Geri Dön

“Hrant Dink’e bir selam göndermek istedik”

Her sene Hrant Dink anmasında çalınan Ermeni halk türküsü hasreti, özlemi ve ayrılığı anlatır... Türküye acapella yorum getiren AN Vokal’in kurucusu Haluk Polat, “Anmada ‘Sareri Hovin Mernem’in çok sesli AN Vokal versiyonu çalınacak. Bu bizim için çok heyecan verici ve anlamlı” diyor

“Hrant Dink’e bir selam göndermek istedik”
Seyhan Akıncı

AN Vokal, pandemi nedeniyle dinleyicileriyle buluşamayınca kaydettiği 14 parçayla Ayşe’nin öyküsünü paylaşmaya karar verdi. İlk olarak Aşık Veysel’in unutulmaz eseri “Uzun İnce Bir Yoldayım”ı ekimde yayınladılar. Ardından bir Erzurum türküsü “Bu Tepe Pullu Tepe”yi çok dilli olarak hem Türkçe hem Kürtçe söylediler. Geçtiğimiz ay durakları Kilis’ti, “Yoğurt Koydum Dolaba”yla... Şimdi de ocak ayında, Ermeni halk türküsü olan “Sareri Hovin Mernem”i buluşturdular dinleyiciyle. Her ay yeni bir eserle Anadolu’yu dolaşacaklar böylece. Bu ay yayınladıkları Ermeni halk türküsü 19 Ocak 2007’de katledilen Hrant Dink’in anmalarında çalınan bir türkü olmasıyla da özel bir anlam ifade ediyor. AN Vokal’in kurucusu ve müzik direktörü Haluk Polat ile “Sareri Hovin Mernem”in hikayesini, Dink anmasında çalınacak yorumlarını ve müzikal yolculuklarını konuştuk.

AN Vokal’in yola çıkış hikayesi ne zaman başladı ve bugüne nasıl geldi?

AN Vokal’deki arkadaşların çoğu ile 5 seneyi aşkın süredir birlikte müzik yapıyoruz. 2019’da AN Vokal adıyla yeni bir yolculuğa çıktık demek daha doğru olur. Bu yolculuğun hikayesi de biraz daha eskilere dayanıyor, 1990’ların sonuna. O yıllarda Boğaziçi Üniversitesi müzik kulübünde kurduğum Ychorus vokal topluluğu ile başlayan birçok sesli müzik hikayesinin bugüne yansıması AN Vokal. 13 vokalist var şu an grupta. Anadolu’dan Balkanlar’a ve Ortadoğu’ya uzanan bu coğrafyanın halk şarkılarını çok sesli olarak yorumluyoruz ve dinleyicimizle buluşturuyoruz. Pandemi öncesi Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde, Antalya’dan Sinop’a, Ürgüp’e, İstanbul’dan İzmir’e çeşitli şehirlerde sahne alıp müziğimizi dinleyici ile paylaşma imkanı bulduk. Yola çıkış amaçlarımızdan biri de bu aslında, söylediğimiz şarkıları Anadolu’da yaşayan halkla buluşturmak, şarkıların yaşanmışlıklarını dinleyiciyle birlikte hissetmek. 

AN Vokal son teklisiyle Hrant Dink’i kaybedişimizin 14’üncü yılında bir Ermeni halk türküsü seslendirdi. Bu çalışmanın anlamı nedir sizin için?

Evet, ocak ayı için özellikle bu şarkıyı yayınlamak ve Hrant Dink’e ithaf etmek istedik. Hrant Dink’in her anma töreninde Lena Cahmamayan yorumu ile dinlediğimiz bir şarkıydı. Biz de kendi yorumumuz ve sesimizle Hrant Dink’e ve sevenlerine bir selam göndermek, onu bir de şarkının bu çok sesli haliyle anmak istedik.

“Sareri Hovin Mernem”de neler anlatılır, neden bu     türküyü seçtiniz?

Bu şarkı bir Ermeni ağıdı aslında. Ayrılığı, hasreti, özlemi anlatıyor. Sözlerinde “Bir yıldır ki görmemişim, görenin gözüne öleyim” diyor. Bu şarkının sözlerinin anlamını bilmeden de duygusunu seviyorduk. Hrant Dink anmalarında dinlememizin de etkisi vardı elbette. Ama bu şarkıyı anlamak için hissetmek yetiyor, dil bilmeye gerek yok. Bu coğrafyada yaşıyorsak, bu kültürün içine doğmuşsak, bu topraklardaki acılara, anılara ve tüm yaşanmışlıklara bir yerlerden tanıklık ettik.

Türkünün Hrant Dink için özel bir anlamı var mıydı?

Hrant Dink için bu şarkının özel bir anlamı var mıydı bilmiyoruz, ancak anmalarında her sene çalındığı için en azından artık bir ilişki kuruldu demek mümkün.

Bu çalışma öncesi Dink ailesi ile iletişim kurdunuz mu? Onlar nasıl karşıladı?

Şarkının kaydını tamamladıktan sonra “Hrant’ın Arkadaşları” ile iletişime geçip şarkıyı paylaştık ve çok olumlu yorumlar aldık. Bu sene anma töreni pandemi koşulları gereği online düzenlenecek, anma sırasında “Sareri Hovin Mernem”in çok sesli An Vokal versiyonu da çalınacak. Bu bizim için çok heyecan verici ve anlamlı.

“Yeni dillere yer açmaya devam edeceğiz”

Yaptığınız çalışmalarda çok sesliliğin ve çok dilliğin altını çiziyorsunuz. Bundan sonraki izleğinizde böyle mi olacak?

Yaşadığımız topraklar binlerce yıl çok çeşitli kültürlere, dillere, dinlere ev sahipliği yapmış. Bu çeşitliliği müziğimizde gururla yansıtıyoruz. Aslında her birimiz, bazen farkında olmasak da burada var olmuş kültürlerden bir parça taşıyoruz. Çok dilli repertuvarımızın temelinde, bu farklı kültürlerin uyumuna olan inancımız var. Anadolu’da konuşulan dillere müziğimizde yer açmayı önemsiyoruz. Şimdiye kadar yayınladığımız beş şarkımızda Kürtçe ve Ermenice vardı, önümüzdeki dönemde sunacağımız şarkılarımızda hem tanıdık melodilere yeni anlamlar katmaya, hem de yeni dillere yer açmaya devam edeceğiz.

“Hayalimiz bu öyküleri sahneye taşımak”

AN Vokal her ay başka bir yöreden şarkıyla çıkıyor dinleyicinin karşısına. Parçaların seçimi ve anlatılan hikayenin bir mesajı var mı?

Pandemi döneminde dinleyicimizle bağları sıcak tutmak ve müziğin susmamasını sağlamak için her ay başka bir şarkı yayınlama fikri doğdu. Bu parçaları bir de öyküyle tamamlamak istedik. Her single’la bu toprakların farklı bir rengini ziyaret ediyoruz, aynı zamanda dinleyiciye bir öykü anlatıyoruz. Ayşe’nin öyküsü, 1900’lerin başında, Orta Anadolu’da geçiyor. 1910’ların, 1920’lerin Anadolu’sundan kesitlerle, sadece Ayşe’nin değil, karşılaştığı insanların da öykülerini dinliyoruz. Bir hayalimiz de bu öyküleri sahnedeki anlatılarımıza, kurgumuza taşıyıp izleyicilerle paylaşabilmek. Herkesi bu çok sesli yolculuğumuzun eşlikçisi olmak için bizi takip etmeye davet ediyoruz.

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber