Geri Dön
Pazar“İnandığım rolleri seçiyorum”

“İnandığım rolleri seçiyorum”

23 Mart’ta vizyona girecek “Çocuklar Sana Emanet” filminin başrolü Engin Akyürek, “Oynadığım Kerem’in hepimize benzeyen tarafları var. İnandığım rolleri seçiyorum, seyirciyi şaşırtmak gibi bir derdim yok” diyor.

“İnandığım rolleri seçiyorum”

Engin Akyürek, Türkiye’nin önemli jönlerinden biri. Rol aldığı dizilerle özellikle Güney Amerika’da geniş bir hayran kitlesine sahip olan oyuncu şimdi yeni filmi “Çocuklar Sana Emanet”le seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. İşin şöhret kısmıyla hiç ilgilenmedi; çok konuşmayı, röportaj vermeyi sevmiyor. Hep inandığı ve içinde mutlu olabileceği hikayelerin peşinde. “Çağan Irmak’la çalıştıktan sonra sinemaya dair yeni bir şey keşfettim” diyen Akyürek’le, filmini, Kafasına Göre dergisindeki yazılarını, hayatını ve sevenlerinin ilgisini konuştuk.

- Seyirci sizi izlemeyi özlemişti. “Çocuklar Sana Emanet” filminde nasıl bir karakterle karşımıza çıkacaksınız?

Daha önce oynadıklarımdan farklı bir karakter. Kerem, iç mimar. Biraz hepimize benzeyen tarafları var. Hikayesi, çok mutlu biriymiş gibi başlıyor. Başından geçen trafik kazası sonrasında geçmişinden gelen bir travmayla yüzleşiyor ve onu çözmek için köye gidiyor. Asıl hikaye de orada başlıyor. Hem arınma hem de geçmişiyle yüzleşme sürecini izleyeceğiz. Hayatına bundan sonra nasıl devam edeceğiyle ilgili arayışları var.

- Rol için özel bir hazırlık süreciniz oldu mu?

Çok hazırlık süreci olmadı aslında. Hazırlık süreçlerine inanıyorum, değer de veriyorum ama bu hikayede her şey çok hızlı gelişti. Ben de hızlı hareket etmek durumunda kaldım.

- “Bi Küçük Eylül Meselesi”nde bambaşka birini canlandırdınız. Sinemada seyirciyi şaşırtmayı seviyor musunuz?

Öncelikle inanabileceğim ve içinde mutlu olabileceğim bir hikayenin olması gerekiyor. Yoksa seyirciyi şaşırtmak gibi bir derdim yok. Benzer duyguda ve tonda roller de oynayabilirsiniz. Ben sadece inanabileceğim roller olsun istiyorum. Karaktere kalbinizi ve ruhunuzu koyabilmelisiniz. Bunları dert ediyorum.

- Film, çok farklı yerlerde geçiyor. “Game of Thrones”un çekildiği Hırvatistan Dubrovnik’teki sahnelerde neler yaşadınız?

Çekimler İstanbul ve Asos’ta yapıldı. Dubrovnik’teki sahneler filmin son süreciydi. Güzel bir yer, hissiyatı da çok güzel. Oradaki resimler ve hisler biraz filmi de anlatıyor.

- Çağan Irmak’la çalışmak nasıldı?

İlk kez çalıştık. Çağan, özel bir adam. Filmin hikayesine çok inandı. Projeyle ilgili heyecanı, içinde yatan meseleyi anlatmak istemesi çok değerli. Çağan’la çalıştıktan sonra sinemaya dair yeni bir şey keşfettim.

- Hem dizi hem de sinemada başarılı olan ender isimlerden birisiniz. Bu size ayrı bir sorumluluk yüklüyor mu?

İşimi daha iyi yapmam noktasında bir sorumluluk yüklüyor. Eğer ortada bir durum varsa süreci devam ettirmek gerekir. Ama bu travmatik, ağır, gece gündüz düşündüğüm bir sorumluluk değil. Roller ve hikayeler size gelir, bazen yapmak ister ve peşinden gidersiniz. Bir şey başarmak üzerinden kurgulamazsınız. O sonuçtur. İşin özü, projenin içinde olmayı istemek.

“Yakında bir dizi projesi olabilir”

- Türkiye’de ve yurtdışında büyük bir hayran kitleniz var. Sevenlerinizin ilgisi nasıl hissettiriyor?

Çok değerli, mutluluk verici. Beni tanımıyorlar sonuçta, oynadığım karakterleri biliyorlar. Sosyal medya hesaplarım da yok, oradan bir iletişimimiz de olmuyor. Dergi var, menajerlik şirketinin Instagram ve Twitter adresi var... Buna rağmen güzel bir bağımız ve arkadaşlığımız var. Çok güzel şeyler yapıyorlar, beni Darüşşafaka Cemiyeti gibi değerli organizasyonlarla buluşturuyorlar. Özel bir durum. Bu sorumluluk noktası, sizi tercihlerinizde daha dikkatli yapıyor.

- Ünlü moda sitesi Be Global Fashion Network’te “Dünyanın en şık giyinen oyuncusu” seçildiniz. İlk duyduğunuzda tepkiniz ne oldu?

Şaşırdım açıkçası. Manken değilim, bu konuda bir iddiam da yok. Ekrandaki görünümümüzle ilgili sanırım... Ben kıyafetleri taşıyorum sadece, beni giydiren profesyonel bir ekip var.

- Ekrana dönmek için nasıl bir proje bekliyorsunuz?

İnandığım bir iş olmalı. İçinde olmaktan keyif almalıyım. Televizyon işinde şöyle bir durum var, o projede neden olduğunuzu kendinize samimi bir şekilde söylemediğinizde, işten sıkılırsınız. Çünkü çok uzun süre çalışıyoruz. Projeler bazen hayatımızın 1.5-2 yıllık sürecine denk geliyor. Sıkılmamak, kendinizi doğru ifade edebilmek için de aradığınız hissi ve duyguyu bulmanız gerek. Ben de onu arıyorum. Görüşmeler var, kısa zaman içerisinde bir dizi projesi olabilir.

“İnandığım rolleri seçiyorum”

“Dönem işlerini seviyorum”

- Dönem işlerine nasıl bakıyorsunuz?

Tarih bölümü mezunuyum. Tarihi seven biri olarak dönem işlerini de seviyorum. İlk işlerimden ‘Karayılan’ dönem projesiydi. Tekrar bu tarz bir işte olmayı isterim.

- Sizin için “Rolünü oynamayıp, yaşayan ender oyunculardan” yorumu yapılmış. Yakışıklılıkla değil, iyi oyuncu olarak anılmak nasıl hissettiriyor?

Oyuncuyum, başka bir mesleğim yok. Hayatta tek bir şey yapıyorsunuz, onunla ilgili de güzel şeyler söyleniyorsa, bu çok mutluluk verici. Yorumlar güç veriyor, motive ediyor ve işinizi daha güzel yapmanızı sağlıyor. Oyunculuk, biraz da motivasyon işi. Kendinizi iyi hissetmeniz gerekir. Hayaller kurmak, işinizi daha iyi yapmanız için güç kaynağı.

- Dizilerde aşık adam rollerini canlandırıyorsunuz. Aşıkken Engin Akyürek nasıl biri olur?

Ona aşık olacağım kişiye sormalı, daha doğru olur.

“Yazılarımı kitap haline getirmek istiyorum”

- Kafasına Göre dergisiyle yollarınız nasıl kesişti?

Ankaralı arkadaşlarımın çıkardığı bir dergi. Yıllardır konuşulan, üzerinde çalışılan bir projeydi. Bana teklif ettiklerinde uzun vadeli yazarım gibi düşünmemiştim ama 19 sayı oldu... Kendimce kurmaca hikayelerim var. Bir oyuncunun yazdığı ve kendi dünyasını oluşturduğu yazılar. İleride yazılarımı kitap haline getirmek istiyorum.

- Senaryo yazmayı düşünüyor musunuz?

İleriye dönük kendi hikayelerimi yazmakla ilgili dertlerim var. Anlatmak istediğim dünyalar ve karakterler var. Ekranda olmadığım dönem, o anlamda biraz “Ne yapabilirim, ne yapmam lazım”ı görmemi sağladı. Mesele, yazdığınız şeyleri hayata geçirebilmek.

- Yönetmenlik peki?

Uzun vadede öyle bir isteğim de var. Şu anki planlarım ve hedeflerim oyunculukla ilgili. Ama kendi yazdığım bir hikayeyi çekmek isterim. Sinemayı seviyorum ve orada var olmak istiyorum. İleriye dönük neden olmasın?

- “Oyunculukla ilgili hedeflerim var” dediniz. Sırada neler var?

Üç tane sinema filmim var. Daha fazla üretebilirdim ama ben daha çok televizyonda var oldum. Oraya konsantre olunca da, dizi çalışma takvimi dışında sadece yaz dönemi kalıyor ve belli filmlere denk geliyorsun. Bundan sonraki süreçte sinemaya daha çok konsantre olmam gerektiğini düşünüyorum. Onunla ilgili hayallerim var.

“İnandığım rolleri seçiyorum”

“Sette ego tartışması yorucu olur”

- Türkiye’nin en iyi kadın oyuncularıyla rol aldınız. Sette ego çatışmaları oluyor mu?

Çalıştığım setlerde böyle bir durum yaşamadım. Bu tip şeylerden uzaklaşmak gerek. Zaten zor bir iş yapıyoruz, yoğun çalışıyoruz, setin ve karavanın içinde bir de bunlarla mücadele etmek yorucu olur. Artık sektör o olgunluğa erişti. Bu tip şeyleri yaptığınızda göze de batıyor.

“Eve bağımlı bir hayatım yok”

- Projeler dışında ortalarda görünmeyi sevmiyorsunuz. Evcimen birisi misiniz? Günleriniz nasıl geçiyor?

Ortalarda gözükmediğimizde, sanki kapıyı kilitlemiş hep evde oturuyormuşuz gibi bir fotoğraf çıkabilir... Benim eve bağımlı bir hayatım yok. Elbette evde vakit geçirmeyi seviyorum. Ama arkadaşlarımla dışarı çıkarım. Her sayı zamanı derginin içeriğiyle uğraşıyorum, yazmak dışında da katkım olur. Telafi edemeyeceğimiz tek şey zaman. 24 saat bazen yetmiyor ama ben yeri geldiğinde zamanı çarçur etmeyi çok seviyorum. Bunu da kendim için yapıyorum.

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler