Geri Dön

Hollanda’nın sadece kadınları işe alan üniversitesi

Yrd. Doç. Dr. Deniz İkiz Kaya, Eindhoven Teknoloji Üniversitesi’nde 6 ay boyunca sadece kadın adayların işe alımını sağlayan Irene Curie programının etkisini anlattı.

Hollanda’nın sadece kadınları işe alan üniversitesi
Ceyda Ulukaya

Hollanda’nın dört teknik üniversitesinden biri olan Eindhoven Teknoloji Üniversitesi, üniversite bünyesindeki kadın akademisyen oranını yüzde 15’ten yüzde 30’a yükseltmek için radikal bir karara imza attı: Yalnızca kadın adayları işe almak. Program kapsamında kabul alan isimlerden biri de Türkiye’den bir isim. Yrd. Doç. Dr. Deniz İkiz Kaya, “Aslında programı ilk duyduğumda çok cesur buldum ve tepki çekeceğini tahmin ettim. Fakat sonra istatistikleri inceleyince bu tür radikal adımların gerçekten gerekli olduğunu düşündüm” diyor.

Eindhoven Teknoloji Üniversitesi (TUE) Mimarlık Fakültesi’nde kültürel miras ve sürdürülebilirlik üzerine çalışan Deniz İkiz Kaya’nın üniversiteyle yolu, Oxford Üniversitesi’ndeki doktorasından sonra kesişmiş. Birkaç yıl Türkiye’de akademisyen olarak çalıştıktan sonra doktora sonrası araştırma dönemi için gittiği TUE’de, Irene Curie programıyla tanışmış. 6 ay boyunca sadece kadın akademisyenlerin işe alındığı program, bir araştırma fonu sağlamakla kalmıyor, ciddi bir mentörlük ve ilişki ağı yaratmanın yanında kreş benzeri destekleri de kapsıyor: “Teknik üniversitelerde kadın temsilinin daha düşük olduğunu biliyoruz ama TUE, Hollanda genelinde en düşük orana sahip. Bu oranı yükseltmek için daha önce de teşviklerde bulunulmuş ama yeterince etkili olmamış. Ayrıca, buradaki yükseköğretim kurumu da tüm üniversitelerde yüzde 30 kadın oranı sağlanmasını zorunlu kıldı. Bunun üzerine üniversite, dünyada başka örneği olmayan bu karara imza attı ve kısa sürede bu oran yüzde 25’e çıktı. Yüzde 30 hedefine ulaştıktan sonra da yüzde 50’ye taşımayı amaçlıyor.”

Böyle radikal bir uygulamanın tepki görmemesi şaşırtıcı olurdu tabii ama konu, ülkedeki insan hakları kurumuna şikayet edilip üniversiteye dava açılmasına kadar varmış. Henüz bir karar yok ama rektörlüğün, kararın arkasında sağlam bir şekilde durduğunu anlatıyor İkiz Kaya: “Rektör, sadece kadın olduğumuz için işe alındığımız yönündeki itirazlar karşısında bizi güçlü bir şekilde savundu ve ‘Hayır, siz önemli bilim insanları olduğunuz için buradasınız. Biz işe alım sürecinde aradığımız niteliklerden ödün vermedik’ dedi. Bildiğim kadarıyla ilanlara başvuran erkekler de oldu ve başvuruları değerlendirildi zaten. Sadece ilanın altında küçük bir not yer alıyordu, pozisyonun kadınlara yönelik olduğunu belirten. Sürecin sonunda uygun kadın adayın bulunamadığı 2-3 pozisyona, bir süre bekledikten sonra, erkek adaylar alındı.”

Deniz İkiz Kaya, tepkilere rağmen programı olumlu karşılayanların da çoğunlukta olduğunu anlatıyor: “Bence bu konuda bir bilinç yaratmaya katkı sağladı. Sadece akademik camiada değil, akademinin iş birliğinde bulunduğu diğer işkollarında da. Eindhoven, Hollanda’nın bilim merkezi sayılır. Bu yüzden önemli high-tech firmaları da bu bölgede. Son 6 ayda buradaki işe alımlarda da kadınlara teşvik sağlanmaya başladı. Kadınların bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarına çok fazla teşvik edilmediğini biliyoruz. Bunun yanında işe alımlarda kadın adaylara hâlâ, utana sıkıla da olsa, aile durumu ve çocuk düşünüp düşünmediği soruluyor. Erkekler bu soruyla ne kadar karşılaşıyor? O yüzden ben de eşitsizliğin bu kadar keskin olduğu alanlarda radikal önlemler almaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

Kaya’ya YÖK verilerine göre Türkiye’deki kadın akademisyen oranının yüzde 45’e yakın olduğunu hatırlatıyor ve benzer bir uygulamaya ihtiyaç olup olmadığını soruyorum: “Bu oranın yüksek olmasında, Türkiye’de akademisyenliğin biraz öğretmenlik gibi görülüp kadınlara yakıştırılması etkili olabilir ama teknik üniversitelerdeki tabloya baktığınızda yine erkek ağırlıklı. Kadınları daha çok sosyal bilimlerde görüyoruz. Ayrıca profesör mertebesine gelebilmiş olanlar da yine çoğunlukla erkekler. Dolayısıyla dekan ve rektör gibi yönetici pozisyonlarında kadın temsili yine oldukça düşük. O yüzden keşke Türkiye’de de benzer radikal önlemler alınabilse.”

Türkiye’de durum ne?

YÖK istatistiklerine göre, 2019-2020 öğretim yılında Türkiye’de bulunan 170 bin 561 akademisyenden 76 bin 668’i kadın. Kadın akademisyenlerin 8 bin 899’u profesör, 6 bin 514’ü doçent, 17 bin 698’i doktor öğretim üyesi, 18 bin 602’si öğretim görevlisi, 24 bin 955’i ise araştırma görevlisi kadrolarında bulunuyor. Toplam 202 yükseköğretim kurumunda görev yapan 1797 dekanın ise 322’si (yaklaşık yüzde 18) kadın öğretim görevlilerinden oluşuyor. 202 üniversitede rektörlük düzeyinde görev yapan kadın akademisyen sayısı ise 14, bu da toplam içinde yüzde 7 oranına denk geliyor.

Esnafa kahve ısmarlattıran şakaIsparta’da bank üzerinde elektrikli aracı görenler şaşkınlık yaşadı. Olayın, esnafın kendilerine kahve ısmarlamayan bir esnafa yaptığı şaka olduğu ortaya çıktı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber