Geri Dön
PazarBodrum lezzete koşuyor

Bodrum lezzete koşuyor

Sofralara daha fazla balığın sağlıklı yöntemlerle ulaşmasını sağlamak için geliştirilen projenin izinde Bodrum’dan haberler getirdim

Bodrum lezzete koşuyor

Zeynep Kakınç - Deniz kum ve güneş beldesi Bodrum, gastronominin de popüler destinasyonu olma yolunda. Papermoon, Hakkasan, Lucca ve Maria’s Restoran gibi ünlü yeme içme markaları, Bodrum’da yeni yerlerini açtı. Ünlü restoranlar grubu Sunset Hospitality’nin ilk otel koleksiyonu Mett Hotels&Resorts Bodrum’u Haremtan Koyu’nda açması da bölgenin dünya turizminde ne kadar ön planda görüldüğünün bir göstergesi. Mett Hotel’den söz etmeden önce, gündemdeki öneminden ötürü, Metro’nun balıkçılığın sürdürülebilirliğini desteklemek ve balık tüketimini artırmak amacıyla Bodrum’da hayata geçirdiği balık çiftliğini anlatmak istiyorum. Metro Türkiye’nin öncülüğünde, Hatko Su Ürünleri ve Skretting’in katkılarıyla hayata geçirilen “Yediği Önünde, Yemediği Yarında” projesinde, Türkiye’de endüstriyel boyutta ilk kez levrek ve çipuranın yetiştiriciliğinde alg yağı içeren yem kullanılıyor. Bunun ne anlama geldiğini Metro CEO’su Sinem Türüng, “Bu özel yem sayesinde 150 ton balık üretiminde, 180 ton deniz balığı kurtarılmış oluyor. Bu da, 30 bin kişinin yıllık balık ihtiyacının karşılanması anlamına geliyor” diye açıklıyor.

Sürdürülebilir ve sağlıklı bir balıkçılık için, balıkların yemi ve yetiştirildiği ortam büyük önem taşıyor. Yemlerin büyük kısmı balık yağı ve unundan oluşuyor. Yeni nesil yemlerse somon, alabalık gibi balıklara verilen Omega-3 kaynağı olma özelliğini taşıyor. Türkçesi su yosunu olarak geçen alg, dünyadaki oksijenin de yaklaşık yüzde 70-80’ini üretiyor.

Bodrum lezzete koşuyor

Metro’nun projesinde; kafeslerde metreküp başına 8-10 kilogram balık bulunuyor. Böylece az stres altında balık refahı artıyor, tezgâha lezzetli, sağlıklı ve “mutlu” balıklar konuluyor.

Menüde öne çıkanlar

Folie’nin Nisuaz salatasını özellikle tavsiye ediyorum. Tam bir Güney Fransız tatil lezzeti olan salata konfi ton balığı ile yapılıyor. Hafif akışkan kıvamdaki yumurtası, dişe gelen kuşkonmazlar, tabakta dans eden yeşillikler ve leziz patatesiyle her şey tam da olması gerektiği gibi. Eminim Türk sokak lezzetlerini çok seven Pedro Şef, yakın zamanda menüye bizden de farklı tatlar ekleyecektir.

Sürdürülebilir balıkçılık

Balık çiftliklerine karşı önyargılıyız. En yaygın efsane; bu balıkların sağlıksız ve lezzetsizliği. O yüzden çiftlik üretimleri genellikle fiyatı için tercih edilir. Açıkçası ben de böyle düşünenlerdendim. Bu projeyi dinleyip biraz da araştırınca bakış açım değişti. Elbette konu denizlerimizin sunduğu lezzetten vazgeçmek değil, ama küresel ölçekte denizlerin durumu da ortada. Doğayı hor kullandık; imdat çığlıkları ciddiye alınmadı ve sayısız tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Projenin, Sinem Türüng’ün belirttiği gibi, ülkemizde sürdürülebilir balıkçılığın gelişimine destek olması; sofralara daha fazla balığın sağlıklı yöntemlerle ulaşmasını sağlaması ve ekonomiye katkıda bulunmasını umut ediyorum.

Bodrum lezzete koşuyor

Bu Coelho başka

Mett Hotel’e gelirsek restoranları iddialı. Klasik ve yenilikçi mezeleriyle Otto; Asya mutfağıyla Mood Bodrum ve Folie. Folie, tam bir Akdeniz plaj restoranı. İspanyol, İtalyan, Fransız mutfaklarından klasiklere, Akdeniz’den bolca deniz ürünü eşlik ediyor. Sade provensal tabaklar, büyük porsiyonlar sunuyor. İstakozlu tagliatelleden istiridyeye, beef tartardan pizza tartufoya damaklardan silinmeyecek tatlar mevcut. Mutfağın başında ise aralarında 2 Michelin yıldızlı Hotel Vila Joya’nın da bulunduğu birçok ünlü işletmenin başında olan Portekizli şef Pedro Miguel Coelho var. Mutfak danışmanı deniz ürünleri ve Akdeniz mutfağı uzmanı Fransız Maxime Le Van.