Geri Dön

Nevizade’de SAKİ

Nevizade Sokağı’nın ünlü meyhanesi Saki, krize rağmen her akşam tıklım tıklım. Ya durum bildiğimizden daha iyi ya da "Battı balık yan gider" diyerek millet kendini safahata vurmuş

Nevizade’de SAKİ

Nevizade’de SAKİ

Nevizade Sokağı’nın ünlü meyhanesi Saki, krize rağmen her akşam tıklım tıklım. Ya durum bildiğimizden daha iyi ya da "Battı balık yan gider" diyerek millet kendini safahata vurmuş

Galatasaray Lisesi’nin büyük kapısının karşısından, Çiçek Pasajı binasının hemen yanından içeri giriniz. Bu sokak Sahne Sokak’tır. Balıkpazarı’nın başlangıcıdır. Eskiden buralarda çiçek ve balık ağırlıklı tezgahlar bulunurdu. Şimdi az balık, hatta çok az balık, bolca meyve ağırlıklı işporta tezgahları yolun iki yanına sıralanmış durumda...
Ankara’da memur iken, fırsat bulup İstanbul’a geldiğimizde, karı koca mutlaka bu sokağa uğrar, sokağın solunda ekmek içi kokoreç satan tezgahın önünde sıraya girerdik. O kokoreçi yemesi ne nefis olurdu. Geceleri sabaha kadar insanın midesini nasıl yakardı. Anlatamam...
Bir elimizde kokoreç, öbür elimizde iyi yıkanmadığından üzeri yağ tutmuş bira bardağı "nefsimizi körletirken", etraftaki turfanda salatalıkları, meyveleri hayranlıkla seyreder... "Ah... Biz de İstanbul’da yaşasak... Her gün buradan alışveriş ederiz" derdik...
1974 yılından bu yana İstanbul’da yaşıyoruz... Fırsat bulup Balıkpazarı’na alışverişe ya üç defa, ya dört defa gidebildik.

Sahne Sokak’ın sonuna doğru sağ koldaki Merkez Manav’ın köşesinden içeriye kıvrılan sokak Nevizade Sokak’tır.
Nevizade Sokak, sağlı sollu tarihi binalarla dolu. Ama binalar bakımsızlıktan "ağlıyor". Binaların alt katları meyhane... Yan sokaklar meyhane... Masalar sokaklara dizilmiş. Masaların ortasından geçmenin mümkünatı yok... Halkımız "ekonomik krizden" olsa gerek kendini yemeye, içmeye vermiş... Tek bir boş masa, tek bir boş sandalye yok... İnanılmaz...
Beyoğlu’nun "mimarı", dostumuz Vitali Hakko’dur ama, Hasan Pulur Ağabey’im Beyoğlu’nu avcunun içi gibi bilir. Kolay mı? Elli yıl önce gazeteciliğe polis muhabiri olarak çekirdekten başlamış. Yılmaz Çetiner Ağabey’imiz ile gece gündüz Beyoğlu’nda haber peşinde koşmuş...
Nevizade’yi bize Hasan Pulur Ağabey’im tanıttı. Onunla arada sırada birlikte oluruz. Hasan Pulur Ağabey eskiden Kadir’in Yeri’ne giderdi. Sonra Demgah’a gitmeye başladı. Demgah, Sivaslı Erdal Özer’in meyhanesi idi. Patron Erdal Özer, Karaköy Alt Geçidi’nde kuyumculuk yapar, meyhaneyi garsonlar çalıştırırdı. Müşteriler garsonları tanır, bilirdi.
Garsonlar ile patron arasında anlaşmazlık çıktı. "Sinemacı Hikmet" "racon" kesti. Garsonlar ayrıldı. Biraz ilerideki Kameriye Sokak’taki 11 numaralı binanın altında Saki meyhanesini açtı.
Demgah’ın eski garsonları, Sedat Mert, Osman Cömert, Osman Sülük, Cemal Karakoç ve Şahın Mert... Şimdi Saki’nin hem patronları, hem garsonları...
Garsonlar ile birlikte Hasan Pulur Ağabey’imiz de Saki’ye taşındı... Saki’yi anlatmadan, Beyoğlu’ndaki ve Nevizade’deki "Anadolu işgali"nden söz etmeliyim.
Eskilerde Balıkpazarı’nın en ünlü meyhanesi Krepen Pasaj’ta Müsyü Avgeri’nin işlettiği Zaharapulos imiş. Kıbrıs olaylarından sonra Müsyü Avgeri Yunanistan’a göçmüş. Nevizade’de Şen Büfe diye bir büfe vardı. Ağabeyimin anlattığına göre bu Şen Büfe eskiden "ünlü meyhaneci Lambo’nun yeri imiş." Orhan Veli, Sait Faik Lambo’da içerlermiş, biraz ileride eskiden Lefter’in meyhanesi bulunurmuş. Lefter 1964’te Yunanistan’a gitmiş. Lefter’in meyhanesi laternası ile ünlü imiş. (Şimdi Lefter’in meyhanesinin yerinde Mavi Boncuk meyhanesi var...)
Vitali Hakko’nun hayalindeki yeni Beyoğlu’nu Anadolu çocukları devralıyor. Artık o ünlü Markiz’i, Lebon’u, Tokatlıyan’ı, Degüstasyon’u, Lambo’yu, Zaharapulos’u, Nisuvaz’ı işleten Lefter’ler, Avgeri’ler, Artin’ler yok. Todori, Aleksandros ve Evangelia, İrina Baydak, Katerina, Lidya Hanım, Valentin Hanım, Barones Tashkin yok artık... Onların isimleri sadece rahmetli Haldun Taner’in hikaye kitaplarının sayfalarında kaldı.
Bu değişimi görmezsek, Türkiye’nin geçirdiği değişimi de anlayamayız...
Bu uzun Nevizade anlatımından sonra gelelim Saki’ye... Biz Hasan Pulur Ağabey’in kaptanlığında takım halinde Saki’ye gittik. Yılmaz Çetiner, Mehmet Barlas, Erdal Dumanlı, Haslet Soyöz, Mustafa Pakoğlu. Vitali Hakko hastalandı gelemedi... Masanın etrafına sıralandık... Roma’ya gidince, Romalı gibi davranmak gerekirmiş... Nevizade’ye gidince de buraları biliyormuş, eski müşteri imiş gibi davranmak gerekiyor. Gözümüz Hasan Pulur Ağabey’de o ne yapacak diye izliyoruz. Masa donatıldı. Biz sesimizi çıkarmıyoruz... Benim derdim "yumuşak, zeytinyağı ve limonu tamam, dereotu az" bir tabak fava... Kızarmış ekmeği banarak yiyorum. Saki’cilerin meze çeşidi bol... Soğuklar, ara sıcaklar derken, az kullanılmış yağda kıtır kızartılmış pembe pembe istavritler sofranın üzerine konuldu...

Servis güzel, mezeler güzel ama... Biz Nevizade’ye karın doyurmaya gitmedik... Havasına gittik... Nevizade’nin "havası" (Anadolu anlatımı ile) "bin beş yüz"... Etraf cıvıl cıvıl... Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Nevizade’ye gelenler "dertlerini unutmak için gelmiş!" Sohbet ediyor, gülüşüyor. Şakalaşıyor... Eskiden meyhaneye gidenlerin dertten içtikleri söylenirdi... Üç kadeh içenin de, "Ne olacak bu memleketin hali?" diyerek ağlamaya başladığı rivayet olunurdu... Nevizade’de yok böyle şeyler... Demek ki, ya durum bizim bildiğimizden iyi, ya da millet zıvanadan çıkmış durumda... "Battı balık yan gider" diyerek millet kendini safahata vurmuş...
Nevizade’nin tatlı yanlarından biri de masalar arası sohbet, satıcılarla sohbettir.
Masamıza önce Giresun’un Akçura’sından İstanbul’a gelen Zoloğlu Rüstem Bey uğradı. Boyu, posu, bıyığı, lacivert elbiseleri, davranışı ile, "holding CEO’su" gibi bir yiğit kişi Zoloğlu Rüstem otuz yıldır İstanbul’da tombalacılık yaparak yaşıyor. 1 tombala 5 milyon lira. 30 kişi katılıyor. Kazanan 5 şişe viskiyi alıyor.
Sonra "Kazı Kazanöcı Ebubekir Onay uğradı. Onu Yeşilçam artisti Erzurumlu Muzaffer Kızılçam izledi. Muzaffer Kızılçam’ın kendi kendine 8 melodi çalan Çin kemanı satın aldık. Derken, başında piyango bileti genç bir hanım geldi. Kayserili Dilek Kaplan. Ondan da piyango bileti satın aldık. Dolapdereli Nurettin Şahin ile iki arkadaşı da keman ile "Ah bu şarkıların gözü kör olsun... Öyle dudak bükme, hor gözle bakma..." diye başlayarak bir müzik ziyafeti çekti...
Vakti doldurduk. Hesabı ödedik... Garsonlarla, yandaki masalarla ve de cümle satıcılarla vedalaşarak Nevizade’den ayrıldık...
İstanbul’da yaşayanlar, İstanbul’a yolu düşenler "Nevizade deneyimi"ni mutlaka yaşamalı... (Bizim son gittiğimiz yer olan
Saki’nin adresi Nevizade Kameriye Sokak 11/A, telefonu da (0212) 244 16 83 veya (0212) 240 40 27’dir.) n




PAZAR






























İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber