Geri Dön

Necil Ülgen (Milliyet gazetesi spor yazı işleri müdürü)

Yiğiter Uluğ (Radikal gazetesi spor editörü)



     

     

     Ecevit Kılıç genç bir gazeteci. Aslında spor muhabiri değil ama hazırladığı bir haberin kullanılmaması onu futbola, dolayısıyla mafyaya "bulaştırmış". Geçen hafta yayımlanan kitabı "Kirli Kramponlar", "futbol, para, mafya, siyaset" üzerine. Kılıç kitapta özellikle 1980 sonrasında yaşanan mafya-futbol yakınlaşması örneklerini, savcılığa yansıyan dosyalar ve itiraflarla belgelere dayanarak anlatıyor. Kitabın sonunda Sedat Peker ile yapılmış bir röportaj da var. Futbolla yakından ilgiliyseniz mutlaka olayları hatırlayacaksınız. Fakat hepsini bir arada, üstelik belgeleriyle bulmak ilginç. Tek kusuru var "Kirli Kramponlar"ın: Yayınevinin özensizliği. Umarız sonraki baskılarda problemler giderilir.
     
     1980’den sonra mafyada bir değişim oldu. Her tür suça bulaştılar. Bu dönemde itibar kazanmak için futbolla ilgilendiler. Futbol sosyal bir kimlik olabilirdi. Onun arkasında da işlerini yapabilirlerdi. Yaptılar zaten. Hayali ihracat patlamıştı ve bundan futbol da nasibini aldı. Kazandıkları parayı futbolla aklamaya başladılar. Artık nedenleri sadece para, itibar değil. Futbol Türkiye’de endüstri haline geliyor. Mafya da bundan pay almak istiyor.
     
     Daha farklı. Özellikle Avrupa ve Güney Amerika ülkelerinde daha çok futbolun bahis konusuyla ilgililer. Oynadıkları takımın kaybetmesi bir futbolcunun ölmesi anlamına gelebiliyor. Onlarda gelişmiş bir futbol endüstrisi var. Mafya bundan para alamıyor çünkü uluslararası dev şirketler işin içinde. Bizde ise henüz endüstrileşiliyor. Mafya da bunu kontrol etmek istiyor ve federasyon başkanı seçimlerinden transferlere kadar başarılı da oluyor.
     
     Evet, onun tekelinde diyebiliriz. Özellikle altyapıyla çok ilgileniyor. Bunun bir nedeni de kendi kadrolarına adam kazanmak. Peker arkadaşı Mecnun Odyakmaz’ı Fenerbahçe’nin altyapı sorumlusu yapmak istedi. İkisi de çete kurmak suçundan yargılanıyor. Aziz Yıldırım kamuoyu baskısından çekindiği için Peker’e "Hayır" dedi.
     
     Hayır, zor oldu. Önce avukatlarını aradım. Tanıdıklarını araya koymaya çalıştım. Bir gün telefon çaldı. Karşıdaki ses "Hayırlı günler, ben Sedat Peker" dedi. Aradan bir ay falan geçmişti ve aramasını beklemiyordum. "Kabul ediyorum ama önce bir çay içelim, tanışalım" dedi. Görüştük, iyi de geçti. Aslında samimi de davrandı.
     
     Hayır, mümkün değil. Bence yerleşmiş durumda, sahanın ortasında. Futbolun patronu olmak istiyorlar. Herhangi bir cenaze töreninde ya da düğünde Sedat Peker’le Sergen Yalçın’ı yan yana görebiliyorsunuz ve kimse bundan rahatsızlık duymuyor. Hakan Şükür, Sinan Engin aynı şekilde. Öyle bir şey ki futbolcunun da yapacağı pek bir şey yok. Buna doğal olarak uyuyorlar.
     
     "Holiganları da mafya idare ediyor"
     Mafya ile futbol yakın ilişkide. Üç büyüklerin üçünün de mafya ile ilişkisinin olduğunu söyleyebilirim. Futboldan tanıdığımız pek çok isim bunlarla görüşüp sohbet ediyor, geziyor. Doğal menajer gibiler. Kalburüstü kulüplerin tribünlerle bire bir ilişkisi var. Tribün terörü nasıl engellenir diye paneller yapılıyor ama komedi bence. Herkes neyin, ne olduğunu çok iyi biliyor. Kulüp yöneticileri, idarecileri bunları besliyor. Tribündeki holiganları da bir şekilde mafya idare ediyor. Bizim 10-15 yıldır yaşadığımız bu sorunları Avrupa da yaşadı, çözdü. Türkiye de bunu aşacaktır. Kulüpler halka açılıyor, şirketleşiyor; mafyanın kulüpleri kontrol altında tutması pek mümkün olmayacak. Ama tabii bugünden yarına çözülmez. Devletin bu işe el atması ve kulüp yönetimlerini rahatlatması lazım. Fakat bu işe çok gönülden el atacağını sanmıyorum çünkü devletin de benzer problemleri var.
     
     Kitabı henüz okumadım. Bütün dünyada böyle dönemlerden geçildi. Mafyanın doğduğu, futbolun popüler olduğu İtalya’da yıllarca Spor Toto skandalları olmuş, hatta bunun neticesinde Milan küme düşürülmüştür. Ki bu Milan bugün ülkeyi yöneten başbakanın kulübü olarak biliniyor. Bunların Türkiye’ye yansımadığını söylemek çok safdillik olur. Futbolun kendini bundan koruyabilecek ne gücü, ne sağlam bir geleneği, ne farklı vizyonda yöneticileri var. Federasyonun yüzde 100 temiz olduğunu, kulüplerin iyi yönetildiğini söylemek zor. Çok girift bir ilişkiler yumağı ile karşı karşıyayız... Birtakım şirketler kazançlarının vergilendirilmesiyle mafya tanımının dışına çıkıyorlarsa Batı’da futbolun temizlendiği söylenebilir. Ama yeterli değil. Bugün dünyanın en büyük mafyası bahis mafyasıdır. İngiltere’de William Hill var mesela. Çok büyük bir şirket, her yerde şubesi var. Türkiye’den de bahis oynayabiliyorsunuz. Adam sizin kim olduğunuzu bile bilmiyor ama sıkıysa ödemeyin kaybettiğinizde. Müthiş bir para dönüyor ve bu da çok temiz bir para değil.
     
     Kitabı gördüm ama henüz okumadım. Senelik 600 milyon dolar paranın döndüğü yerde mafya da olur siyaset de. Hep vardı, hep de olacak. Biz eski spor adamları olarak özerk olmasını çok istedik ama maalesef Türkiye’de futbol özel oldu, özerk olamadı. Eskiden milli takım kamp yaptığı zaman içilen iki şişe maden suyunun hesabını isterdi müfettişler. Futbol kendi parasıyla kavrulmaya başladı ama bu sefer de bu hale geldi. Başarı için her şey mubah oldu. Şampiyonlar Ligi çok önemli olmaya başladı. Çünkü para var. Şimdi bir de bahis modası varmış. Büyük miktarlarda oynanıyormuş. Aslında temizlenir mafya. İnsanların banka hesap numaralarını, mal varlıklarını araştırdığınız zaman bulursunuz. Ama devletin işine gelmiyor, istemiyor.
     
     

Pelin Akil ve Anıl Altan çiftinden corona dansıOyuncu Pelin Akil ve eşi Anıl Altan corona virüs salgını nedeniyle ikizleriyle birlikte kendilerini karantinaya aldılar. Evde eğlenceli vakit geçiren çift, corona dansı yaptığı anlarını sosyal medya hesaplarından paylaştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber