Geri Dön

Hollywood müzikal sever

Hollywood müzikal sever

Hollywood müzikal sever





Sinemanın seslenmesiyle müziklenmesi bir oldu! "The Jazz Singer / Caz Şarkıcısı"nı sinema tarihine ilk sesli film olarak geçiren müzikal bölümleriydi. Broadway yapıtlarının sahnenin kısıtlamalarından kurtarılarak Hollywood’a kopyalanması ve müzikal türüne altın çağını yaşatması otuzlu yıllara denk geldi. Müzikal ekonomik bunalımı atlatmanın rahatına eremeden savaş çılgınlığına kapılan dünyanın neşe kaynağıydı. Zor günlerde Amerika’nın iki yakasını bir araya getirdi. En doğudaki New York’un Broadway’de bulunan tiyatrolarının birbirinden görkemli müzikal gösterileri en batıdaki Los Angeles’ın Hollywood’da toplanan stüdyolarına taşındı. "Chicago" şimdilik Broadway’den Hollywood’a uzanan müzikal konvoyunun son aracı. Sinema tarihine şöyle bir baktığımızda unutulmaz müzikallerin önce sahne tozuna bulandığını görürüz.

Oscar rekortmenleri
İşte adını söyler söylemez gözlerinizin önüne gelecek, melodilerini hemen mırıldanmaya başlayacağınız filmler: İlk sırada bir rekortmen var:
12 dalda aday gösterildiği Oscar’lardan 11’ini birden kazanan "Batı Yakası Hikayesi", New York’ta göçmenler arasında geçen Romeo ve Jülyet uyarlaması Robert Wise’ın elinde bir başyapıta dönüştü. Wise 1961 yılında eriştiği bu başarıyı dört yıl sonra "Neşeli Günler / The Sound of Music" ile yineledi. Ama ödül sayısı üçte kaldı. "Chicago"nun yaratıcısı Bob Fosse’un En İyi Yönetmen Oscarı’nı kazandığı "Kabare"nin ise Liza Minelli’nin En İyi Kadın Oyuncu Ödülü dahil toplam beş Oscar’ı var.

Mırıldandığımız melodiler
Türkiye’de "Selam Meloş" adıyla sahnelenen, başrolü Barbra Streisand’in üstlendiği üç Oscar’lı "Hello Dollyöyi Gene Kelly bizzat yönetti. "Kral ve Ben" der demez filmin üç Oscar’ından birini hak eden Yul Brynner, Siyam Kralı olarak gözlerimizin önünde canlanır. Ve işte yedi Oscar’lı bir başyapıt: "My Fair Lady". Ne yazık ki ceylan gözlü Audrey Hepburn yerine şarkıları Marni Nixon söylemişti... Kimsesiz Oliver Twist’in acıklı öyküsünün müzikal versiyonu "Oliver" da 11 dalda aday gösterildiği Oscar’lardan beşini aldı. Sahneden perdeye transfer edilen bir başka ünlü müzikal de Judy Garland’ın "Somewhere over the Rainbow" şarkısı kulaklardan silinmeyen "Oz Büyücüsü". "Damdaki Kemancı"nın "Ah Bir Zengin Olsam"ını mırıldanamayan yoktur.
Oscar’sız da olsa ille anmamız gereken iki film var: Genç kuşağın bugün bile severek izlediği ve John Travolta ile Olivia Newton-John’un seslendirdiği şarkıları dinlediği, rock’n roll müzikali "Grease".
Ve elbette Vietnam Savaşı’na karşı çiçek çocuklarının sesini yükselten, Beyaz Saray’a karşı "Bırak Güneş İçeri Girsin" şarkısını söyleten Çek usta Milos Forman imzalı "Hair".

Yapım çalışmalarına 1996 yılında başlanan "Chicago"nun kadrosu oluşuncaya dek kimler geldi kimler geçti yapımcı Marty Richards’ın masasından. İlk yönetmen adayı Baz Luhrmann bir Bob Fosse yapıtına el süremeyeceğini söyledi. "Footloose"un yönetmeni Herbert Ross ile Miramax’ın patronu Harvey Weinstein’ın kimyaları uyuşmadı. "Hair"in yönetmeni Milos Forman "The Life" müzikalinin peşindeydi.
Velma ve Roxie rolleri için ilk düşünülen ikili Madonna ve Goldie Hawn’du. Hawn önerilen bütün yönetmenleri reddedip Nicholas Hytner’a "Evet" dedi. Oysa Hytner, Hawn’u fazla yaşlı buldu, Charlize Theron’u tercih etti. Richards ise "fazla uzun, fazla güzel ve kırılgan görünmeyen" Theron’u reddetti. Avukat rolü için de John Travolta, Kevin Kline ve Rupert Everett tartışıldı.
Madonna projeden çekilince Hytner Nicole Kidman’a teklif götürdü. Kidman hevesliydi ama "Kırmızı Değirmen" ağır bastı. Hytner da devreden çıktı. "Rent" için düşünülen Rob Marshall’da karar kılındı. Yarım düzine senaristten sonra Bill Condon’a teslim edildi "Chicago". Velma için Catherine Zeta-Jones seçildi. Roxie sorunu devam ediyordu: Gwyneth Paltrow kafasını dinlemek istiyordu, Cameron Diaz kendini yeterli görmedi. "Kırmızı Değirmen" için denenip rolü Kidman’a kaptıran Renee Zellweger de bir türlü seçmelere girmeye yanaşmadı. Ama Rob Marshall tatlı diliyle onu da, dans etmeyi bilmediği için çekingen kalan Richard Gere’ı da ikna etti.
Cehenneme-Git-Kitty rolü için Britney Spears’ın adı geçti ama dikkati dağıtmamak için ondan vazgeçildi. Rol "Ally McBeal"in Lucy Liu’suna verildi. Marshall’ın Mama Morton rolü için ilk tercihi Kathy Bates idi ama o "About Schmidtöde rol aldı. Seçmelere giren Queen Latifah rolü bileğinin hakkıyla aldı. Şimdi ikisi de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ına aday.

İlk filmi "Strictly Ballroom / Aşk ve Dansödan itibaren müzikale merakını vurgulayan, "Romeo ve Jülyet"i de müzikale dönüştüren Baz Luhrmann aradığı çıkışı "Moulin Rouge / Kırmızı Değirmenöde buldu. "Chicago"nun Oscar adaylıkları kuşkusuz iştah kabartıcı, gişe hasılatı da öyle. Oysa "Kırmızı Değirmen" ABD’de Avrupa’daki kadar iş yapmadı. Ama Miramax’ın klasik müzikal tadındaki "Chicago"yu pazarlama yöntemleri sayesinde yeni müzikaller sıraya girdi.
Keith Gordon’un yönettiği, Dennis Potter’ın yazdığı, Robert Downey Jr., Robin Wright Penn, Mel Gibson, Katie Holmes hatta Oscar adayı Adrien Brody’nin rol aldığı "The Singing Detective"in de eli kulağında. Sundance Film Festivali’nde beğenilen bu müzikal de "Chicago" misali seks, şiddet gibi temaları içeriyor.
Sinema dünyası yeni bir müzikal haberiyle daha heyecanlandı. Otuz küsur yıldır sahnelere egemen olan, ancak geçen yıl kalkan "Cats / Kediler"in sinema versiyonunda oynaması için son dönemin kalça-göbek starlarından Kylie Minogue’a teklif götürüldü. Son yılların Broadway hiti "Rent", daha önce sinema uyarlamaları bir türlü tutmamış olan "Operadaki Hayalet", "Into the Woods" projeleri de "Chicago"nun başarısına bakarak çekmecelerden çıkarıldı.

































İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber