıydım sahneyi onunla paylaşmak demek kendini geliştirme fırsatı yakalamış olmak demekti. Ekip olmak çok öğreticiydi.

H.D.: Bizim daha önce oynadığımız bir oyundu bizim çok fazla çalışmaya ihtiyacımız yoktu. Azra’yı yetiştirmeye çalıştık. Şimdi yeni oyunla hepimiz birden yeni baştan başlıyoruz.

“Benimle paylaşmıyorsun”

Ekranlarda birçok yapımda rol aldınız, dans yeteneğinizle yarıştınız ama bazen sadece isminizin önüne Dünya Güzeli yazılıyor. Diğer alanların geride bırakılması gibi bir his uyandırıyor mu sizde?

A.A.: Kendim farklı görüyorum, yaşıyorum. Baleyle tanıştığımda 4 yaşındaydım. Hollanda’da 16 yaşına kadar bale eğitimi aldım. O okulumda sahnemiz vardı, her sene bir oyun sergiliyorduk, dekorları ben hazırlardım. Yan flüt çalıyorum. Oyunculuk konusunda LAMDA’ya gittim yazın Shakespeare eğitimine katıldım, sınava girdim ve kazandım ancak iki sene sürecekti başka sorumluluklarımdan dolayı gidemedim. Bazı fırsatları yakalamış olabilirim ama tiyatro konusunda daha çok hedefim var. Potansiyelimi göstermek istiyorum.

H.D.: Bence bu müzikal Azra için çok iyi fırsat olacak. Dansının, şarkısının yanı sıra daha önemlisi oyunculuğunu gösterecek. Önemli bir rol oynuyor. Hayata küskün bir kadının yeniden aşkını bulmasını oynuyor. Rolün bir yerden bir yere gidişi var. Onun için iyi bir yolculuk olacak.

A.A.: Ben de öyle bakıyorum zaten Haldun Bey’le aynı sahneyi paylaşmak zaten bence başlı başına kilometre taşı.

H.D.: Benimle paylaşmıyorsun. Ben oynamıyorum. Artık sahne oyunculuğunu bıraktım. 670 kere Moliere (Kibarlık Budalası- Mösyö Jourdain) oynadıktan sonra artık bıraktım ama şöyle bir şey televizyonda bir tane konuk sanatçı olur enteresan bulacağım bir rol ise o zaman oynarım ama devamlı oynamam.

Bir oyuncu için dans etmek ve şarkı söylemek olmazsa olmaz mı?

H.D.: Dans etmeyi öğrenmek çok önemli. İlle sahnede dans etmezsiniz ama elinizi kolunuzu nasıl kullanacağınızı öğrenirsiniz. Ben New York’ta çok önemli hocaların okullarında ders aldım. Bugün elimi nereye koyacağımı düşünmüyorum sahnede. Şan dersi almak faydalı. Müzikli oyunda şarkı söylemesi icap edebilir. Güzel sesli olmasa bile. Benim bir müzikalimde Selçuk Yöntem sesi güzel değildir ama müthiş sükse yaptı çok da güzel söyledi şarkıları çünkü müzikalde şarkı söylemek orada duyguyu anlatmak gerekiyor melodiyi anlatmak değil.

Bir yaz hikayesine yolculuk

“Kafamda hep plan yaparım”

Önümüz bayram ekrandan ekrana kutlama bir pandemi gerçeğiydi. Siz pandemide sevdiklerinizle Zoom sohbetleri yaptınız mı?

H.D.: O dönem hepsiden uzak kaldım. Bir kısmı Londra’da bir kısmı Amsterdam’da, sonra geldiler ama yine de görüşemiyoruz. Oğlum 15 günde bir gelir annesini ve beni görür. Ben kızıyorum telefonlara ama o ekran görüşmeleri oldu tabii. Bazı yerlerde çok önemli. Telefon iyi ki var diyoruz bir yandan da keşke olmasaydı. Telefon bazılarının kişiliklerinin bir parçası olmuş.

İçinden geçtiğimiz yorucu zamanların sizi de umutsuzluğa sürüklediği oldu mu?

A. A.: Annem Hollanda’da, eşimin ailesi İpsala’da babam da Bodrum’daydı. O dönemde görüşemedik. Daha çok kendimize döndük. Tempodan, koşturmadan sonra durmanın ve bir arada olmanın keyfini çıkarmaya çalıştık. Çalışmalarımız devam etti bu arada. Faydamız kime dokunabilir diye düşündük. Üniversitelerle söyleşiler yaptık, gençlerle bir araya geldik. Onların hayallerini dinledik.

H.D.: Umutsuzluk hissi bende hiç yoktur. Varsa bile anlıktır. Kafamda hep plan yaparım. Organize ederim her şeyi, bazı şeyler istediğim gibi olmaz ama öyle bir plan yapmışımdır ki; o olmazsa, bu olur.

Peki her zaman bir B planınız var mıdır?

H. D: Başka çare yok.

Ekimde yüz yüze dersler başlıyor

Haldun Dormen’in Onursal Başkanı olduğu Dormen Akademi iki yıl önce hayata geçti. Kurucusu Dormen ekolünde yetişmiş, onun rejisinde çalışmış olan Hüseyin Gülhuy. Pandemide öğrencileriyle irtibat halinde olan akademide online derslere özel sınıflar açıldı. Online olarak ses nefes diksiyon sınıfları oluşturuldu. 9-15 yaş grubu için Müzikallere Selam sınıfı. 8-12 yaş grubu için Çantada Sanat sınıfları hayata geçti. Akademide müzikal ve oyunculuk bölümünde ders veren Haldun Dormen ekim ayında yüz yüze derslere başlayacak.

Bir yaz hikayesine yolculuk

 

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler