Geri Dön

“Her şeyin son günlerini anlatıyoruz”

Oğlu Can’ın yönettiği yeni dizisiyle 20 Eylül’den itibaren her salı evimize konuk olmaya hazırlanan Uğur Yücel, “Familya”yı anlattı: “Bu dizi çok da ağlatacak. ‘Gülerken ağladık’ dizisi... Her şeyin son günlerini anlatıyoruz”

“Her şeyin son günlerini anlatıyoruz”

Uğur Yücel’in ekranda göründüğü her iş umut veriyor yerli dizileri yakından takip edenlere. 13 bölümü görmeden biten işlerden o kadar da farkı olsun... Bu kez de güçlü bir projeyle bu ve her salı evlere konuk olacak Yücel: “Familya”... TMC yapımı... Senaryo Uğraş Güneş’in elinden çıkma... Yönetmen koltuğu ise Uğur Yücel’in oğlu Can’a emanet. Geçtiğimiz yıl bir sinema filminde de beraber çalışmışlardı.

Kadronun tek yıldızı Yücel değil bu arada. Başrollerde Yücel ile birlikte Şükran Ovalı, Erkan Kolçak Köstendil, Güven Kıraç, Zeynep Kankonde, Caner Özyurtlu, Sezer Avcı ve Berat Efe Parlar da var.

Bu sayfanın yayına hazırlandığı gün Yeşilçam’ın usta jönü Tarık Akan’ın ölüm haberini aldık. Uğur Yücel duyduğu üzüntüyü aktarmamızı istedi: “Akan; özenli, temiz yürekli bir adamdı. Sinemamızın en güzel insanlarındandı. Çok erken bir kayıp.”

- Geçtiğimiz yıl oğlunuz Can’ın yönettiği bir filmde izledik sizi. Şimdi de bir dizi projesi... Martin Scorsese, Robert De Niro işbirliğinin daha samimi bir versiyonuyla mı karşı karşıyayız?

Yahu biz kendi halinde insanlarız. Hiç kendimize garip ruh halleri yakıştırmayız. İşimize bakıyoruz.

“Tek dileğim herkesin yüzünün gülmesi”

“Her şeyin son günlerini anlatıyoruz”

- Baba-oğul ilişkiniz sette nasıl devam ediyor? Can bey size danışıyor mu, kolay kolay “bi’ daha” diyebiliyor mu?

O bir sürü meseleyi halletmiş biri. Ben ona soruyorum. Sette baba-oğul ilişkisi yok. O benim meslektaşım. Yönetmenim. “Olmadı” sözünü herkesten daha rahat söylüyor. Benimle diğer oyunculardan farklı bir ilişkisi yok ki. Her şeyi herkese çok rahat söylüyor. Uyarısından kimse rahatsız olmadığı gibi insanı ferahlatan bir yerden konuşuyor. “Oldu mu?” diyorum. “Olmasa söylerdik” diyor. Ama hiç “Oldu” demedi.

- Geçtiğimiz yıl Asu Maro’ya verdiğiniz Milliyet Sanat söyleşinde “Can benim oğlum olmanın çok ötesinde” demiştiniz. Hatta “Tesellim oğlum” diyordunuz. Birlikte çalışmak nasıl etkiliyor? Daha bir sıkı fıkı mı sayılırsınız artık?

Biz yedi yıldır birlikte çalışıyoruz. Baba-oğul geyiğinden hazzetmiyoruz. Hatta bu konuyu tamamen kapatmak istiyoruz. Peki bunlar son baba-oğul lafları olsun: Beni benden çok hissediyor. Hiçbir şeyi yutmuyor. O yüzden ben de çarşaflıyorum.

- “Familya”nın kadrosu çok güçlü. Senaryosu da usta ellerde. Sizi ikna etmek zor olmamıştır sanırım…

Uğraş (Güneş), Can ve ben birlikte birkaç işin içinden geçtik ama bu dizi bizim ortak eğlencemiz. Bu Uğraş’ın senaryosu. Senaryoyu yazarken Can’a “Ben Uğur abiyi düşünüyorum yazarken, o olmazsa ne yapacağız?” demiş. Can da “Sen yaz abicim” demiş. Bizimkinde bir dedelik vardır; “Bakacağız” der. Olur. Bir gün merak ettim “Bakayım şu işe” dedim. Okudum. Beğendim. Erol Avcı’ya söyledim, o da baktı “Yapalım bunu” dedi. O kadar mutluyuz ki sette. Şimdi tek dileğim yayından sonra herkesin yüzünün gülmesi.

“Bütün karanlık işleri çektik, yoruldum”

- Diziyle ilgili çıkan haberlerde “Süper Baba” vurgusu var. Herkesin öyle bir hikayeye özlem duyduğu da anlaşılıyor belli ki. Sizce bu bir nostalji arayışı mı?

Ne güzel işti “Süper Baba”. Bakalım bizim iş de ortaya çıksın bir. Erken vurgulara bakmayalım. Sanırım benim yaştakiler eskinin son adamları. Bizden sonrakilerin eskisi; kuru, renksiz, tekdüze, kaba olacak ne yazık ki. Anlatacak bir İstanbulları bile olmayacak. Biz balıkların içinde yüzüyorduk. Torunlarımız “Boğaz’da balıklar yüzüyormuş eskiden” diyecek. Hatta “Yüzen insanlar varmış” diyecekler. Her şeyin son günlerini anlatıyoruz. Bizimki hiper baba. Ya da son baba. Son şaka...

- Yine bahsettiğim söyleşide Asu Maro bugüne de uyacak bir soru sormuş. Ben tekrar sormak isterim. Çünkü ülkemiz hatta belki de tüm dünya zor günler geçiriyor: “Bunaldık, nefes alalım mı dediniz? Ya da bu yüzü gülmeyen topluma bir hoşluk yapmak mı istediniz?”

Kendi suyunda yüzer herkes. Ayrıca bu dizi çok da ağlatacak. “Gülerken ağladık” dizisi. Fakat benim tercihim güler yüzlü işler yapmak. Eskiden bütün karanlık işleri çektik yoruldum.

- Bir baba-oğul sorusu daha: “Solo tura çıkmam ama biriyle olur” diyordunuz ya... Can bey nasıl bir aday? Bu uzun yol, mücadele baba-oğul ilişkisine iyi mi gelir yoksa zorlar mı?

Solo dünya turundan bahsetmiştim. Ama bunu Can’la yapamam çünkü hiç öyle bir adam değil. Çok serin kafası. Gülümseyip uzaklara bakar “Hadi gel” desem. O turu atmış. Tekneyi çok sever ayrıca teknede büyüdü. Bizim birlikte yaşadığımız hayat her türlü yolculuğu yemiş, yutmuş. Geçiniz.

- Geçtiğimiz günlerde TV’de “Eşkıya”ya denk geldim. Türk sineması için yeni bir başlangıç olması bir yana sizi o rolde tekrar seyretmek heyecan yaratıyor. Siz de denk gelince bakıyor musunuz ?

Ya benim övünecek hiçbir şeyim yok. Yaptıklarıma da pek bakmayı sevmem. Ama Şener abiyi seyretmek her zaman yüzümü güldürür. Yavuz Turgul da malum ne yapsa bir iz bırakır. Değerli insanlar bunlar. Biz de geçip giderken denk gelmişiz işte.

“Bu kiloda rahatım”

- Yemeye-içmeye düşkün olduğunuzu saklamazsınız. Ama bir bakıyoruz 11 ayda 30 kilo vermişsiniz. Nasıl mümkün oldu? Sevdiğiniz o lezzetlerden mi sakındınız kendinizi? Spora mı zaman ayırdınız?

Her şeyi yiyip içiyorum ama eskisinin dörtte biri. Az yemek de sorun yaratıyor, bu defa çok seçici oluyorsun. Çoğu zaman “Sen şu masaya iki yumurta kır be abi” diyoruz. Bakma, ağza layık bir yumurta pişirmek de maharettir.

- Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?

Ben zayıf bir çocuktum. Gençliğimde de öyle... Şişman bir ihtiyar olmak istemedim. Böyle çok rahatım. 2000’de de bu kilodaydım. Eski günlere döndüm.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber