Geri Dön

'İnsanın olmadığı fotoğrafta hikaye yoktur'

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’yla dünyanın dört bir yanından çektiği 189 fotoğrafını bir araya getiren “Yoldan” kitabını konuştuk.

'İnsanın olmadığı fotoğrafta hikaye yoktur'
Ercan Arslan / ercan.arslan@milliyet.com.tr

 

Yolculuk önce insanı sözsüz bırakır, sonra bir hikaye anlatıcısına dönüştürür.” İbn Battuta’nın bu sözü, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan “Yoldan” kitabında okuyucuyu karşılayan ilk cümle. Onunla öğrencilik yıllarına uzanan fotoğraf tutkusunu yaklaşık iki yıl önce gerçekleştirdiğimiz röportajla bu sayfalardan paylaşmıştık. Bugün ise o tutkulu fotoğrafçının 2015 -2020 yılları arasında, Küba’dan  Myanmar’a dünyanın farklı coğrafyalarına yaptığı fotoğraf yolculuğunu, farklı kültürlerden insanların hikayelerine tanıklığını ve tüm bu sürecin onu nasıl bir görsel hikaye anlatıcısına dönüştürdüğünün özeti “Yoldan” kitabını konuşmak üzere bir aradayız.

İnsanın olmadığı fotoğrafta hikaye yoktur

- Fotoğraf sözün bittiği yerde mi başlar?

Bazen bir fotoğrafın yarattığı duyguları sözlerle anlatmak gerçekten çok zordur, hatta imkansızdır. Elbette bunun tersi de geçerlidir, sözlerle aktarılan her şeyin fotoğrafını çekemezsiniz. Ancak hikaye anlatmak fotoğrafın sadece bir boyutudur. Fotoğrafın görsel estetik boyutu bazen anlattığı hikayenin de önüne geçer, hatta fotoğrafta mutlaka bir hikaye aramak da gerekmez. Bu bir tercih konusudur, fotoğrafı çekenin ilgi alanıyla bağlantılıdır. Fotoğraf sadece hikaye anlatanların aracı değil, neredeyse yaşamımızın her alanına giriyor, sayılamayacak kadar kullanım alanı var. En iyisi, fotoğrafın da sözün de yeri ve değeri ayrıdır, demek gerekir galiba.

- İnsanın olmadığı fotoğraflarınız yok gibi. İnsansız hikaye anlatılmaz mı?

İnsanın olmadığı fotoğraflarda genellikle hikaye yoktur. Ama insanın yokluğunda da onun varlığına dolaylı yoldan işaret ederek hikaye anlatan, insanın izlerini kullanarak duygular yaratan fotoğraflar çok güçlü olabilir. Kişisel olarak benim gözüm her fotoğrafta insanı veya onun izlerini arar. Çektiğim vahşi doğa fotoğraflarını veya manzara fotoğraflarını aynı heyecanla çekmem, ama fotoğrafın her alanında ustaları takip ederim ve işlerine hayranlık duyarım.

- Dünyanın farklı coğrafyalarına yolculuklar yaptınız, fotoğrafın dışında yoldan size neler kaldı?

Farklı kültürleri tanımak insana çok şey kazandırır. Benim kendime çıkardığım en büyük ders insanların ortak noktalarının onları ayıran noktalardan çok daha fazla ve önemli olduğudur. Dünyanın neresine giderseniz gidin, insanlar belki farklı diller konuşuyor, farklı dinlere inanıyorlar ama benzer şekillerde mutluluğu veya mutsuzluğu yaşıyorlar, birbirlerine benzer duygularla bağlanıyor veya düşman oluyorlar, dostluklar kuruyorlar veya rekabete giriyorlar. Öğrendiğim bir başka insani gerçek de mutluluğun beklentilere bağlı olması. Dünyanın en fakir yerlerinde insanların çok mutlu olabildiklerini görüyorsunuz, çünkü beklentileri fazla değil. Bunları gördükten sonra, o fakir insanlara değil, varlık içinde yaşayıp daha fazlasını isteyerek mutsuz olan insanlara daha çok acıyorsunuz.

- Bir fotoğrafı içerik, estetik ve teknik açıdan değerlendirirseniz önceliğiniz hangisi olur?

Bunların hepsi bir fotoğrafta önemli kuşkusuz, ama elde edilmesi veya fotoğrafta yansıtılması en zor olan galiba içerik. Biraz çabayla tekniği öğreniyorsunuz. Estetiği ise bazen size doğa hazır sunuyor. Onu az çok kabul edilebilir bir teknikle kaydederseniz göze hoş gelen bir görüntü elde ediyorsunuz. Ama fotoğraf çekmiş olmuyorsunuz benim anlayışıma göre. Cep telefonlarının fotoğrafçılığı hem yaygınlaştırmış ve kolaylaştırmış hem de zorlaştırmış olması bundan ileri geliyor. Cep telefonuyla güzel bir görüntü kaydettiğiniz zaman yaptığınız işten memnun kalabiliyorsunuz ama benim anlayışıma göre o bir fotoğraf olarak değer taşımıyor.

- Kitaptaki hikayeler arasında geçişler var, bu sizin fikriniz miydi? 

Kitabın kurgusunu Bülent Erkmen’le birlikte oluşturduk. Bülent Bey’in kitaba katkısı alışılmış bir tasarım çalışmasının çok ötesinde oldu. Kendisiyle çalışmak bana her zaman büyük keyif verir.

- Yolculuğunuzda fotoğraf dokusu ile sizi en çok etkileyen yer neresi oldu?

Sanıyorum Hindistan’a bu açıdan öncelik veriyorum. Hindistan’a üç defa gittim, fırsat olursa tekrar gitmek isterim. Zaten gezmekle bitirilemeyecek kadar büyük bir ülke.

- Bu kitap fotoğraf yolculuğunuzun öncüsü mü? “Yoldan” sonra başka hikayeler görecek miyiz?

Paylaşmaya değeceğini düşündüğüm fotoğraflarım olursa neden olmasın?

İnsanın olmadığı fotoğrafta hikaye yoktur

“ELEŞTİRİLERDEN YARARLANMAK GEREKİR”

- Bu kitap sizin yolculuğunuzun hikayesi. Mükemmel olsa da yine de eleştirenler olacak, buna hazır mısınız?

Hangi alanda olursa olsun, bir çabanızın ürününü paylaşıyorsanız, eleştiriye hazır olmanız gerekir. Hele ki fotoğrafçılıkta... Çünkü fotoğrafçılığınızı başka türlü ilerletmenizin çaresi yoktur. Fotoğrafçılık sizden iyi olanların rehberliği ve bazen de eleştirileriyle öğrenilir. Kitaplar okuyarak gidilecek yerin sınırı çok uzak değildir. Mutlaka ustaların işlerini takip etmek ve mümkünse onlarla iletişim içinde olmak, eleştirilerinden yararlanmak gerekir. Ben de tabii bu kitabı bu anlayışla hazırladım. Özellikle Ercan Arslan ustamın eleştirilerini bekliyorum, zaten bu soruyu da bunun hazırlığı olarak algılıyorum!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber