Geri Dön
PazarErken teşhis neden önemli?

Erken teşhis neden önemli?

Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç, “Orta yaşlarda işitme problemi ciddi bir risk faktörü. 60 yaş sonrası unutkanlık görülüyorsa hemen bir uzmana başvurulmalı” diyor

Erken teşhis neden önemli?

Ceyda Ulukaya ceyda.ulukaya@milliyet.com.tr - Dünyada 55 milyon, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon demans hastası var. Alzheimer demansa yol açan hastalıklardan en önemlisi; çünkü tüm demans hastalarının yüzde 60 ila 70’i Alzheimer’dan muzdarip. Türkiye’de 700 bin civarında olduğu tahmin edilen Alzheimer hastalarının sayısı ise önümüzdeki yıllarda kaçınılmaz olarak artacak; çünkü Türkiye hızlı yaşlanan ülkeler arasında. 2050’de Türkiye’deki 65 yaş üzeri nüfusun, günümüzdeki yaşlı nüfusun iki katından fazla olacağı hesaplanıyor. Bu da başta Alzheimer olmak üzere bunama hastalarının aynı oranda artacağı anlamına geliyor. 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle, henüz önleyici bir tedavisi olmayan bu hastalıkla ilgili en güncel tıbbi gelişmeleri ve erken teşhisin önemini Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Başar Bilgiç’e sorduk.

İki ay önce FDA’in Alzheimer tedavisi amaçlı onay verdiği bir ilaç var. Bu ilacın etkinliğine dair neler biliniyor?

FDA, Aducanumab adlı ilaca şartlı bir onay verdi ve şunu söyledi: Bu ilacın etkili olabilme potansiyeli var çünkü Alzheimer hastalığında beyinde biriken aminoid adlı proteini çok net bir şekilde temizliyor. Fakat ilaç için yapılan çalışmalar, hastaların şikayetlerinde gerileme görülmediği için erken sonlandırıldı. Sadece ilacı yüksek dozda alan bazı hasta gruplarında etkili olabileceği görüldü. Bu yüzden de onay çok tartışmalı bulundu. Akademik dünyada ilacın etkinliğine dair veriler hâlâ hararetli bir şekilde tartışılıyor. Şu anda ABD’de kullanımda, Türkiye’deki sağlık otoritelerine henüz başvurusu yapılmadı. Zaman içinde başvurulur ve olumlu değerlendirilirse Türkiye’de de görebiliriz ama şu an için sadece ABD’deki hastalar faydalanabiliyor.

Bugün Alzheimer’a karşı etkili olduğu bilinen tedavi nedir?

Günümüzde hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi maalesef henüz yok. Buna karşın hastaların yaşam kalitesini artırabiliyoruz, şikayetlerini kısmen dindirebiliyoruz. Ayrıca hastalıkla ilgili çalışmalar bize gösteriyor ki, Alzheimer riskimizi yüzde 30-35 oranında düşürebiliriz. Örneğin eğitimin çok önemli koruyucu bir faktör olduğunu biliyoruz. Eğitim düzeyi ne kadar yüksekse hastalığa yakalanma riskimiz o kadar düşüyor. 40-50’li yaşlarda işitme problemi ciddi bir risk faktörü, varsa mutlaka uzmana başvurmalıyız. Tansiyon ve şeker gibi hastalıklar kontrol altında tutulmalı. Akdeniz tipi beslenme ve egzersizin çok önemli bir koruyucu faktör olduğunu biliyoruz. Bir başka önemli nokta da sosyal yaşam sürmek, hobilerimizin olması ve mümkünse entelektüel faaliyetlerimizi sürdürmek.

Alzheimer’da erken tanı ne kadar önemli?

Erken tanı oldukça önemli. Çünkü halihazırda kullanımda olan ilaçlar hastalarda ancak erken dönemde etki ediyor, hastalık ilerledikçe etkisi azalıyor. O nedenle hastaları erken dönemde şikayetlerin henüz başlangıcında yakalamamız gerekiyor. Bunun için de, özellikle 60 yaş sonrasında unutkanlık problemi yaşanıyorsa, aynı şeyleri sorma veya anlatma hali gözlemleniyorsa mutlaka bir nöroloji, psikiyatri ya da geriatri uzmanına başvurulması şart. Hastalığın tanısında güncel önemli gelişmeler var.

Hastanın beyin omurilik sıvısı örneği bugün bize yüzde 90 gibi bir duyarlılıkla tanı doğruluğu sağlıyor. Çok yakın zamanda kan örneğinden yola çıkarak tanı koyabileceğiz ve erken dönemde tedaviye başlayabileceğiz. 

Alzheimer’a beyazperdeden bakmak

Alzheimer hastalığı, edebiyatta olduğu kadar sinemada da sıklıkla işlenen temalardan. 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle kimi kurgusal kimi gerçek hikâyelere dayanan Alzheimer konulu filmleri derledik

Unutma Beni (Still Alice)

Başrollerini Julianne Moore ile Kristen Stewart ve Alec Baldwin’in paylaştığı filmde, başlangıç evresinde Alzheimer teşhisi alan ünlü bir dilbilim profesörünün hikayesini izliyoruz. Profesör Alice Howland’in, eşi ve üç çocuğuyla sürdüğü hayata yeni bir gözle bakmasını sağlayan bu hastalık, onu insan ilişkilerini sorgulamaya ve Alzheimer’la mücadele etmenin yollarını aramaya itiyor.

Ondan Uzakta (Away From Her)

Alice Munro’nun “Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik” kitabındaki kısa bir hikayeden uyarlanan Kanada yapımı film, Alzheimer hastalığına yakalanan ve bir kliniğe yatırılan Fiona’nın kocasını unutup geçmişte tanıdığı ve yine kendisi gibi Alzheimer hastası olan William Hart’a aşık olmasına odaklanıyor. Film, başrolündeki Julie Christie’ye 65. Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getirdi.

Azap (Relic)

Demans ve yaşlanmayı bir korku unsuru olarak ele alan film, 2020’nin korku türündeki en heyecan verici yapımlarından biri kabul ediliyor. Avustralyalı yönetmen Natalie Erika James’in ilk uzun metrajlı film, aniden ortadan kaybolduktan sonra geri dönen yaşlı anneleri Edna’nın tuhaf davranışlar sergilemesi üzerine tedirgin olmaya başlayan kızları Kay ve Sam’in hikâyesine odaklanıyor.

Iris

“Iris” 1997 yılında Alzheimer teşhisi konulan ve 1999’da aramızdan ayrılan İrlandalı yazar ve filozof Iris Murdoch’ın “karanlığa yelken açmak” olarak nitelediği Alzheimer hastalığıyla mücadelesini konu alan bir biyografik drama. Filmin arkaplanında ise Murdoch’ın eşi John Bayley ile aralarında kırk yıl boyunca devam eden ve tarihin en edebi aşklarından biri olarak anılan yolculuk var.

Baba (The Father)

Başrollerinde Oscar ödüllü oyuncular Anthony Hopkins ile Olivia Colman’ın yer aldığı Baba, bu hafta vizyona giren filmlerden. Yönetmen Florian Zeller’ın aynı isimli tiyatro oyunundan beyazperdeye uyarlanan ve 6 dalda Oscar adayı olan film, 81 yaşındaki demans hastası Anthony ile kendisine bakan kızının ilişkisine odaklanırken seyirciyi bir demans hastasının zihninin labirentlerine davet ediyor.