Geri Dön
Pazarİzmir’in tarih hazinesi

İzmir’in tarih hazinesi

Tarihi Kemeraltı Çarşısı’ndaki 9 sinagog kent kültürüne kazandırılıyor. Proje direktörü Nesim Bencoya, Prag’daki gibi bir Yahudi Tarihi Açık Hava Müzesi projesi için oluşturulacak koridorlarla tarihi yapıları birbirlerine bağlamayı planladıklarını söylüyor.

İzmir’in tarih hazinesi

Aslı Öktener - İzmir Yahudi Kültür Mirası Projesi Koordinatörü Nesim Bencoya ile Çankaya Katlı Otoparkı’nın çatı katında buluşuyoruz. İzmir ayaklarımızın altında… Kurucu direktörü olduğu ve dokuz gün süren İzmir Sefarad Kültür Festivali’ne gösterilen ilginin mutluluğunu yaşayan Bencoya, bize şimdi de İzmir Musevi Cemaati’nin girişimleriyle başlatılan ve tarihi Kemeraltı Çarşısı’ndaki 9 sinagogu birbirine bağlayarak bir açık hava müzesine dönüştürecek projeyi anlatıyor.

İzmir’deki ilk sinagoglardan olan Etz Hayim (Yaşam Ağacı) Sinagogu, 1841’deki yangında zarar görmüş, 1851’de restore edilmiş. Merkezinde konumlanan teva, dört sütunla çevrili. Sütunların arasındaki bağlantıların üzerinde Tevrat’ta geçen İbranice ayetler yer alıyor. Oturma sıraları tevayı çevreliyor. Duvarda tarihi İzmir yangınından izler, motifler, yazılar bulunuyor.

Agora Antik Kenti çevresini kuşatan, Kadifekale’nin yamaçlarında uzanan alanı eliyle işaret ederek, “İşte bu alan eski Yahudi Mahallesi’nin merkeziydi. Şurada gördüğümüz bina bir yahudhane, yani diğer adıyla kortejo. İspanya’nın kırsalındaki mimari üslubu İzmir’e taşıyan Yahudiler tarafından yapılmış tek odalı yapılar bütünü. Eskiden her odada bir aile yaşardı. Tuvaletler, su kuyuları ve avlu ortak alandı. Bu bölgede çok sayıda kortejo var. Ancak çoğu onarılmayı bekliyor. Kortejolardan birini, bir gecede otoparka dönüştürdüler!” diyor.

İzmir’in tarih hazinesi

1772’de yanan Bikur Holim (Hastane) Sinagogu, Manuel de Ciaves tarafından 1800’de yeniden inşa edilmiş. Kentte sıkça görülen veba veya kolera salgınlarında hastane olarak kullanılmış. Merkezi bir Teva (dua okuma kürsüsü), çiçek ve meyve desenleriyle süslenmiş tavan, yeşil ve sarıya boyanmış sütunlarla bezeli. Bodrumunda ise bir zamanlar Bet Din hapishanesi olduğu düşünülüyor.

İzmir’in tarih hazinesi

Cami, sinagog ve kilise aynı sokakta

Anlatımına göre aslında Yahudilerin kente gelişi 1492’den çok daha eskilere, yani 2 bin 700 yıl öncesine, Babil sürgününe dayanıyor. “İzlerini de Basmane’de görmek mümkün” diyen Bencoya şöyle devam ediyor: “Ancak asıl büyük göç İspanya’dan 1492 yılında oluyor. Engizisyonu takiben önce İzmir çevresine ardından da limana yakın bölgeye yerleşiyor, ticaretle uğraşıyorlar. Kent, o dönemlerde beş mahalleye bölünmüş; Türk Müslüman mahallesi Kadifekale, yamaçlardan aşağıya kadar Yahudi mahallesi, oradan sonra Ermeni mahallesi, Rumlar denize doğru ve Punta yani limana doğru da Levantenler yer alıyor. Ama gettolar şeklinde değil. Bir arada ortak kültürü paylaşıyorlar. Bir cami, bir sinagog ve bir kilise aynı sokakta… Oluşan kültür mozaiğini siz düşünün! Mesela kentin simgesi boyozu İzmir’e Yahudiler İspanya’dan getirmiştir…”

İzmir’in tarih hazinesi

Hevra Sinagogu, 1838 yılında çıkan yangından sonra Çelebi ve Menahem Hacez kardeşler tarafından yeniden yaptırılmış, 1841 yangınında tekrar yanmış ve uzun yıllar harap halde kalmış. Çatısı 1999’da çöken yapıyı kurtarma çalışmaları 2020’de tamamlanmış. Ancak sinagogun orijinal çatı ve restorasyonuna henüz başlanmadı.

“Hikâyem başka hikâyelere karışmıştı”

İzmir’de doğan, üniversite eğitimini İsrail’de alan Nesim Bencoya’nın anne ve babası da bu bölgede büyümüş: “Biz dindar bir aile değildik ama babam sinagoga giderken bazen beni de alırdı. Önce şurada gördüğünüz Tevfik Paşa Hamamı’na giderdik. Büyükbabam da burada otururdu. Yani burası benim köklerimin olduğu yer. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız elbette. Araştırdıkça aslında İzmir’in pek çok farklı hikâyeyi barındırdığını gördüm. Benim hikâyem herkesin hikâyesinin içine giriyor ve bunlar müthiş bir doku oluşturuyordu” diye anlatıyor.

Artık bölgede oturan Yahudi kalmamış. 1800’lerin sonlarında önce Karataş’a ardından da Alsancak’a taşınmışlar. İzmir’de yaşayan Sefarad Yahudileri sayısı ise bin kişiyi ancak buluyormuş.

Kültürlerin zamanla birbirinden uzaklaştığını, geçmişteki mozaiğin dağıldığını belirten Bencoya, “Şimdi birbirimize karşı temkinliyiz, çünkü yeterince tanımıyoruz. İşte biz de bu yüzden İzmir Sefarad Kültür Festivali’ni hayata geçirdik. Şimdi de 17. yüzyıldan günümüze kadar gelen 9 sinagogu İzmir Yahudi Mirası Projesi kapsamında yeniden kent ve dünya kültürüne kazandırmak için kolları sıvadık” diyor ve bunların yerini bize tek tek gösteriyor.

İzmir’in tarih hazinesi

“Bakın tam solumuzda; Bikur Holim yani Hastane Sinagogu, arkasında Portekiz Sinagogu, onun yanında Hahamhane binası ve Bet Hillel Sinagogu görünüyor. Tam karşımızda ise Havra Sokağı var. Sağında Akın Pasajı denilen bir tarihi bina mevcut. Bir dönem eski Kaşer (Helal) Şaraphanene olarak kullanılmış. TARKEM ayağa kaldıracak. Onun hemen arkasındaki alanda; Etzhayim (Yaşam Ağacı) Sinagogu bulunuyor, güçlendirme ve onarım çalışması yeni bitti. Aynı sokakta Hevra Sinagogu, arkasında Algaze, yanında Shalom Sinagogu var. Algaze’nin solunda ise Foresteros (Yabancılar) Sinagogu bulunuyor. Tam arkasında da Sinyora Sinagogu var. Yani 9 sinagog binası ve bir Hahambaşılık dahil toplam 10 tarihi bina var. Bunlardan 6’sında, İzmir Büyükşehir, EGİAD, İZKA, Almanya ve Amerika elçilikleri ile cemaatimizin de desteğiyle onarımlar yapıldı. Proje kapsamında oluşturulacak koridorlarla birbirlerine bağlamayı ve tıpkı Prag’daki gibi devasa bir Yahudi Tarihi Açık Hava Müzesi oluşturmayı istiyoruz. İddia ediyorum dünyada tek olacak ve her yıl milyonlarca turist gelecek. Bir de buna Kemeraltı projesini kattığımızda; Kadifekale’den denize kadar, turistler burada 3 gece konaklayabilecekler”

“Kültür Bakanlığı ile görüşeceğiz”

Ardından Bencoya ile önce Bikur Holim (Hastane) Sinagogu ardından da sırasıyla Etz Hayim (Yaşam Ağacı), Hevra ile hemen bitişiğinde bulunan Algaze, Shalom, Foresteros (Yabancılar) ve Sinyora sinagoglarını gezip hikâyelerini dinliyoruz.

Gelecek her yeni desteğe açık olduklarını belirten Nesim Bencoya, tüm İzmir ve Türkiye’ye çağrıda bulunarak, “Evet bu bir Yahudi kültür mirasıdır. Ancak İzmir ve aynı zamanda da tüm Türkiye’nin mirasıdır. Yani hepimizin ortak geçmişidir. Biz tek başımıza başa çıkamıyoruz. Proje kapsamında restorasyon önceliğimiz yıkılan binalarda. Onarımları yapılan sinagoglarda motifler ve kalem işlerinin de elden geçmesi lazım. Sinagogları zaman zaman özel turlara açıyoruz. Sefarad Festivali’nde de konser ve etkinlikler gerçekleştirdik. Büyük ilgi gördü. Projemizin hayat bulması için 2-3 milyon dolardan bahsediyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile de yakında görüşeceğiz. Destekleri bizim için çok önemli. Hem biz kültürümüzü yaşatacağız hem İzmir dolayısıyla da Türkiye kazanacak” diye konuşuyor.