Geri Dön
PazarMersin, Adana derken Arsuz

Mersin, Adana derken Arsuz

Arsuz geç keşfettiğime üzüldüğüm güzellikte bir yer. Bu sayfiye kasabasında deniz muhteşem, sokaklar gezilesi; ırmak kenarında tekneler, restoranlar; ortam gayet hoş

Mersin, Adana derken Arsuz

16. günün sabahı Silifke Kızkulesi’nden yola çıktım. Yollar az virajlı ekseriyetle düz ve duble yol olduğundan pek keyifli değildi. İlk durak Mersin’e geldim. Mersin gerçekten anlatıldığı gibi yüksek bloklu, geniş balkonlu siteler şehri. Motosikletimin bakımı için HRP Motosiklet’e gittim. Ustam adaşım çıktı; oldukça titiz ve işinin ehli. Yağ ve filtre değişimi, biten arka balata değişimi, yolda vidaları dökülen ve kırılan arka çamurluk sıyırıcının ıslahı ve tüm gevşeyebilecek vidaların bakımından sonra bir de banyo yaptırdılar Vagabond’a. Eli yüzü açıldı serserinin. Bu arada ben de işletmenin sahibi sevgili Oktay Dal ile koyu bir sohbete tutuldum. Çok güzel bir projesi var. Ağırlıkla motosiklet olmak üzere eskileri topluyor. Neler yok ki? Bisikletlerden yazar kasalara, eski ankesörlü telefonlardan facitlere. Oktay kardeşim bir müze açma hazırlığında. Dilerim o açılışa katılma imkânım olur. Biz sohbet ederken GP Kompozit’in satış müdürü Erkan Yeni geldi ve bu vesileyle heybeye bir dost daha ekledim. Sonra Adana’ya yola koyuldum. Benzincide verdiğim soluklanma molasında eskilerden motosikletçi bir abi ve eşi ile sohbete koyulduk. Nasıl hayıflanıyorum şimdi; sohbetin heyecanıyla ne bir foto aldık ne de isim. Ama bulacağım.

Mersin, Adana derken Arsuz

Adana’da buluşma yerimiz Fulya Kütük’ün restoranı ‘Fulya’.

Adana’da sevgili Sezi Toprakçı ile buluştuk. Tam da yazışma ve sohbetlerimizden kafamda çizdiğim portreyi karşımda gördüm. Hemen felsefe, psikoloji vs. kelimeler havada uçuştu. Akşam da sohbete devam edeceğiz. Ha buluşma yerimiz Sezi’nin dostu Fulya Kütük’ün restoranı. Fulya da F800 kullanıyor ve Sezi ile kafaları pek bir aynı.

17. gün: Dün akşam dopdoluydu. Sevgili Sezi ve Fulya güzel bir program yapmışlar. Onlar da tebdilimekân yapmak istediklerinden Fulya Restaurant yerine başka bir yerde yemek yedik. Yemekte ve sonrasında derin ki ne derin bir muhabbet: Ben kimim? Kim değilim? Var oluş, ezoterizm, sembolizm... Aman aman diyeyim saat 04.00 olmuş. Neyse ki bugünkü rotam kısaydı. Uzun bir uyku çektim. Ama hâlâ aklımda deli sorular. Zehir gibi bu iki güzel insan!

Öğlen yola çıktım. Hava fena sıcak ve rutubetli. Şehir içi trafik kâbusundan kurtulmak için çevre yolu ve otobanları tercih ettim. Hatay Dörtyol sapağı ile otobandan ayrıldım. Dörtyol ilginç bir coğrafyaya sahip. Kocaman dümdüz bir alan. Yumurtalık ilçesine sapmadım. İskenderun kâbus gibiydi. Liman özelliğinden sanırım; yüksek fabrika bacaları, silolar, büyük petrol tankları, vinçlerle dolu, havası kötü bir şehir. Ha içine girseydim muhakkak birçok güzellik görebilirdim sanırım ama girmedim. Sonrasında yol Arsuz’a doğru harikaydı. Uçsuz bucaksız deniz, efil efil bir hava. Bu şekilde girdim Arsuz’a. Burası, gerçekten geç keşfettiğime üzüldüğüm güzellikte bir yer. Küçük Rum terki evlerle dolu bir sayfiye kasabası. Ne diyeyim? 10 numara. Giriş ve çıkış kısımlarında 2 katlı sayfiye siteleri var. Bölge; Mersin, Adana, Osmaniye, İskenderun ve Gaziantep gibi çevre kentlere ağırlıklı hizmet veriyor. Popülasyon ve ortam gayet hoş.

Dostlarımın beni yol üzerinde yakalamasıyla Arsuz Otel’e geldim. Bu bölgenin en köklü oteli. Hatta ilklerden. Ancak eskiyi korumak kaydıyla çok bakımlı ve temiz. (Yer karolarını görmek için bile gidilir). Biri yeni biri eski iki bloktan oluşuyor. Denize sıfır ve deniz kenarı çimlerde ve kumsalda şezlonglar, platform, masalar şemsiyeler aynen bir beach club. İşletme sahipleri Suat ve İskender Mıstıkoğlu kardeşler; turizmci, tarımla uğraşan hem de motosikletçi iki kardeş. Mekânın korunaklı büyük bir otoparkı var. Motorcu dostu bu işletme her iki kardeşle de yaptığım görüşmede motosikletli misafirlere özel kondisyonları olduğunu söylediler. Zaten daha öncede bölgede yapılan motosiklet etkinliklerine destekleri olmuş. Yolunuz düşerse çalın kapıyı.

Mersin, Adana derken Arsuz

Yollarda dünya küçülüyor

Sahile indim ve denize girdim. Pırıl pırıl, kum ve yavaş yavaş derinleşen bir plajı var. Aa kimi gördüm dersiniz? İki gün önce benzincide tanıştığım ama heyecanla adını almadığım, sonrasında yazışarak bu eksikliği giderdiğim EMOK Motosiklet Kulübü kurucularından olan sevgili Mustafa Çelenk ağabey ve eşi. Yollarda, yol uzun gibi gelse de dünya gerçekten küçülüyor.

Sonrasında iki tekerci ama dostluğumuz iki tekerden öncesine dayanan sevgili Metin Teoman’ın ta tatil yaptığı Bozcaada’dan bana yer ayırttığı Derya Restaurant’ta balığımı yedim. Yarın akşam da Kırıkhan’da onun Adnan Teoman Çiftliği’nde misafirim. Akşam iyi dinlenmeliyim zira yarınki rota fena virajlı. Toplamda 262 kilometrecik ama Google map 5 saat 25 dakika diyor. Detayları sonraki yazımda olacak.

Dostlar, Arsuz’u kaçırmayın. Gerçekten güzel yer...

Mersin, Adana derken Arsuz

Hatay Dörtyol ilginç bir coğrafyaya sahip, kocaman dümdüz bir alan.

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler