Geri Dön

İş hayatının yeni normali 'Home office'

Pek çoğumuz için koronavirüsle birlikte zorunlu olan uzaktan çalışma yöntemi “yeni normal”le kendine hızla karşılık buldu. Ofis kavramının kısmen hayatımızdan çıkışını hızlandıran süreci ve yeni çalışma modellerini iş dünyasının aktörlerine sorduk.

İş hayatının yeni normali 'Home office'
Seyhan Akıncı / seyhan.akinci@milliyet.com.tr

 

Çin’den gelen koronavirüs haberleri yaygınlaşmaya başladığında pek azımız hayatlarımızın değişeceğini düşünmüş olmalı. Hızla yayılan virüsün etkisiyle dünyanın karantinada geçirdiği aylar boyunca “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sloganı kısa sürede slogan olmaktan çok daha öte bir anlama kavuştu.

İş hayatının yeni normali Home office

Eskisi gibi olmayacak şeylerin liste başında yeni çalışma modelleri geliyor. Teknolojik imkanlarla birlikte klasik anlamda ofis hayatının büyük ölçüde sonunu getiren süreç öylesine hızlandı ki biz de TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski’ye, Facebook Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Matraş’a, İTO Başkanı Şekib Avdagiç’e, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’e ve Koç Üniversitesi İş ve Örgüt Psikolojisi bölümünden Prof. Dr. Zeynep Aycan’a şirketlerin adaptasyonunu, ofis hayatından uzakta çalışacak olanların psikolojisini ve iş hayatının “yeni normali”ni sorduk.

İş hayatının yeni normali Home office

SİMONE KASLOWSKİ (TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI):

”BU DÖNEM YENİ FIRSATLARI DA BERABERİNDE GETİRİYOR”

İş hayatının yeni normali Home office

Tüm dünyayı hazırlıksız yakalayan Kovid-19 salgını, hiç şüphesiz çalışma hayatı başta olmak üzere bildiğimiz her şeyi temelden değiştiriyor. Başta çalışanlarımızın sağlığını korumak amacıyla olmak üzere, ekonomik faaliyetlerimizin de sürdürülebilmesi için uzaktan/evden çalışma özel sektör olarak faydalandığımız bir çalışma biçimi oldu. Pandemi öncesi dönemde de dijital teknolojilerle beraber sabahtan akşama ve tek ofiste geçen mesai anlayışının tüm dünyada değişmekte olduğunu ve bu dönüşümün yepyeni fırsatlar sunduğunu gündeme getirmekteydik. Pandemiyle birlikte bireysel, sosyal ve ekonomik hayatta yaşadığımız kapanma süreci uzaktan çalışmaya geçişi hızlandırdı. Sadece teknoloji şirketleri değil, teknoloji altyapısını güçlendirmiş ve çalışanlarının becerilerine bu konuda yatırım yapmakta olan özel sektör kuruluşları da süreci rahat geçirdi. Özel sektör bu süreçte hangi yönlerini güçlendirmesi gerektiğini, benzer bir durumla karşılaşıldığında hangi aksiyonları daha hızlı alması gerektiğini test etme imkanı buldu. Şimdi Kovid-19 sürecinde pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de toparlanma sürecini yaşıyoruz. Bu süreçte eskiye dönmek yerine “yeni normal” kavramı çalışma hayatımıza girdi. Bu dönem yeni fırsatları da beraberinde getiriyor. Örneğin, iş-özel yaşam uyumunu sağlamaya yönelik olarak dijital teknolojilerden daha fazla yararlanabiliriz. Dijital dünyanın adeta içine doğan gençlerimiz için çalışma ortamlarımızı ve biçimlerimizi yeniden tasarlayabiliriz. Diğer taraftan mevzuatın da çalışma hayatındaki bu gelişmeleri yakından takip etmesi, usul ve esasların çerçevesinin işletmeler ve çalışanların ihtiyaçlarına göre çizilmesi ve iş dünyasına yol gösterici olması kritik önemde. İş sağlığı ve güvenliği başta olmak üzere tüm düzenlemelerin sosyal diyalog çerçevesinde hayata geçirilmesi de çok önemli. Çalışanlarımızın hem dijital becerilerine hem de sosyo-duygusal becerilerine yatırım yapmanın sorumluluk alanımız olduğunu belirtmek isterim.

DERYA MATRAŞ (FACEBOOK ORTA DOĞU, AFRİKA VE TÜRKİYE BÖLGE BAŞKAN YARDIMCISI):

“KOVİD-19’UN ÇALIŞMA ŞEKİLLERİNDE KALICI DEĞİŞİKLİKLER YAPACAĞI KESİNLEŞTİ”

İş hayatının yeni normali Home office

Kovid-19 pandemisinin ilk günlerinden itibaren, başta çalışanlarımız olmak üzere tüm Facebook topluluğunun sağlığını korumak için bir dizi adım attık. Önce ofislerimizi geçici olarak kapatarak uzaktan çalışma düzenine geçtik. Şu anda da ekiplerimizin büyük bir çoğunluğu hâlâ uzaktan çalışmaya devam ediyor ve bu durum en az yıl sonuna kadar devam edecek gibi görünüyor. Uzun vadedeyse mevcut çalışanların istemeleri durumunda uzaktan çalışabilecekleri bir çalışma sistemine geçmeyi planlıyoruz.

Pandemi süresinde evden çalışma deneyimlerimizle ilgili yaptığımız görüşmeler neticesinde, önümüzdeki süreçte uzaktan çalışmayı, çalışma şeklimizin bir parçası haline getirebileceğimiz sonucuna vardık. Şirketimizin CEO’su Mark Zuckerberg de geçtiğimiz günlerde, önümüzdeki 5-10 yıl içinde çalışanlarımızın yarısının uzaktan çalışabileceğini açıkladı. Facebook gibi büyük ölçekli bir teknoloji şirketinin uzaktan çalışma modeline geçmesinin diğer şirketlere de bu doğrultuda bir adım atmak için yol gösterici olacağına inanıyoruz. Kendi içinde zorlukları olsa da, uzaktan çalışmanın büyük avantajları var. Bunlardan belki de en önemlisi, geleneksel teknoloji merkezleri dışında yer alan yeteneklere erişmemizi ve ekonomik fırsatların dünya genelinde yayılmasını sağlayacak olması. Bu durumun şirketlerdeki çeşitliliği de artıracağına inanıyoruz. Uzaktan çalışmanın bir diğer olası katkısı da, işe gidiş-gelişlerin azalmasıyla birlikte çevre kirliliğinin azalması olacak. Çalışanlarımıza evden çalışmakla ilgili deneyimlerini sorduğumuzda, yarısından fazlasından en az ofiste olduğu kadar verimli oldukları cevabını aldık. Çalışanlarımızın yüzde 40’ı tam zamanlı olarak uzaktan çalışmayı isteyebileceklerini söylüyor; ancak, yüzde 50’den fazlası en kısa zamanda ofislere dönmeyi arzuluyor. Uzaktan çalışmak isteyenlerin büyük bir çoğunluğunun da başka bir yere taşınmayı düşündüğünü gördük. Kovid-19 pandemisinin global ekonomi ve çalışma şekilleri üzerinde kalıcı değişiklikler yapacağı artık kesinleşti.

ŞEKİB AVDAGİÇ (İTO BAŞKANI):

“PANDEMİ ŞİRKETLERİN DİJİTALLEŞMEYİ İHTİYAÇ OLARAK GÖRMESİNİ SAĞLADI”

İş hayatının yeni normali Home office

“Kovid-19 salgını etkisini hissettirmeye başladığı andan itibaren şu tespitte bulunmuştuk: ‘Pandemi, tarihin akışını değiştirmedi, hızlandırdı.’ Bireyler, kurumlar, devletler, şirketler dijitalleşme sürecindeydiler. İçinde bulunduğumuz döneme ‘dijital çağ’ adı verilmişti. Kovid-19 salgını bu süreci hızlandırdı. Kurumsal işletmeler, dijital kabiliyetlerine ve faaliyet alanlarına bağlı olarak esnek çalışma koşullarını uygulamaya daha önceden başlamışlardı. Ülkemizde de esnek çalışma, ilk koronavirüs vakasının ortaya çıktığı 11 Mart 2020 tarihinden itibaren gündeme geldi. Bu bir zorunluluktu. Ancak uygulamalar, özellikle uzaktan çalışmaya uygun birçok sektörde ya da sektörlerin ilgili bazı birimlerinde verimli sonuçlar verdiğinden, kalıcı ve yaygın hale gelebilecek görünüyor. Kuşkusuz henüz bu çalışma modeline uygun olmayan ya da bu modeli uygulamayan firmalar da var. Çünkü dijital altyapıları buna uygun değil. Dolayısıyla Kovid-19 esnek ve uzaktan çalışmaya uygun altyapının da kurulmasını hızlandırdı. Şirketlerin, dijitalleşmeyi ihtiyaç olarak görmelerini sağladı. Pandemi süreci geride kalsa bile, hem çalışanlar hem de şirketler uzaktan çalışmanın üretkenliği ve verimliliği artırıcı yönünü keşfettiler. Şehrin merkezinde çalışma alanlarının olduğu safhayı geride bıraktığımızı düşünüyorum. E-ticaretin yaygınlaşması, daha uzun sürede ulaşılması planlanan hedeflere pandemi sürecinde hızlı bir şekilde ulaşılması bunun en basit örneğini oluşturuyor. Koronavirüs nedeniyle sosyal yaşamından uzaklaşan çalışanların, sosyal izolasyon nedeniyle daha çok iş hayatına yöneldikleri ve buna bağlı olarak verimliliklerinin arttığı görülüyor. Bu, madalyonun bir yüzü… Diğer taraftan sosyal izolasyonun çalışan motivasyonunu olumsuz etkileyişinin yol açtığı verim düşüklüğünden de bahsediliyor. Uzaktan çalışma süreciyle ilgili İş Kanunu ve ilgili konularda Borçlar Kanunu’nda acilen düzenlenme yapılması gerekiyor. Bu sayede yasal boşluklardan dolayı işveren ve çalışanlar arasında ortaya çıkması muhtemel hukuki risklerin bertaraf edilmesi mümkün olacaktır.

PROF. DR. ZEYNEP AYCAN (KOÇ ÜNİVERSİTESİ İNSANİ BİLİMLER VE EDEBİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ):

“EŞİTLİKÇİ CİNSİYET ROLLERİ AÇISINDAN DÖNÜŞTÜRÜCÜ OLABİLİR”

İş hayatının yeni normali Home office

Sosyal psikoloji bakış açısından ülkemizin de içinde bulunduğu gruptaki toplumların kültürel yapılarını ve bu yapının evden/uzaktan çalışmaya etkilerini şu şekilde anlamak mümkün.

- “Toplulukçu” kültürel yapı: Bireyin kendisini ait olduğu topluluğun bir parçası olarak tanımlaması ve buna göre hareket etmesi. Bu kültürlerde aile ve akrabalık bağlarının kuvvetli olduğunu gözlemleriz. Pandemi döneminde bu bağları besleyecek temastan mahrum kalmak, özellikle toplulukçu kültürlerdeki bireyleri psikolojik açıdan epeyce zorladı. Evden / uzaktan çalışmak, bazı iş yerlerinde yaratılan aile ortamı duygusunun da ortadan kalkmasıyla, bu  mahrumiyetin olumsuz etkilerini artırdı.

- “Güç kültürü”: Evden/uzaktan çalışma, güç kültürü yüksek toplumlarda uygulaması zor bir işyeri pratiği olarak karşımıza çıkıyordu. Pandeminin ilk başladığı dönemde yaşanan belirsizlik ve panik nedeniyle herkesin evden/ uzaktan  çalışmaya dört elle sarıldığını, hizmet ve faaliyetleri mümkün olduğunca aksatmadan devam ettirmek için iyi niyetle azami gayret gösterdiğini gözlemledik. Ancak bundan sonraki dönemde evden/uzaktan çalışmaya kısmi de olsa devam edeceksek, verimliliğin ve çalışan bağlılığının artması için ek düzenlemelerin yapılması önemli olacak.

Toplumsal açıdan diğer önemli değişim ve dönüşümler aile hayatında ve liderlik alanında karşımıza çıkabilir.

İş hayatının eve taşınması bazı kişiler için bu iş-hayat dengesini bozarken (ailenin işe, işin aile hayatına olumsuz müdahalesi), bazıları için iş-hayat entegrasyonu ve aileyle daha fazla vakit geçirmek için fırsatlar doğurdu. Evde eşler arası iş paylaşımı arttı. Erkekler, çalışan eşlerinin yaşadığı zorlukları gözlemleme ve bizzat deneyimleme fırsatı elde etti. Bu deneyimin eşitlikçi cinsiyet rolleri açısından olumlu yönde dönüştürücü etkisi olabilir. Öte yandan, aile içi şiddetin, tacizin ve istismarın artması pandeminin gün yüzüne çıkardığı toplumsal yaraları derinleştirebilir.

GÖRGÜN TANER (İKSV GENEL MÜDÜRÜ):

 “SONRASINDA DA UZAKTAN ÇALIŞMAYA SICAK BAKIYORUZ”

İş hayatının yeni normali Home office

“İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) uzaktan çalışma modeline yabancı değildi, dolayısıyla bu sürece hızla uyum sağladık. Çağımızın sunduğu olanakları kullanarak ve iş tanımlarına bağlı olarak İKSV’de 2015 yılından bu yana birçok arkadaşımız dönemsel olarak uzaktan çalışma sistemini uyguluyordu. Kovid-19 salgınının ortaya çıkmasıyla da önce binamızda salgına karşı gerekli tedbirleri aldık, ardından mart ortasından itibaren vakıf olarak uzaktan çalışma düzenine geçtik. Bu süreçte dijital altyapımızı da güçlendirdik ve uzaktan çalışmayı kolaylaştırıcı sistemler kullanmaya başladık. İki ayı aşkın süredir çalışmalarımızı verimli bir şekilde sürdürüyor ve sürekli olarak yeni projeler üretiyoruz. Etkinliklerin düzenlenebilmesi söz konusu olduğunda, işlerin sahaya inmeden, uzaktan yapılabilecek kısmı kısıtlı; ama pandemi sebebiyle etkinliklerimizi ertelediğimiz ve çalışmalarımızı dijital ortamda sürdürdüğümüz için uzaktan çalışma sisteminde herhangi bir sorun yaşamadık. İKSV ekibi her zaman birlikte çalışmaktan güç alan, birbirini besleyen bir ekip olmuştur. Birbirimizi çok özledik ama uzaktan da olsa bu birlikteliği sürdürmenin yollarını bulduğumuzu söyleyebilirim. Bir süre daha bu sistemde çalışmayı sürdüreceğiz. Festivalleri, bienalleri tekrar gerçekleştirmeye başladığımızda elbette bu durum değişecek ama pandemi sonrası dönemde de öncesinde olduğu gibi uzaktan çalışmayı da içeren çalışma modellerine sıcak bakıyoruz.

Hem dans ettiler, hem çöp topladılarİstanbul Bağcılar’da, çöp kamyonda bulunan 2 temizlik görevlisi arkadan gelen araçta çalan şarkının ritmine ayak uydurup oynadı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber