Geri Dön
Pazar“Geri dönüşüm müzikte hep var”

“Geri dönüşüm müzikte hep var”

Orkestra Şefi Cem Mansur ile yönetimindeki CRR Oda Orkestrası’nın yarın yayınlanacak “Geri Dönüşüm” temalı konserini konuştuk

“Geri dönüşüm müzikte hep var”

Ceyda Ulukaya - Geri dönüşüm, kaynaklarını gitgide tükettiğimiz dünyada, hemen her alanda önem kazanan, kilit bir kavram. Peki müzikte geri dönüşüm mümkün mü? Geri dönüşüm ve sanatsal yaratıcılık arasındaki sınırlar nerede başlar, nerede biter? Yönetimindeki Cemal Reşit Rey (CRR) Oda Orkestrası’yla vereceği konser için geri dönüşüm temasını seçen CRR Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni Cem Mansur’la konuştuk.  

Müzikte geri dönüşüm kavramından ne anlamalıyız?

Farklı alanlarda geri gönüşüm fikrine alışığız ancak birçok kavramda olduğu gibi müzik, genel tarihin biraz önünden gidiyor ve malzemenin, ilk kullanımından sonra farklı eserlere hayat vermesi her zaman olmuş. Burada bestecilerin bazen zamansızlıktan, bazen de iyi bir melodiyi tek defada harcamayıp yeniden kullanmaları veya yepyeni eserlerin temeline oturtmaları söz konusu. Özellikle barok dönemde başta Bach ve Handel gibi “işçi” müzisyenler, çok kısa sürelerde yeni eserler vermek zorundalardı. Kendilerinden ve başkalarından ödünç aldıkları müzikleri kullandıkları olmuş. Bir keman konçertosu, başka bir çalgı için ortaya çıkmış, bir oratoryonun aryası veya enstrümantal bölümü, bir orkestra dizisinin bir bölümüne dönüşmüş vs. Ama sonraki dönemlerde de bu var.

CRR Oda Orkestrası konser programı, geri dönüşüm temasının hangi özelliklerini taşıyor?

İstanbul’da temalı konserlere başladığım 1998 yılından beri her konserin, mümkün olduğunca bir hikayesi olmasına gayret ediyorum. Geri dönüşüm veya bestecilerin farklı kaynakları bir araya getirerek oluşturdukları müzikler de bunlardan biri oldu. Farklı yaklaşımlar var bu programda. Barber “Adagio”sunu, önce bir yaylı dörtlünün bir bölümü olarak yazmış, sonra eşliksiz bir koro eserine dönüştürmüş, sonra da en bilinen haliyle yaylı çalgılar orkestrası için düzenlemiş. Grieg, iki şarkısından yola çıkarak “Ağıtsal Melodiler” olarak iki orkestra bölümü yazmış. Çaykovski’nin birinci yaylı dörtlüsünün “Andante Cantabile” bölümü o kadar popüler olmuş ki, düzenlendiği enstrüman veya grup kalmamış, bu konserde bağımsız bir orkestra eseri olarak karşımızda. Respighi, enstrümantal Italyan müziğinin altın çağları, 16-18. yüzyıllar arasından, bugün adını unuttuğunuz bestecilerin melodilerini harmanlayarak “Antik Aryalar ve Danslar” dizilerini çıkarmış.

Müzikte geri dönüşümün baştan bir eser ortaya koymaya kıyasla daha az yaratıcılık gerektiren ya da kolay bir uğraş olduğu düşünülebilir mi?

Bu yaklaşımı bestecilerin “malzemeden çalmaları” veya kolaya kaçmaları olarak görmek yanlış olur, çünkü eski malzemenin, büyük bir yaratıcılıkla yeniden soluk alması söz konusu. Olağanüstü bir melodi bulmak, bestecilik sanatının yalnızca bir kısmı. Onu geliştirmek, çeşitlemek, eserin yapısını kurmak, renkleri kullanmak, kısacası onunla bir öykü anlatmak asıl beceri. Vivaldi gibi inanılmaz üretken ve yaratıcı biri bile bunu yaptıysa, daha kolay olduğu için değil şüphesiz. Bazen de dediğim gibi, zamansızlık da bir faktör ama o zaman düz “aranjman”dan söz ediyoruz, “geri dönüşüm” çok daha kapsamlı.

Cover’lar da geri dönüşüm sayılır mı?

The Beatles’ın “Yesterday”i müzik tarihinin en fazla “cover’lanan” şarkısı. Türkiye’de de son dönemde bir cover furyası söz konusu. Günümüz cover’ları  pratikleri müzikte geri dönüşümün bir parçası sayılır mı?

“Coverlanmak” ifadesini ben bile öğrendim sonunda. Evet, bu da bir tür geri dönüşüm, çok yaratıcı ve güzel sonuçları da olabilir ama “Yesterday” gibi bir başyapıtı değiştirmek de büyük cesaret doğrusu. Sonuçlarını dinlemek lazım. Bu “yeni yaşamlar” her defasında orijinalinden daha iyi veya kalıcı oalcak diye bir şey de yok.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler