Geri Dön

“En büyük düşmanımız iç güdülerimiz”

“Vahşi Şeyler” adlı dizide Nurgül Yeşilçay’la başrolleri paylaşan Selim Bayraktar, “Evlilikte ahlak kurallarıyla ilerliyoruz. Ama biyolojisinin önüne geçemeyenler de oluyor. Aslında savaşmamız gereken en büyük düşmanımız iç güdülerimiz” diyor

“En büyük düşmanımız iç güdülerimiz”
Özlem Ülkü

Selim Bayraktar’ı yıllardır hem tiyatrodan hem televizyon ekranlarından hem de beyazperdeden tanıyoruz. Yıllarca Antalya’da yaşayıp, sahnelerin aranan ismi olan Bayraktar, 2011’de başlayan Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Sümbül Ağa karakteri ile hafızalara kazındı. Oyuncu, şimdi yükselişe geçen dijital platformlardan biri olan Exxen’de “Vahşi Şeyler” adlı diziyle karşımızda. Smart komedi olarak adlandırılan türde Nurgül Yeşilçay’la başrolü paylaşan oyuncu, canlandırdığı Bora’nın, eşini aldatmasını, kendisine yalan söylemek olarak görüyor: “Bir insana karşı duygunuz bittiyse ayrılmanız, yolunuza devam etmeniz gerekiyor. Ben yaptım. Gidebilmelisin dedim kendime.”

Pandemi nedeniyle unutulmaz bir yılı geride bıraktık. Size etkileri neler oldu?

Bugünler, bizim geçmişte ektiklerimiz. Şimdi onları biçiyoruz. Yaşadıkları karşısında yılları suçlayan insanları da tuhaf buluyorum. Hissettiğim bugünlerde gerçekliğimizin değişmesi ve korkularımızın farkına varmamız. Artık bir araya geldiğimizde tedirgin oluyoruz. Korkularımız çoğaldı. Ben de iki ay önce yakalandım bu hastalığa.

Neler yaşadınız peki?

10 gün hastanede kaldım. 5 gün evde sadece ateşim varken 6. gün merdivende bayıldım. Ciğerlerimde tutulma oldu ve oksijene bağlandım. Telefon çaldığında elimi uzatamıyordum. Ölüyor gibi oluyorsun bir nebze. Her şeyi bırakabiliriz; evimizi, arabamızı ve hatta sevgilimizi. Ama sağlık bambaşka.

Yeni projenizden konuşmadan önce “Muhteşem Yüzyıl”ı sormadan olmaz. Sümbül Ağa karakteriniz, dizi tarihinin unutulmazlarından oldu. Sizde nasıl bir yeri var?

“Muhteşem Yüzyıl”, herkes için çok fenomendi. Hâlâ bana Sümbül Ağa diye seslenenler oluyor. Eşik atlatan bir iş oldu bütün sektöre. Hem görüntü hem senaryo anlamında. Çünkü artık öyle bir örnek vardı karşılarında. Ekiptekilerle hâlâ konuşur, hal hatır sorarız. İyi ki dediğimiz çalışmalardan.

Şimdi Exxen’de “Vahşi Şeyler” adlı dizide rol alıyorsunuz. Neden smart komedi olarak adlandırılıyor proje?

Komediyi komedi yapan şey, rutin olan şeyin aniden kırılmasıdır. Mesela yolda yürüyen biri aniden ayağı kayınca düşer. Buna gülersiniz ya da gülmezsiniz ama komik bir an yaratır.  Beklenmedik bir anda gelen zekice bir cümle de güldürür. Fiziksel durumda oluşan komedi zihinsel durumda da oluşabilir. İşte bu smart komediyi getirir. Yani kelimeler, cümleler kırılma yaşatır size. Dizide de o ani bükülmeleri sıklıkla görebiliyor izleyiciler. İzlendikçe daha da çok sevilecek üstelik.

Canlandırdığınız Bora, eşini aldatıyor. Günümüzde daha da sık görür olduğumuz, ilişkilerin en büyük sorunlarından biri de bu iken sizi düşündüren yanları oldu mu?  

Hayat, bize ahlakı, sınırlı konuşmayı, toplum kurallarına uygun hareket etmemizi önerdi. Fakat bizim fiziksel beynimiz hâlâ milyonlarca yıl önceki serengetide olduğu için bazı uyumsuzluklar oluyor. Evliliğe kendimizi eğitmiş olduğumuz bilgilerle, ahlak kurallarıyla adım atıyoruz. Ama o biyolojinin önüne geçemeyenler de oluyor. Aslında savaşmamız gereken en büyük düşmanımız iç güdülerimiz. Aslında güdü değil bizim gerçekliğimiz. Ama işte evliliğe gelince, girdiğimiz çerçeve çok zor oluyor. Çok iyi bir adam ve mükemmel bir kadın olmak. Ama bunların da sınırı oluyor. Çünkü iradenin de sınırı var.

Yani siz Bora ve onun gibileri aklayabiliyor musunuz?

Tabii ki amacım Bora’yı aklamak değil. İçinde bulunduğu evlilik kurumu onu yalana itmiş. Belki kısa süre sonra öleceğini bilmesinin de etkisi vardır. Benim düşünceme göre bir insana karşı duygunuz bittiyse, başkalarından hoşlanabiliyorsanız, ayrılmanız, yolunuza devam etmeniz gerekiyor. Yani gidebilmeli de insan. Ben yaptım bunu. Gidebilmelisin dedim kendime. Aldatmak, yalan söylemek demektir. Ama Bora, biyolojisiyle savaşıyor ve savaşı biyolojisi kazanıyor. Bu kavram da yaşanılan normlardan dolayı oluştu. Verdiğimiz tepkilere bakınca, güncellenmemiş olduğumuzu görüyoruz. Evlilik de güncellenmedi.

“En büyük düşmanımız iç güdülerimiz”

“Beden kıvraksa karakter de kıvrak olur”

Spor, hayatınızda büyük yer tutuyor. Jimnastik ve budokon yoga üzerine de eğitim almışsınız...

Oyuncularda hareketli olanı, vücudunu çalıştıranı ekrandan tanırsın. Mesala çoğu arkadaşımı izlerken bedenlerinin çok yorgun olduğunu hissediyorum. Beden ne kadar kıvraksa oynadığı karakter de o kadar kıvrak olur. Kalas gibi olmuş bir beden kıvrak bir cümle sunamaz. Cameron Shaynei, Jiu-Jitsu’nun kurallarını yeniden yaratmış, insan bedeninin hareketliliğinin farkına vardırmış. Üç yıl önce Türkiye’ye geleceğini öğrenmiştim. Beş gün boyunca günde 9 saatlik bir eğitimi vardı. Ben de onu yakalayabilmiştim. Orada bütün korkularımızı ortaya döküp rahatlama şansımız olmuştu.

Bir de kaykay tutkunuz var. O da çok sık gördüğümüz şeylerden değil.

Türkiye’de ilk uçurtma sörfü yapanlardan biriyim. Birkaç arkadaşımla malzemeleri getirtip, başlamıştık. Sonra board’la ilgili ne varsa, yapmaya devam ettik. Dört yıl önce başladım. Çünkü işlerden dolayı sörf yapmaya gidemiyordum. Şimdi board’um arabamın arkadasında durur hep. Aslında burada olay adrenalin, bende biraz bağımlılık derecesinde var.

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber