Geri Dön

Nilüfer: Kendi kabuğumda yaşamaya çalışıyorum

Türk pop müziğinin efsane ismi Nilüfer, kalabalıklardan kaçışını "Geniş bir çevrem olması, çok fazla arkadaşım olması kırılganlıklar getirir diye düşündüm. Kendimi bu şekilde koruma-ya aldım sanırım" sözleriyle anlatıyor.

Nilüfer: Kendi kabuğumda yaşamaya çalışıyorum

"Dünya Dönüyor" ama sanki ona hiç dokunmuyor. Türk pop müziğinin divalarından biri olan Nilüfer, kadife sesi, unutulmaz şarkıları ve zarif tarzıyla hayatımıza girdiği '70'lerden bu yana hep zirvede. Sanatçı, İstanbul'daki yaz konserlerinin ardından gelecek ay Anadolu'ya uzanıyor. 40 yıl aradan sonra sonra Konya'da vereceği konserine hazırlanan sanatçıyla 17 yaşından bu yana içinde olduğu müzik dünyasından anneliğe, planladığı Anadolu turnesinden gündeme dair her şeyi konuştuk.

40 yılı aşkın bir süredir hala en çok dinlenen, en çok merak edilen isimlerden birisiniz? Şarkıda dediğiniz gibi "Dünya Dönüyor" bunca şey değişirken siz bu kadar kalıcı olabileceğinizi düşünmüş müydünüz yolun başında?

70’lerde başladı benim serüvenim. 1972 sonunda ilk 45’lik plağım çıkmıştı, hakikatten dile kolay! İnsana rüya gibi gelen, çok uzun gibi görünen ama aslında çok kısa süren bir serüven. Nasıl geçtiğinin inanın farkında değilim. Öncelikle tabii ki Allah’ın verdiği bir sesim olması, çok çok genç yaşta tanıştık biz müzikseverlerle, 17 yaşındaydım. Çok başarılı güzel şarkılar, başarılı, işini çok iyi yapan, doğru yapan insanlarla birlikte çalışmak, bilmiyorum belki hayatım, belki yaşam biçimim aramızda çok güzel bir bağ oluşturdu onlarla. Bundan başka türlü bir hayat düşünemiyorum. 47 yıldır devam eden bir hikaye bu.

İstanbul’da konserleriniz oldu.Nasıl bir yaz geride kaldı sizin için?

Haziranda Harbiye Açıkhava’da bir konser vermiştim. Dün de Vadi’deydik. İstanbullu müzikseverlerle bu yaz yeterince buluştuk. Önümüzdeki yıl bütün Anadolu’yu dolaşmak oradaki o güzelim enerjiyi, şarkılarımı izleyicilerimle paylaşmak istiyorum. Bu arada tam 40 yıl sonra 12 Ekim’de Konya Selçuklu Kongre Merkezi’nde konserim olacak. Şu anda hazırlıklar Konya için. 

Dünyaya yeniden gelme şansınız olsa yine tanık olduğunuz dönemlerde mi şarkı söylemek isterdiniz yoksa 2020'ler size daha merak uyandırıcı mı geliyor?

Dünyaya tekrar gelmek mümkün olsaydı, başladığım noktadan yeniden yaşadığım her şeyi yaşamak isterdim. Yani 2020’ler de olurdu ama yaşadığım şeyleri de yeniden yaşamak isterdim, acısıyla tatlısıyla…

Hep çok şık ve tarzı olan bir kadın görüyoruz sahnede. Formunuzu korumak için neler yapıyorsunuz?

Bana kostüm hazırlayanlarla kendi zevkimi de katarak kendime yakışanı giymeye çalışıyorum. Seksi görünmek gibi bir gayretim olmadı ama küçük dekolteleri seviyorum. Spor yapmayı seven biri değilim bu yüzden formumu korumak için 1992 yılından beri zaman zaman hep diyetlerle geçti hayatım diyebilirim. Son birkaç aydır, doktorumun tavsiyesi üzerine günde iki öğün besleniyorum. İlk başlarda zorlansam da şimdi çok rahatım. Abartmadan istediğim her şeyi yiyebiliyorum.

Pop müzik biraz "zor" bir yaz geçirdi. Doğru şarkı, "tutan" şarkı bulmak çok mu zor?

Pop müziğin parlak olduğu döneme kıyasla bu yaz böyle ortalığı kasıp kavuran, hit bir şarkı göremedik. Birçok prodüksiyon yapıldı, herkes üretmeye devam ediyor. Bu süreci ben 1979 ve 1980 yıllarında da yaşamıştım. '79'da pop müzikteki durağanlık sebebiyle “Nilüfer 79” adında bir tarafı arabesk şarkıların düzenlenmiş hali bir tarafı yine bildiğimiz klasik pop Nilüfer şarkıları olan bir albüm yayınlamıştık ve çok başarılı olmuştu. O dönemde hatırlıyorum bazı önemli pop sanatçıları sahneye Türk müziği söyleyerek çıkmaya başlamışlardı. Bu bir dönemdir sonra yeniden yükselişe geçeceğini umuyorum.

Şubatta "Tik Tak" ile dinleyicilerle buluştunuz. Nilüfer'den yeni bir şey gelecek mi yakın zamanda?

“Tik Tak” şubat ayında çıkmıştı, bütün arzum iyi bir şarkı bulup yeniden bir single çalışmasıyla sektöre girmek. Ancak şu anda aradığım şarkıyı bulabilmiş değilim. Alternatif bazı başarılı işler dışında pop müzikte bir durağanlık söz konusu, onun için beklemedeyim.

Sizin Kayahan ile olan iş birliğiniz unutulmaz eserler bıraktı müzik tarihine... Bu iş birliğinden doğan eserleri düetlerle ya da farklı soundlarla yeniden yorumlamayı düşünüyor musunuz?

Kayahan’la olan çalışmamız elbette hem pop müzik için hem de ben ve Kayahan için dönüm noktası olmuştur. O şarkıları şu anda yeniden yorumlamak gibi bir fikir yok kafamda ama ileride olabilir belki, şu anda bilemiyorum.

Kaleminizden dökülen unutulmaz parçalar var. Nilüfer'in ilham perilerini sorsak...

Ben şarkıları yazarken genelde aşktan ilham alarak yazdım. Yani kökeninde aşk vardı, kafamda aşk vardı ama işin içinde biraz da tabii ki bir şeyi üretmek, yapmak için de oturup biraz düşünmek, biraz matematikte gerekiyor. Biraz da onu içine kattığım zaman ortaya bazı şeyler çıktı evet ama bunu sürekli yapan bir insan, bir sanatçı olamadım. Belki bir gün yine bir şarkıyla çıkarım ortaya belli olmaz.



Nilüfer: Kendi kabuğumda yaşamaya çalışıyorum


Rap müzik dünyada olduğu gibi ülkemizde de yükselişte. Rap'in bulduğu karşılığı nasıl yorumluyorsunuz? Bir rap müzisyeniyle bir projeniz olabilir mi?

Rap benim özellikle dinlediğim bir müzik türü değil ama yapılan şeyler hoşuma gidiyor. Enerjileri hoşuma gidiyor, protest tavırları hoşuma gidiyor, dolayısıyla neden olmasın? Pekala bir rap söyleyen, rap yapan bir arkadaşımla ortak bir şey yapabiliriz, güzel olur.

"Susamam" ve "Olay" parçaları müziğin "işlevini" bir anlamda tekrardan tartışmaya açtı. Siz ne hissettiniz bu parçaları dinleyince? Sizin sustuklarınız neler mesela...

O şarkıları dinlediğimde tüylerim diken diken oldu, özellikle “Olay” parçasından etkilendim. Kızım dinletti bana, bazı şeyleri de kızım sayesinde yakalıyorum. 19 yaşında bir çocuğunuz olduğunda böyle şeyleri yakalayabiliyorsunuz. Dinlediğimde orada kullanılan konular, söz edilen şeyler beni çok etkiledi. Ben genellikle susan biri oldum hayatımda. Sorunlarını kendi içinde yaşayan, travmalarını kendi kendine ya da çok yakın birkaç arkadaşıyla atlatmaya çalışan biriyim. Belli bir taşım noktası geldiğinde Bircan Usallı Silan’ın kaleme aldığı “Nilüfer - Hepsi Bu” kitabında olduğu gibi o güne kadar hiç konuşmadığım, hiç dile getirmediğim birçok şeyi isimler ve detay vermeden anlatabiliyorum. Susmak zorunda olduğum birçok şey oldu hayatım boyunca hala da oluyor. Bunların patlama noktası ne zaman olur bilmiyorum, herhalde şöyle bir doksanıma falan gelirsem o zaman ne var ne yok ortaya dökerim gibi geliyor.

Hayatımda bir erkek olmasını hayal bile edemiyorum demiştiniz bir röportajınızda. Aşk duvarı hala yıkılmadı mı? Aşka nasıl bakıyor Nilüfer?

Evet, hayatımda bir erkek olmasını hayal edemiyorum demiştim bir röportajımda ama tabii hiçbir zaman büyük konuşmamak gerekir. Belli yaşlardan sonra gerçekten yaşanan beraberliklerin içinde aşk, sevgi olmalı ama arkadaşlık da olmalı diye düşünüyorum. Zaman ne getirir bilmiyorum. Hiçbir zaman büyük konuşmamak lazım aslında orada biraz fazla iddialı konuşmuşum.

"Normal hayatta güçlüyüm, mücadeleciyim ama kadın erkek ilişkilerinde naif ve kırılganım" diyorsunuz. Sizi kırılgan hissettiren, belki de kabuğunuza çekilmenize sebep olan şeyler neler?

Hem kadın erkek ilişkilerinde naif ve kırılganım, hem de aslında bütün insanlarla ilişkilerimde galiba öyleyim. Bu yüzden kendi kabuğum içinde yaşamaya çalıştım, küçük bir çevrem oldu her zaman. Çok geniş çevrenin içinde yaşamaktan belki de kırılırım diye korktum. Çok geniş bir çevrem olması, çok fazla arkadaşım olması, çok fazla tanıdığım olması belki bana ne biliyim alınganlıklar, kırılganlıklar getirir diye düşündüğüm için kendi kabuğum içinde yaşamaya çalıştım ama böyle yaptığım için de pişman değilim kendimi bu şekilde herhalde korumaya almışım.

Kızınız Ayşe Nazlı, büyüdü üniversite için İngiltere'de. Anne olmak ne öğretti Nilüfer'e?

Benim annem baskın ama bana çok düşkün bir anneydi. Çok düzgün, çok dürüst bir kadındı. Ben kızıma bir yandan; dürüstlüğü, iyi insan olmayı vermeye çalışırken anneme göre daha özgürlükçü bir anne olmaya çalıştım. Her şeyi konuşabildiğimiz, ortayı bulan bir anne olmaya çalıştım. Çünkü annemin o tutumundan her zaman şikayetçi olmuştum açıkçası. Diğer yandan annem, babamı kaybettikten sonra hayatını benim için feda etti.

Kadına yönelik çokça şiddete tanık oluyoruz son dönemlerde. Bir kadın ve sanatçı olarak tüm bu şiddet sarmalından siz nasıl etkileniyorsunuz?

Bu konuda söylenecek her şeyi Emine Bulut ve kızı söyledi diye düşünüyorum, söz kalmadı artık. O görüntüleri gördüğümde, onları duyduğumda boğazıma sanki bir yumruk oturuyor, ağlamak istiyorum. Eğitimle, yasalarla, yasalardaki düzenlemelerle bunların önüne geçilebilir. Bunun altında yatanın cehalet olduğunu düşünüyorum. Cehalet kontrol mekanizmasını engelliyor bence. Öfkesine hakim olamayan, öldürmeye kadar giden bir adamın beyin yapısı nasıldır? Nasıl düşünüyordur? Gerçekten anlamlandıramıyorum ama bence cehalet çok önemli bir faktör. 

Fiziksel olarak hep aynı Nilüfer'e bakıyor gibiyiz ama elbette kendi içinizde pek çok dönüşüm yaşıyorsunuz. Yaş almak sizi nasıl etkiliyor.

Diyorlar ki “Hiç değişmediniz” değişmemek imkansız ama belki gözlerim, bakışım değişmedi, ruhum pek değişmedi aslında. Yaşadığım onca şeyden sonra kimi çok güzel, kimi bana zarar verecek şeyler yaşamama rağmen, ruhumdaki o çocuk Nilüfer, o küçük kız Nilüfer hiç gitmedi diyebilirim. Yani insanın beyninin genç kalması, ruhunun genç kalması çok önemli ama zaten ruh, bedenle eş zamanda yaşlanmıyor, böyle adil olmayan da bir gerçek var. 

"Dünya Dönüyor" ile karşımıza çıktığınız günden bu yana hep bir felsefesi oldu ses verdiğiniz parçaların. Bu bir denk geliş mi? Yoksa hep meselesi olan şarkıları mı arar Nilüfer?

“Dünya Dönüyor” arayıp bulduğum bir şarkı değil, tamamen tesadüfen, o dönemki prodüktörümün bana önerdiği bir şarkıydı. Ben zaten 18 yaşındaydım başta içime sinmedi yani böyle ilk gençlik yaşlarındayım kafamda kavak yelleri esiyor... “Yıllar geçerse geçsin” diyen bir şarkı söylemek o zaman doğrusu benim kafama pek yatmamıştı ama iyi ki söylemişim. Çünkü şu an konserlerimde 7’den 70’e herkesin söylediği bir şarkı. Özellikle felsefesi olan şarkılar aramıyorum ama “Tik Tak”ta öyle bir şarkı. O da zamanı ve ömrü anlatıyor. Şarkıyı duyduğumda çok beğenmiştim artık evet içinde felsefe olan şarkıları galiba daha çok seviyorum ama aşk şarkılarının yeri de her zaman ayrıdır benim için.

 "En Can Derneği"ne gittiniz ve sosyal medyadan da canlı yayınladınız ziyaretinizi. Çok fazla şiddete maruz kalıyor savunmasız bu canlılar...

En Can Derneği yaklaşık bir yıldır takip ettiğim bir dernek, çalışmalarını uzaktan da olsa takip ediyordum ve sosyal medyamdan destek vermeye çalışıyordum ama kendi gözümle de görmek istedim. Hakikaten çok özveri isteyen bir şey yapıyorlar orada. Deli işi derler ya öyle! Onca felçli ve hasta hayvanla uğraşmak, onların bakımı, temizliği, sağlığıyla uğraşmak, ilgilenmek hakikaten çok zor bir şey. Orada yaklaşık 400 tane can var ve ellerinden geldiğince uğraşmaya çalışıyorlar, onun için de desteği hak ediyorlar.

Şehrin daha dışında bir yerde yaşıyorsunuz bir süredir. Bu kaostan dinginliğe kaçış mı? Şehrin keşmekeşini özler mi Nilüfer yoksa hep dingin, bahçeli, kuş sesli bir hayat mı ister?

Evet, biraz daha şehrin dışına gittim ama o kadar mutluyum ki… Şehrin keşmekeşini özlediğim zaman şehre gitmek o kadar zor değil İstanbul için normal süreler! Ben gerçekten bahçeli, kuş sesli, aynen burada sorduğunuz gibi dingin, yeşil, bahçesinde çiçeklerimin olduğu bir ortamda yaşamayı daha çok seviyorum galiba ama istediğim anda da şehrin göbeğindeyim hiç o kadar sıkıntılı bir durum değil.

Fotoğraflar: Doğuş Subaşılar

Ordu'da vatandaşlara ‘Orduca’ uyarı: "Evde durun daa"Ordu’da vatandaşların evde kalmaları için Orduca uyarılar yapılıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber