Geri Dön

Mozart eşliğinde kahvaltı

Kimileri için balın, kaymağın hası orada kimileri için de hikâyenin… Herkesin aradığını bulduğu Bergama’daki Yeni Gün Kahvaltı Salonu’nda her sabah kahvaltı 90 yaşındaki Eşref Amca’nın elleriyle hazırlanıp masalara geliyor

Mozart eşliğinde kahvaltı
Seyhan Akıncı

Bergama’da M.S. 3 yüzyıldan kalma Tabak Köprüsü’nün üzerinde en az 120 yıllık bir kahvaltı salonu, o kahvaltı salonunun içinde 76 yıldır her sabah süt kaynatan bir adam; Eşref Taşkın... Eşref Amca 90 yaşında, 1930 yılında Selanik göçmeni bir ailenin çocuğu olarak Bergama’da açmış gözlerini dünyaya. Selanikli sütçü dedesinin işletmeye başladığı Yeni Gün Kahvaltı Salonu’na orta okulu bitirdiği 14 yaşından beri her sabah adım atıyor. Pandemi nedeniyle evinde geçirdiği günlerin ardından Eşref Amca yeniden sütünü kaynatmaya, kaymağını itinayla servis etmeye başladı dükkanında. Biz de her köşesinde başka bir anının olduğu bu sevimli kahvaltı dükkanını ve içindeki kocaman hayatı daha yakından tanımak için “yeni normal”de İzmir’e uçtuk. 


Mozart eşliğinde kahvaltı



Pazar günleri kapalılar, cumartesi ise hem yerli turistin hem de Eşref Amca’nın hikayesini duyanların koşup geldiği en yoğun gün. Öğlen 13.00’e kadar kahvaltı veren mekan öğleden sonra süt ve süt ürünleri satışı gerçekleştiriyor. İstanbul’dan İzmir’e kalkan ilk uçağın yolcuları olarak 90 yaşındaki Eşref Amca’nın itinayla hazırladığı kahvaltı masasına kuruluyoruz önce. “Süt, çay, yumurta, bal, kaymak, peynir ve zeytin var” diye anlatmaya başlıyor Eşref Amca. “Her gün sabah saat 05.00’te kalkıyorum, 06.00’da dükkanda oluyorum. Kahvaltıyı hazırlamam bir saat sürüyor. Saat 07.00’de müşteriler gelmeye başlıyor. Saat 13.00’e kadar kahvaltı veriyoruz. Sofrada yensin yenmesin her şeyin olması benim hiç hoşuma gitmiyor. Ben çok meraklıyım lezzete, kendim beğenirsem satıyorum o ürünü. Evde de her yemeği beğenmiyorum. Hele bu devirde! Etler güzel değil, sebzeler güzel değil. Eskiden manda kaymağı yapıyorduk, birinci sınıf! O en iyi, en kaliteli kaymaktı. Şimdi manda sütü yok. Mecburen inek sütünden yapıyoruz ama bu da güzel…” diye sürdürüyor anlatmayı.  Açık büfe kahvaltılar, serpme kahvaltılar onun gözünde israf. “Buraya gelen ne yiyeceğini bilerek geliyor” diyor.  Doğrusunu isterseniz masadan “Bu yumurtaysa benim yediğim diğer şeyler ne?” diyerek kalkıyorsunuz. Bir yandan da kaymak almaya gelip gidenler oluyor dükkana.

Eşref Amca’yı kahvaltıyı hazırlarken görünce şaşıranlar oluyor elbet, ona yaşını soranlara 100 diye alaycı bir şekilde cevap veriyor. Zira 90 yaşında motorla işe gidip geldiğini düşünürsek kahvaltı hazırlamasının lafı bile olmaz! “Benim hiç aklımda motor falan yoktu, dükkana uzak bir eve taşınınca mecburen küçük bir motor aldım, oradan heveslendim 50 yıldır motor kullanıyorum. Çeşit çeşit motorlar aldım. Bu güzelmiş dedim aldım, 15 tane motor geçti elimden” diye anlatıyor motor tutkusunu. Tek tutkusuysa motor değil...

“Kore’ye gemiyle  21 günde gittik”

Duvarlarda gelininin ısrarıyla asılmasına izin verdiği fotoğrafları var Eşref Amca’nın. Tuncel Kurtiz’den Uğur Yücel’e pek çok ünlü ismin yolu da geçmiş bu tarihi kahvaltıcıdan… Fotoğraflardan anlıyoruz ki Kore’deki Türk askerlerinden biri de oymuş. 1951 ile 52 yılları arasında bir yıl boyunca orada görev yapmış. Fotoğraflardan birinde annesi ve babasını kaybetmiş Yavuz adını verdikleri Koreli çocuğun elinden tutuyor. Tanık olduğu her şeye rağmen “Gemiyle 21 günde gittik, 24 günde döndük. O deneyim benim için çok güzeldi” diyor… Askerlik öncesi keman çalan Eşref Amca, Bergama Bandosu’nda hocasının tavsiyesi üzerine birkaç ay klarnet üfledikten sonra Bornova Tümen Bandosu’na gönderilmiş. Kore’ye de ordunun bando ekibiyle gitmiş. “Amerikalılar bir yılbaşı gecesi düzenledi caz ekibi olarak orada bulunduk. Diğer zamanlar cepheye konserve taşıdık. Keman çalıyordum. Sonra askerlik yaklaştı, Bergama Bandosu vardı, bando öğretmeni Avni Abi ‘Seni bandoya yazdıralım ama birkaç ay klarnet üfle burada’ dedi. Birkaç ay klarnet üfledim. Sonra Bornova Tümen Bandosu’na gönderdiler. Bir sene orada kaldım bandoda. Çok güzeldi” diye anlatıyor. Klasik müzik onda büyük bir tutku… 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkma kısıtlamasında 76 yıldır her sabah geldiği kahvaltı salonunda ayrı geçirdiği zamanlarda sığınağı klasik müzik olmuş: “Karantinada evde sıkılmadım, Mozart dinliyordum, pencereden bakıyordum. Sonra pazar günleri bir gün izin verdiler bize ama hiç tadı yoktu. Hiç kimseler yok sokakta, her yer kapalı çıkmasan daha iyi... Kahvaltı salonunu özledim. Karantina tatil gibi oldu ama tatili de pek sevmem. Çalışmayı severim.”

Mozart eşliğinde kahvaltı


90 yaşındaki Eşref Taşkın 50 yıldır işe motorla gidip geliyor.

 “İnci Avcıları’nı dinleyelim mi?”

Ne Kore’deki savaştan bahsederken ne de 76 yıldır her gün gidip geldiği kahvaltı salonundan ayrı kaldığı dönemden bahsederken gözleri dolmayan Eşref Amca İstanbullu bir tütün eksperine verdiği Edvard Grieg’in “Peer Gynt Suiti” plak siparişini eksperin bulup ona getirdiğini anlatmaya başladığında bir anda sesi titremeye ve gözleri dolmaya başlıyor. Sonra kibarca “Sizinle de bir şey dinleyelim mi?” diye soruyor. Bu tarihi dükkanda baş başa farklı alemlere yolculuğa çıkıyoruz Georges Bizet’in “İnci Avcıları”yla…


Mozart eşliğinde kahvaltı


Fotoğraf: Yusuf Çınar

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber