Geri Dön
Pazar“En üst noktaya gelmek için aşık olmak gerek”

“En üst noktaya gelmek için aşık olmak gerek”

Aerobik cimnastik tek kadınlarda Türkiye’ye ilk dünya şampiyonluğunu getiren milli sporcu Ayşe Begüm Onbaşı, “Cimnastik hem yeteneğin hem de çalışmanın bir arada olması gereken bir branş. İkisi bir araya gelince evet başarı elde ediliyor ama en üst noktaya gelmek için yaptığınız işi sevmek, hatta aşık olmak gerek” diyor

“En üst noktaya gelmek için aşık olmak gerek”

Ceyda Ulukaya - Ayşe Begüm Onbaşı, 11 yaşından bu yana aerobik cimnastik branşında milli sporcu olarak sürdürdüğü spor kariyerinde bir ilke daha imza attı. 19 yaşındaki Red Bull sporcusu, geçtiğimiz hafta Bakü’de düzenlenen Aerobik Cimnastik Dünya Şampiyonası’nda ilk kez büyükler kategorisinde yarıştı ve hayranlık uyandıran performansıyla bireysel kadınlar kategorisinde Türkiye’ye ilk altın madalyayı kazandırdı. Böylesi bir başarı elbette buzdağının görünen kısmı; arkasında çocukluktan itibaren gece gündüz demeden çalışmak, asla pes etmemek ve en önemlisi yaptığı işi sevmek var. Genç sporcu Onbaşı’yla, kariyerinin dönüm noktalarından yarışma heyecanına, “Rüyalarımda bile yarışıyorum” diye özetlediği başarı formülünü konuştuk. 

Önce yarışma atmosferini ve biraz da yarışma psikolojini konuşalım mı?

Yarışmaya gitmeden önce çok uzun bir hazırlık sürecimiz oldu. Geçen yıl haziran ayından bu yana en büyük hedefimiz dünya şampiyonasıydı ve onun için çalışıyorduk. Koreografim 2019‘dan beri belliydi, üzerine daha fazlasını koyduk ve birkaç gömlek üste çıkardık. Özellikle Türkiye Şampiyonası’ndan sonra çalışmalar daha da yoğunlaştı. Günde 8-9 saatlik antrenmanlardan bahsediyoruz. O süreci atlattıktan sonra mental olarak da fiziksel olarak da hazırdım açıkçası. Yarışmaya çıkmadan önce normalde elimi ayağımı sarsan bir stresim olur ama bu kez hiç öyle olmadı. Sadece çıkıp işimi yapmaya odaklandım. Tabii ki içimde uçuşan o tatlı kelebekleri hissettim ama yarışmaya gerçekten hazırdım. Seriye çıkmadan önce kendime sadece elimden gelenin en iyisini yapma sözü verdim. Bir puan ya da derece hedefim yoktu, sadece oraya çıkıp kendi gücümü ve Türk kadının gücünü göstermek istedim. Onu yapınca da madalya ve dereceler geliyor zaten.

Büyükler kategorisinde ilk altın madalyayı aldınız. El ayak sarsan heyecan da aşılmış, “Artık büyüdüm” diyor musunuz?

Bilmiyorum, buna büyümek mi yoksa biraz daha profesyonelliğe adım atmak mı denir.  2016’da da aynısını hissetmiştim, sanırım başaracağımı hissettiğim için onun rahatlığıyla yarışıyorum; çünkü rahat olarak yaptığımız seriyle stresli yaptığımız seri arasında her zaman fark oluyor. Stres insana hata yaptırıyor. Dışardan bakan birinin anlayamayacağı çok büyük hatalar yapabiliyoruz. Her hareketi mükemmel yapmamız gerekiyor ki bizi başarıya ulaştırsın.

Bu başarının pandemiye rağmen kazanıldığını da vurgulayalım. Kapanmalar ve yarışma iptalleri süreci sizi nasıl etkiledi?

Pandemide aslında fiziksel performans kaybından çok mentalimizi kontrol altında tutmak bizi zorladı; çünkü şöyle oluyordu: Antrenmanlara gidiyoruz, bir gün deniyor ki Portekiz’deki Dünya Kupası iptal oldu, eve dönüyoruz, morallerimiz çok bozuk. Ertesi gün gidiyoruz, Avrupa Şampiyonası iptal oldu deniyor. Ertesi gün Dünya Şampiyonası ertelendi derken hedeflerimiz tek tek düşmeye başladı ve önümüzü göremez olduk. Sadece antrenman yapacağız ve duruma göre yarışmalara hazırlanacağız derken kapanmaya girdik. 3 ay tam kapandık. Geçen yıl 1 Haziran’da tekrar antrenmanlara başladık ve 2021 mart ayına kadar da yarışmadık. Sürekli antrenman yapıyoruz ama yarışma yok, hedef yok. O psikolojiyi yönetmek en zor olan kısımdı.

Nasıl yönettiniz peki?

Aslında Red Bull’un sağladığı bir spor psikoloğuyla çalışıyorum. Psikolog sadece bir mental bozukluk olduğu zaman başvurulması gereken kişi diye algılanıyor ama öyle değil; çünkü mevcut mentalimizin dayanıklılığını artırmak ya da antrenman tekniklerimizi geliştirmek adına da çok faydalı; ki ben özellikle pandemi döneminde çok faydasını gördüm. Yarışmaya bu kadar rahat çıkmam da bu sayede oldu diye düşünüyorum. Bu, spor psikologlarının Türkiye’de artması gerektiğini gösteriyor bence; çünkü son anda artık yarışmaya gittiğimizde yaptığımız iş, yüzde 10 fiziksel yüzde 90 mental performans gerektiriyor. Oraya çıktığımızda artık yapabileceğimiz tüm antrenmanları yapmış oluyoruz haliyle. Önemli olan stresi yönetmek ve o süreç içinde iyi mücadele etmek; çünkü oraya favori olarak da gitmenin zorlukları var.

Ne gibi?

Yarışmaya gitmeden önce herkes şampiyon olmamı beklediğini dile getirmişti. Bu süreci de bu beklentilere değil, kendi performansıma odaklanarak yönetmeye çalıştım ve faydasını gördüm. Çünkü belli bir somut hedef üzerine gittiğim zaman strese girip hata yapabiliyorum. O yüzden her yarışmaya çıktığımda kendime şunu hatırlatıyorum: Elinden gelenin en iyisini yap, bu zaten seni başarıya götürecek.

Buna başarının formülü de diyebilir miyiz?

Hem bu hem de çalışmak tabii. Cimnastik hem yeteneğin hem de çalışmanın bir arada olması gereken bir branş. İkisi bir araya gelince evet başarı elde ediliyor ama en üst noktaya gelmek için yaptığınız işi sevmek, hatta aşık olmak gerekiyor; çünkü kimse beni sevmediğim bir iş için 8-9 saat salonda tutamaz, 7/24 bu işe odaklanmamı bekleyemez. Gecemde gündüzümde cimnastik var. Gece uyurken bile kafamda aerobik dönüyor, sabah uyanır uyanmaz yaptığım ilk iş oluyor.

Rüyalar da buna dahil mi?

Yarışmaya 1 ay kala zaten sürekli rüyalarımda yarıştığımı görüyorum. Her seferinde antrenmandaki performansıma bağlı olarak rüyamdaki performansım da değişiyor. Antrenman biraz kötü geçtiyse rüyamdan “Ah şurada hata yaptım” diye uyanıyorum ve sabah hemen not alıyorum. Rüyalar da bu sürecin çok önemli bir parçası bence.

“Düşe kalka öğreniyoruz”

Bu kadar başarılarla dolu bir spor kariyerinin dönüm noktaları neler oldu?

İlk dönüm noktası kesinlikle, çocukluğumda İspanyol bale öğretmenim Maria’yla karşılaşmamız. Onun ailemi cimnastiğe yönlendirmesi ve ailemin bana inanıp destek çıkması; çünkü o süreçte Akhisar’dan Manisa’ya gidip gelmem gerekiyordu ve ailem bana inanmasa böyle bir destekte bulunmazdı. Bir de 2014’te katıldığım ilk dünya şampiyonası önemli bir dönüm noktası oldu. Elemeden finale birinci olarak kaldım ama finalde hata yapıp düştüm ve 6. oldum. Tabii yarışmanın arkaplanında sakatlanma dahil sayamayacağım kadar olumsuzluk yaşamıştık ve bugünden bakınca 12 yaşında, iki saatlik uykuyla yine de başarılı bir performans sergilemiştim ama dünya şampiyonası gibi büyük bir arenada böyle bir düşüş yaşadığım için o dönem kendime çok kızdım tabii. Ve sonrasında gerçekten çok çalıştım, her hareketimi mükemmelleştirmek üzere daha fazla teknik geliştirdim. Daha sonra hiç mi düşmedim, tabii düştüm ama spor zaten düşe kalka öğrenilen bir iş. Hata yapmadan öğrenemeyiz.

“En üst noktaya gelmek için aşık olmak gerek”

Birinciliklere doymuyor

2013’te 12-14 yaş grubu kategorisinde ilk Türkiye şampiyonluğunu elde etti.

2016’da Güney Kore’de düzenlenen 14. Dünya Aerobik Jimnastik Şampiyonası’nda 15-17 yaş kategorisinde altın madalya kazandı.

2017’de İspanya Guadalajara’daki 2. Akdeniz Şampiyonası ve Portekiz Cantanhede’deki 7. Uluslararası Açık Müsabaka’dan toplam üç altın madalya ile döndü.

2017’de İtalya Ancona’da düzenlenen Aerobik Jimnastik Avrupa Şampiyonası’nda Genç Kadınlar Bireysel kategorisinde altın madalya daha kazandı.

2019’da Portekiz’in Cantanhede kentinde düzenlenen Aerobik Cimnastik Dünya Kupası’nda Büyükler Tek Kadınlar kategorisinde birinci oldu.

2021’de Manisa’da düzenlenen Aerobik Cimnastik Türkiye Şampiyonası’nda yetişkinler tek, çift ve trio kategorisinde 3 altın madalya kazandı.

2021’de Bakü’de düzenlenen Aerobik Cimnastik Dünya Şampiyonası’nda Büyükler Tek Kadınlar kategorisinde altın madalya aldı.

“Her başarım kadınlara armağan”

Şampiyonluk konuşmalarınızda “Türk kadının gücünü dünyaya gösterdik” vurgusunu ihmal etmiyorsunuz...

Ben zaten her başarımı Türk kadınlarına armağan ediyorum. Bu kez aerobik cimnastikte, büyükler kategorisinde ve tek kadınlarda kazanılan ilk altın madalya olması nedeniyle özellikle kadınları vurguladım. Tabii madalyayı boynuma ben astım ama arkamda kocaman bir ekip var. Beni antrenmanlarda motive eden takım arkadaşlarım, antrenörüm, ailem, sponsorlar, büyüklerimiz, federasyon, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, hepsinin çok büyük desteği var. Bu başarı hepimizin.

Şu anki sevincini bize nasıl tarif edersin?

Takdir edilmek çok güzel, mutluluk verici. Aslında vermiş olduğumuz emeklerin karşılığını alıyoruz gibi hissediyorum açıkçası, çünkü gerçekten çok çalıştık, uzun ve meşakkatli bir yoldu. Bayrağımızı göndere çektirdiğimiz için mutluyuz, gururluyuz. Bundan sonraki hedefimiz Avrupa Şampiyonası.

“En üst noktaya gelmek için aşık olmak gerek”

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler