Geri Dön
Pazar“Büyük cümleler yerine küçük adımlarla gideceğim”

“Büyük cümleler yerine küçük adımlarla gideceğim”

UNDP Türkiye tarafından “Yoksullukla Mücadele Savunucusu” ilan edilen Yusuf Yazıcı, “Bu yola çıkarken amacım yoksul insanlara yardım etmek değil, yoksulluğu nasıl ortadan kaldırabiliriz sorusuna cevap aramak” diyor

“Büyük cümleler yerine küçük adımlarla gideceğim”

Seyhan Akıncı - Çocukken kağıtlara yazdığı hayallerini yaşayan biri şimdi Yusuf Yazıcı. Maddi imkansızlıklar yüzünden okula ya da antrenmana giderken dolmuşa binmek yerine yürüdüğü günler geride kaldı. Artık adımlarını dünyadaki gelir adaletsizliğinin altını çizmek için atıyor. Milli Takımımızın ve Lille’in yıldız forveti bir yandan kulübüyle şampiyonluğa koşuyor diğer yandan kendisi kadar şanslı olmayanlar için mücadele ediyor. Hem de Victor Hugo’nun “Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk” sözleriyle tariflediği biçimiyle. UNDP Türkiye tarafından Yoksullukla Mücadele Savunucu ilan edilen ilk Türk sporcu olan Yusuf Yazıcı ile bunun kendisi için ne anlama geldiğini, neler yapacağını ve pandemi günlerinde hayatı konuştuk. 

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından “Yoksullukla Mücadele Savunucusu” ilan edildiniz. Ülkemizden ilk defa bir sporcu bu unvana layık görüldü...

Benim için çok büyük bir onur, aynı zamanda çok önemli bir sorumluluk. Yoksulluk, insanlık tarihinin en temel sorunu. BM Kalkınma Programı’nın beni böyle karmaşık bir sorunla olan mücadelesine katkı sağlayabilecek bir sporcu olarak görmesi beni çok mutlu etti. Kişisel deneyimlerimi, BM Kalkınma Programı’nın bu alandaki bilgisi ve imkânları ile birleştireceğim için çok heyecanlıyım. Bu aynı zamanda bana da çok büyük katkı sağlayacak bir süreç olacak, uluslararası çapta farklı bir deneyim benim için. En nihayetinde yaşam, deneyim demektir.

İmza töreninde büyük cümleler yerine, küçük adımlarla ilerleyeceğinizi açıkça belirttiniz. Bu iş birliği doğrultusunda neler yapmayı planlıyorsunuz?

Yoksulluk küresel, soyut ve tek bir yöntemle çözemeyeceğimiz karmaşık bir konu. Yoksulluğun tanımı yaşadığımız mekana ve zamana göre değişebildiği gibi, aynı zaman diliminde farklı ülkelerde farklı kriterlere göre de değişebiliyor. Nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda ahkam kesmek doğru değil. O nedenle öncelikle bu büyük problemi küçük, sınırları belirli, kontrol edebildiğimiz parçalara bölmemiz gerekiyor. Bu küçük parçalar üzerinde deneyler yapmamız, hangi yöntemin işe yaradığından emin olmamız ve bu yöntemi sürekli hale getirmemiz gerekiyor. Öncelikle bu sorunun nedenlerini çok iyi anlamak istiyorum çünkü bu gibi konularda en büyük hata genelleme yapmaktır, bunu asla yapmayacağım, bu yüzden beni büyük cümleler kurarken değil, iş yaparken göreceksiniz. Bir noktanın iyi anlaşılması gerekiyor. Bu yola çıkarken amacım yoksul insanlara yardım etmek değil, yoksulluğu nasıl ortadan kaldırabiliriz sorusuna cevap aramak. Benim için yoksullukla mücadele, bir yardımseverlik amacı değil, adaletin ve barışın sağlanabilmesi için çaba göstermek.

Yoksulluk çok karmaşık bir sistem tarafından besleniyor, küresel salgınla daha da derinleşti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yoksulluğun artmasının sebepleri arasında küreselleşme, nüfus artışı, ekonomik kriz, kaynakların etkin kullanılmaması, sosyal güvenlik sistemlerinin yetersizliği ve doğal afetler gibi birçok sebep var. Ancak esas nedeni adaletsizlik. Dünyadaki en zengin 42 kişinin mal varlığı, dünya nüfusunun yarısının mal varlığından fazla. Dünyanın en zengin 10 ülkesinin toplam geliri, en fakir 10 ülkenin gelirinin tam 77 katı. Gelir dağılımındaki eşitsizlik, insanların hayatlarını sürdürebilmesi için gereken sağlık ve eğitim gibi hizmetlere erişimleri konusunda eşitsizliklere neden oluyor. Böyle olunca da, daha düşük eğitim ve sağlık imkanına sahip insanlar, diğerlerine göre iş fırsatları konusunda daha az seçeneğe sahip oluyor. Bu kısır döngü de aradaki uçurumun iyice açılmasına yol açıyor. Küresel adaletsizliğin bu kadar rahatsız edici boyutlarda olması beraberinde birçok sosyal problem getiriyor; din, dil, ırk, cinsiyet ayrımcılığı, çatışmalar, savaşlar… İçinde bulunduğumuz salgın, her birimizin sağlığının, mutluluğunun, güvenliğinin başkalarından geçtiğini gösterdi. Dezavantajlı grupların bu gibi durumlardan orta ve üst ekonomik sınıflara göre daha çok etkilendiğini gözler önüne serdi. Sadece yaşam tarzımızı değil, kurulu düzenleri de sorgular hale geldik. Bu farkındalık bile önemli bir adım.

Küresel bir amaç için çok önemli bir rol üstlendiniz. Bunun dışında bireysel olarak nelere dikkat ediyorsunuz?

Hiçbir zaman varlıklı bir ailenin çocuğu olmadım. Orta alt gelirli bir ailede büyüdüm. Ekonomik sıkıntılar hep hayatımızın bir parçasıydı. Dönem dönem maddi zorluk yaşadığımızda babamın bize fark ettirmemek için kendisinden kısıp bize harcadığını bilirdim. Bu yüzden okula veya antrenmana giderken verdiği harçlıkları biriktirirdim. Dolmuşa binmezdim, yürürdüm. Hiçbir zaman talepkar bir çocuk olmadım. Bir şey almak istediğimde, söylemez onun yerine kağıtlara yazıp saklar, büyüdüğümde aileme her istediklerini alabilecekleri bir hayat sunacağım diye yemin ederdim. Öyle de oldu. Çok çalışarak genç yaşta aileme her türlü imkana sahip olabilecekleri bir hayat sundum. Yardım almak nedir, yardım etmek nedir, küçücük bir destek ne kadar büyük hayallere giden yolun önünü açabilir, hepsini deneyimledim. Bu yüzden elimdekilerin değerini çok iyi biliyorum. Kazandıklarımı doğrudan harcamak yerine, uzun vadeli birikimler yapmayı tercih ediyorum. Bir eşyaya ihtiyacım yoksa almamaya, elimdekiler eskiyene kadar kullanmaya özen gösteriyorum. Bireysel olarak hayatlarımızda yaptığımız değişikliklerin çok büyük etkisi olmadığını düşünüyoruz fakat çevremizde bir kişiye bile gelir eşitsizliği ve yoksulluğun ne denli büyük bir problem olduğunu anlatmayı başarırsak, sorunun çözümünde aksiyon almak isteyen bir insan daha katmış oluruz.

“Büyük cümleler yerine küçük adımlarla gideceğim”

“Yabancı dil eğitimime yoğunlaştım”

Dünya uzun süredir salgınla mücadele ediyor. Pek çok insanın sevdiklerini kaybettiği bu dönem size ne öğretti? Ne tür izler bıraktı sizde?

Pandemi hepimize özgürlüğümüzün, sevdiklerimizle birlikte olabilmenin ne kadar değerli olduğunu, sahip olduklarımızın aslında gerçekten bizim olmadığını hatırlattı. Hayatın para, mal, mülk ve şöhretten ibaret olmadığını, bunların gelip geçici olabileceğini bir kez daha anladım. Hayat paraya, üne sahip olmak değil, bunlara sahip olduktan sonra ne yapacağınla ilgili aslında, güce sahip olduğunda adaletli olmak, aldıklarını bir değer yaratarak geri verebilmek, ihtiyacı olanlara yardım eli uzatabilmek ve benim kadar şanslı olmayanlar için şans yaratmak.

Öte yandan, hepimiz bu süreçte hayatta kalmak için farklı formüller geliştirdik. Siz karantinada neler yaptınız?

Ben birçok insana göre çok kısa bir süre işimden ayrı kaldım. Sonrasında alınan önlemlerle birlikte antrenmanlara, maçlara, seyahatlere geri döndük. Bir yandan ligde şampiyonluk yarışı, diğer yandan Avrupa Şampiyonası hazırlıkları. Her gün testler, seyircisiz maçlar hayatımızın bir parçası oldu. Futbolsuz geçen o kısa dönemde, formumu korumak zorunda olduğum için çok yoğun çalıştım. Yabancı dil eğitimime yoğunlaştım. Kulübümün organize ettiği yardım etkinliklerinde yer aldım. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile yapacağımız iş birliği için hazırlık süreci geçirdim; çok okudum, araştırdım.

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler