Geri Dön

'Hasta yakınının da yardıma ihtiyacı var'

Sinem Güven’in 10 yaşındaki kızı Defne lösemiyle mücadelesinde en zorlu dönemi atlattı. Bu süreçte psikolojik destek alan Güven, “Her hasta ve yakınının yardıma ihtiyacı var” diyor.

'Hasta yakınının da yardıma ihtiyacı var'

Hasta yakınının da yardıma ihtiyacı var
24 yıl önce Miss Turkey seçildikten sonra Türkiye’nin tanıdığı Sinem Güven podyumları bırakmasının ardından sakin bir yaşam sürüyordu. Bir dönem TV dizileriyle ekranda gördüğümüz model kabus gibi geçen 2018’i mutlu bir haberle uğurladı. 10 yaşındaki kızı Defne’nin geçtiğimiz baharda lösemiye yakalanmasının ardından büyük bir mücadele veren Güven hastalığın en zor zamanlarında sessizliğini korudu. Geçtiğimiz günlerde löseminin en sert aşamasını geride bırakan kızının umut dolu mesajını takipçileriyle paylaştı. Sinem Güven’in bu zor hastalıkla yolunun kesişmesi ise çok eskilere dayanıyor. Türkiye güzeli seçildikten sonra oturduğu semtteki bir taksicinin 4 yaşındaki oğlu Mustafa için yardım istemesiyle vermiş bu hastalığa karşı ilk mücadelesini. Hıncal Uluç’a ulaşan Güven’in çabasıyla başlayan kampanyayla Mustafa tedavi olmuş. Löseminin iyileşebilir bir hastalık olduğunu bilmek Güven’e güç vermiş bu süreçte. Çocuğunun lösemiyle savaşını anlatırken döktüğü gözyaşları için özür dileyecek kadar zarif bir annenin sözleri okuyacaklarınız...

- Kızınızın lösemi olduğunu öğrendiğinizde neler yaşadınız?

Defne’ye bir gece, “Haydi artık yatma vakti” dediğim zaman “Midem bulanıyor” dedi. Çarşamba günüydü bu konuşmayı yaptığımızda. “Pazar gününden beri biraz midem bulanıyor beni doktora götür” dedi. Sabah Aylin Şimşek, Amerikan Hastanesi’nden bizim çocuk doktorumuz ondan randevu aldım. Bir reçete yazıp bizi gönderecek diye bekliyorum. Doktor hemen kan tahlili istediğini söyledi. Kan verdik, çıktık. Doktor aradı, “Kan testleri hoşuma gitmedi, pıhtılaştı bir şey oldu” diye. Defne yeniden kan verdi. Yoldayken doktor aradı: “Sinem biz bu gece sizi misafir edeceğiz” dedi. Lösemi gelmiyor aklıma ama kötü bir şeylerin olabileceği geliyor. Babasını aradım, onunla konuşurken gözümden yaşlar akmaya başladı. Hastaneye döndük. Dr. Rejin Kebudi, ilk defa orada yüz yüze tanıştık. Bizi bekliyordu. Hemen muayene etti. Bize şunu söyledi “Yüzde 80 çok şiddetli bir enfeksiyon geçiriyor yüzde 20 lösemi.” Şok olduk.O gün Defne’nin omuriliğinden bir kan hücresi aldılar. Ertesi gün netice geldi. Rejin Hanım bana bir şeyler anlatıyor. En sonunda “Ne?” dedim. “Anlamıyorum sizi lösemi mi?” “Evet” dedi. Bir sandalye vardı onun üstüne çöktüm.

Hasta yakınının da yardıma ihtiyacı var

- Bir değişim fark etmiş miydiniz?

Son bir aydır bir sakinlik vardı. Dışarı çıkmak, bir yere gitmek istemiyordu. Okuldan geliyor yorgun. Hep bir uzanmak istiyor. Ben bunu boşanmamıza yordum. Sonradan etkilenmeye mi başladı? Defne’yi bir pedagoga götüreyim diye düşünüyordum.

- Kızınız Defne nasıl öğrendi?

20 Nisan’da teşhis kondu. 22 Nisan’da Defne’ye kan bulamıyoruz. 0 rh pozitif kanı var. Anne baba kan veremiyor. Ne kadar eş dost arkadaş varsa gelmeye başladı. Defne şüphelenmeye başladı. “Ne oluyor, bu hastalığın adı ne?” diye. Beşinci günü hastanede yatağının üstündeyiz, Defne dedim “Bunun adı lösemi.” “Çok korkunç bir hastalık bu, ölecek miyim?” dedi. Bu zor bir hastalık ama şöyle düşün “Çok şiddetli bir grip oldun sadece tedavisi biraz daha uzun ve meşakkatli” dedim. “Saçım dökülecek mi” dedi. Evet dedim. “O zaman tedavi olmayacağım” dedi. Öyle bir şansın yok dedim. “O zaman sen de kes saçlarını” dedi. Yok dedim Defne ben saçlarımı kesmeyeceğim. Hatırlıyor musun birkaç sene önce Küba’ya gitmiştim. Küba’da enteresan bir kadınla tanışmıştım. Bana ne anlatmıştı biliyor musun? Kadınlar hayata, yukarıdaki enerjiye saçlarıyla tutunurlarmış. Şu anda bizim bu güzel enerjiye en çok ihtiyacımız olan zaman. Senin saçların dökülecek, kalmayacak ama benim saçlarım ikimize de yetecek, ikimizi de koruyacak.

“Arkadaşlarım çok destek oldu”

- Uzun süre hastanede kaldınız…

Bir çocuğu bir hastane odasına sokuyorsunuz ve 2.5 ay o odadan çıkmadan kalıyorsunuz. Bizim odamız doğum katı gibiydi. Hep süslü, hep müzik çalıyor, Defne sadece neşeli olan arkadaşlarımızı etrafında istedi. Sürekli onunla odada dans ediyor, müzik dinliyor sonra çıkıp hüngür hüngür ağlıyordum. Allah öyle bir güç veriyor gerçekten her şeye alışıyorsun. Uzun bir zaman Defne’nin üstüne hastanenin beyaz çarşafını örtemedim. Yok, görmek istemiyorsun onu.

- Kırılma olarak tanımladığınız bir an var mı?

Haberi aldıktan yarım saat sonra odamızın olduğu hastane koridorunun en sonunda bir cam var. Oradan dışarıya bakıyordum, dizlerimin üzerine düştüm. İlk defa! O zaman yanımdaki kişi dizlerimin üstüne çöktüğümde “Saçmalama senin güçlü olman lazım, yapma böyle” dedi. Benim o an tek ihtiyacım bana sarılıp bunu da halledeceğiz denmesiydi. Bu duyduğum şeyi ömrümün sonuna kadar unutmayacağım.

- Çaresiz hissettiğiniz oldu mu?

Bir gün hastaneden çıktığımda araba kullanıyorum “Allah’ım lütfen öleyim” diye avazım çıktığı kadar bağırarak ağladım. Bunun üstesinden gelemeyeceğim, lütfen öleyim. Çünkü insan çocuğunu aciz gördüğünde o kadar çaresiz kalıyor ki hiçbir şey yapamıyorsunuz.

- Yardım aldınız mı?

Arkadaşlarım çok destek oldu. Tabii önce Allah’a sığındım. Hep dua ettim. Antidepresan kullanmaya başladım. Terapiste gittim. Bu süreçten geçen her hastanın ve hasta yakınının bu yardıma ihtiyacı var. Normal bir şey değil çünkü. Bu arada ne çok insan biriktirmiş olduğumu gördüm.

- Nasıl bir Sinem Güven var artık?

İnanılmaz bir süzgeç oldu ilişkiler ve arkadaşlar bakımından. Çok yakın canım arkadaşım zannettiğim insanların aslında benim canım eğlence arkadaşlarım olduklarını, daha mesafeli insanların ne kadar samimiyetle yanımda durmaya çalıştıklarını gördüm. Neler duydum… Allah kimseyi çocuğuyla terbiye etmesin. Konuşanların çoğu anne. İşin acıklı tarafı da bu.

“Mucizelere inansınlar”

“LÖSEV’in 20. yıl gecesindeydim. Katılmak için önce Defne’den müsaade istedim. Çünkü bu onun özel hayatı. Sorduğumda ‘Anne çok sevinirim, bizim başka çocuklara ve ailelere bu hastalığın iyileşebileceğini göstermemiz lazım ve arkadaşlarıma de ki; lösemi olduklarını duyduklarında sakın benim korktuğum kadar çok korkmasınlar ve mucizelere inansınlar’ dedi.”

Hasta yakınının da yardıma ihtiyacı var

“Allah’a bin şükür lösemiyi sıfırladık”

- Löseminin sıfırlandığı duyduğunuzda neler hissettiniz?

Çok mutlu oldum. Allah’a bin şükür en başından beri tedaviye çok iyi yanıt verdi. Yaşanan bütün süreci biliyorduk. Her şeye hazırlıklıydık. Daha kıymetli hiçbir şey yok. Kutlama bu. Hep de kendimizi çimdikledik, bunun rehavetine girmeyelim daha her şey bitmedi. Bunu Defne’ye de anlatmaya çalışıyoruz. Kendini aynı şekilde korumaya devam etmesi lazım.

- Tedavi nasıl ilerleyecek?

Teşhisten bugüne 8 ay oldu, normalde 6 ay ilk en sert aşama. Biz 7 buçuk ayın sonunda bugünkü sürece geldik. Allah’a bin şükür şu anda lösemiyi sıfırladık. Ama bu demek değil ki bu iş bitti. Biraz öyle algılandı Defne’nin paylaşımından dolayı. En zor tarafı bitti. Esas bu iş için bitti diyeceğimiz zaman 2024.

- İyileştiğinde şunu yapacağız diye çok konuşmuşsunuzdur…

İyileştiğinde saçları uzadıktan sonra uçlarını rengarenk boyamasına izin verdiğime dair bir sözleşme imzalattı. Köpeğimiz Latte’yle geçen yazın acısını çıkarıp bol bol yüzeceğiz inşallah.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber