Geri Dön
Pazar“Eşitlik sıradan kadınlar hakkında”

“Eşitlik sıradan kadınlar hakkında”

İngiltere’de başlayıp küresel bir harekete dönüşen ve bu yıl ilk kez Türkiye’de düzenlenen Dünya Kadınlar Festivali’ni, kurucusu Jude Kelly’yle konuştuk

“Eşitlik sıradan kadınlar hakkında”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü eşiğinde, her kesimden kadının söyleyecek çok sözü var. Özellikle de pandemi süreciyle birlikte kadınlar aleyhine derinleşen eşitsizlikleri düşününce. Bunları ve daha fazlasını konuşmak ama bir yandan da iyimserliği kaybetmemek adına bu yıl Türkiye’de ilk kez düzenlenen bir festival var: Dünya Kadınlar Festivali. İngiltere’nin dünyaca ünlü sanat kompleksi Southbank’in uzun yıllar yöneticiliğini yapan Jude Kelly’nin “Women of the World” (WOW) adıyla başlattığı festival, on yılda altı kıtada 2 milyondan fazla kişiye ulaşmayı başaran küresel bir etkinlik. Gücünü de her kesime yer açmasından ve bunu iyimserlik enerjisiyle yapmasından alıyor. İstanbul ayağı WOW Vakfı ortaklığında, British Council ve Sabancı Vakfı iş birliğiyle “Şehirde Kadın Olmak” temasıyla düzenlenen festivalin bugün üçüncü ve son günü, katılmak için hâlâ geç değil. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve sanatçıları bir araya getiren, konser ve performansların yanı sıra atölyelerin de yer aldığı interaktif bir programa sahip festivali wowistanbul.org üzerinden takip etmek mümkün. Festivalin kurucusu Jude Kelly’ye kulak verelim.

WOW, 10 yılda 65’i aşkın merkeze yayılan bir festival. Sizce etkisi ne?

Dünya çapındaki WOW festivallerinin en önemli etkisi, eşitlik mücadelesinin sadece büyük siyasi ve akademik bilgiye sahip birkaç güçlü aktivistin çabasından ibaret olmadığını, daha ziyade basit bir şekilde eşitlik fikrini açıkça dile getiren sıradan kadınlar hakkında olduğunu anlatmak oldu. Dünyada henüz, parlak İskandinav ülkeleri de dahil, mutlak eşitliğe sahip olduğumuz tek bir yer yok. Her kültür ve yaşam koşulları kümesi farklı zorluklar sunuyor. WOW, kadınlara tüm bu farklı deneyimlerin temel nedeninin basit olduğunu ve dünya ataerkilliği yerleşik norm olarak görmeyi bırakana kadar hepimizin toplumsal cinsiyet adaleti için mücadele etmemiz gerektiğini gösteriyor. 

Festivalin bir kutlama havasında geçmesini ve bunun yarattığı iyimserliği önemsiyorsunuz. Değişimin tetikleyicisi sizce bu enerji mi?

 Evet, WOW festivalleri iyimserlik enerjisiyle dikkat çekiyor ve iyimserliğin yarattığı bir güç var. Bu, kadınların daha az yalnız hissettmelerini sağlıyor ve birlikte daha fazlası mümkün duygusu yaratıyor. Bu duygu da değişimi hızlandırıyor ve kadınların kendilerini geleceklerine daha bağlı hissetmelerini sağlıyor. WOW bu yolla küresel bir harekete dönüştü ve eşit cinsiyet hakları konusunda büyük bir değişikliğin parçası oldu.

Yaklaşık on yıllık WOW deneyimi size cinsiyet eşitsizliğine karşı en etkili yolun ne olduğunu düşündürüyor?

Adaletsizlik sistemleri, kurumlara ve yönetişim tarzlarına, sosyal ve ev içi alışkanlıklara derinden gömülü olduğundan, daha eşit bir dünya inşa etmek için toplumun tüm alanlarının birlikte çalışmasına ihtiyacımız var. İnsanların kalplerini ve zihinlerini değiştiren şey, hayatlarının farklı ve daha iyi olabileceği duygusudur. Bu nedenle, değişime yönelik rüzgar, mümkün olduğu kadar çok alanda ortak çalışmayı ve dayanışmayı gerektirir. Bu anlamda değişimin tepeden geleceği inanışının aksine, birlikte merkezi hedefleyen faaliyetlerin etkili olacağını düşünüyorum.

WOW İstanbul için “Şehirde Kadın Olmak” temasını seçmek neden önemliydi?

Bunu engelli ya da bebek  arabası rampası olmayan binalardan, insanların çocuklarıyla toplu taşıma araçlarını nasıl kullanabildiklerine, gece kadınların şehrin her yerinde güvenle yürüyebilmesine, eğlence mekanlarında kendilerini güvende hissedebilmelerine kadar her konu üzerinden konuşabiliriz. Şehrin

kültürel dinamiği ve tasarımı kadınlar için erkeklerden çok daha farklı görünüyor. Kadınlar için şehirde mobil olmak da güvenlik açısından erkeklerden farklı bir anlama geliyor. Ve şehir planlamacısı ya da mimar olarak şehirlerin tasarımında çok az kadına yer verildiğini biliyoruz. Bu yüzden toplumun her kesiminin ihtiyaçlarını gözden geçirebilmek adına şehre kadın gözüyle bakmak oldukça önemli.

“Festival, feminizmin arkadaş canlısı olabileceğini gösterdi”

Türkiye, feminizim kelimesine hâlâ mesafeyle yaklaşılan ülkelerden. Sizce festival, bu algıyı değiştiriyor mu?

Hiçbir zaman kimsenin feminizmi sahiplenmesini savunmadım, WOW’u da feminist bir festival olarak tanımlamıyorum. WOW festivalleri, toplumsal cinsiyet eşitliğini talep eden herkes için. Öte yandan, festivalin açıklığı, popüler ruhu, kapsayıcılığı ve belirli bir dili ya da tutumu sahiplenmemesi sayesinde insanlara feminizmin eğlenceli ve arkadaş canlısı olabileceğini gösterdiğini de düşünüyorum. Benim için feminizm en basit haliyle, her cinsiyetten insanın eşit olması gerektiğini savunmak ve bu yönüyle de tartışmalı olduğunu düşünmüyorum.

“Kovid-19’un kadınlara etkisi orantısız”

Pandemi kadınların elde ettikleri kazanımların geriye gittiği bir dönem olarak yorumlanıyor.  Siz neler gözlemliyorsunuz?

Kovid-19’un kadınlara etkisi yadsınamaz. Aile içi şiddet, işsizlik, okulların kapanması kadınlar üzerinde orantısız bir etkisi var. Birçok kadının tam zamanlı işleri ve sorumlulukları paylaşabilecekleri partnerleri olmasına rağmen, evden devam eden eğitimin ve ev işlerinin yükünün tamamen kadınların omzuna bindirilmesi çok şaşırtıcı. Tüm bunlar bizlere erkeklerin ev işleri ve ebeveynlik sorumluluklarına daha çok  dahil olması gerektiğini gösteriyor. Bu konu dünyanın her yerinde tartışılmalı. Umarım politikacılar bunları da konuşmaya başlar. Başlamazlarsa, konuşmaları  için harekete geçmemiz gerekiyor.

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler