Geri Dön
PazarNuh’un karaya ulaştığı yollarda

Nuh’un karaya ulaştığı yollarda

Önde sağda Cudi Dağı, solda kayalıklı dağ sıraları sonrasında kum tepeleri ve batmaya yüz tutan güneş altında Cizre’ye vardık. Şırnak’tan bakınca Cudi Dağı heybetiyle tam karşınızda duruyor

Nuh’un karaya ulaştığı yollarda

23. günden merhaba dostlar! Mardin Kızıltepe’de Motomardin Motosiklet Kulübü’nden arkadaşlarla geçirdiğimiz güzel bir gecenin ardından güzel bir uyku çektikten sonra Tolunay Can Çakmak kardeşimle yola düştük. İlk durağımız dün gidemediğim Ezidi köyü idi. Nusaybin’den benzinimizi aldık ve Tolunay’a da o güzelliği göstermek istediğimden Beyazsu’da çay molası verdik. Buz gibi suya ayaklarımızı sokarak bir demlik nefis çayı hüplettik. Dün de gittiğim aynı yolu sürerek önce tatlı virajları tırmandık, ardından Botaş yoluna saparak önce Süryani köyü olan Üçköy’e geldik. Sevgili Malke’nin bakkal-kahvesinde, onunla ve yine orada bulunan müdavimlerle biraz sohbet ettikten sonra yine Süryani köyü olan Taşköy’e vardık. Burası da Üçköy gibi bakımlı, temiz ama gündüz vakti sokaklarda in cin top oynuyor. Bırakın insanı, kedi köpek yok! Bunu Malke’ye sormuştum. Gündüz çok sıcak olduğundan insanlar o serin tutan taş evlerinden çıkmıyorlarmış. Haksız da sayılmazlar gerçekten. Ardından taş toprak yollardan sürerek Kaleli köyüne geldik. Yeri gelmişken paylaşmak istiyorum. Dün hal hatır sormak için Malke’yi aradım. Sohbet esnasında Güzelyurt ve Taşköy’ün yollarının asfalt yapıldığını söyledi. Hoplaya zıplaya gittiğim o toprak yollar şimdi asfalt. Bu habere çok sevindim. Darısı Malke’nin de yaşadığı Üçköy’ün yollarına...

Nuh’un karaya ulaştığı yollarda

Yapılar harebeye dönmüş

Malke bize tembih etmişti: “Kaleli köyüne girmeden önce girişte sağ tepede olan konteynerin oraya çıkın. Oradaki insanlarla konuşup haberli olarak köye geçin.” Biz de öyle yaptık. Orada Kenan ve Kasım ile tanıştık. Bu iki bey de Almanya’da yerleşik, aslen bu köyün yerlisi. Uzunca bir sohbete koyulduk. Köyde hiç yerleşim yok. Tamamı bomboş ve yapılar harabeye dönmüş durumda. Onlar da köyleri başıboş kalmasın diye gelmiş. Diğer yurt dışında yaşayan köy halkı sırayla gelip dörder ay kalıyorlar.

Kenan bizi arabasıyla köyün içine götürüp gezdirdi ve anlattı, anlattı, anlattı... En az üç saatimizi orada geçirmişiz. Bu vatan ve toprak bağlılığının böylesi bir boyutunu ikinci görüşüm. O kadar etkilendim ki izin alarak oradan bir taş parçasını evime götürmek üzere yanıma aldım.

Nuh’un karaya ulaştığı yollarda

Şırnak’a tırmanış

Toprak yollardan sürerek İdil, Şırnak karayoluna çıktık. İdil’de benzinliğe girip su ve çay molası verdik ardından doğa olarak muhteşeme evrilen yollardan önde sağda Cudi Dağı, solda kayalıklı dağ sıraları sonrasında kum tepeleri ve batmaya yüz tutan güneş altında Cizre’ye vardık. Nehrin güneşle yarattığı muhteşem görselle yolumuza devam ederek Şırnak’a tırmandık. Aklımızın derinliğine kazınmış Şırnak yerine bambaşka bir ille karşılaştık. Herkes konuşkan ve yardımsever.

Hatta bir çift evlerine davet etti ve dahi, “Siz yol halindesiniz gelin kirlilerinizi yıkayalım, yarım saate kurur” teklifi bile geldi. Teşekkür ettik ve ardından yine bir araba durdu yanımızda; nereden geliyoruz nereye gidiyoruz hoş sohbetinden sonra; “Turnuvaya mı geldiniz?” sorusundan öğrendik ki Avrupa Kick Boks Şampiyonası’nın bir ayağı Şırnak’ta yapılıyormuş. “Haberimiz yoktu” deyince, “Yarın akşama mutlaka kalın, Nuh’un Gemisi’nin karayı bulması etkinliğinde” (mealen)...  “Yarın akşam Cudi Dağı’nda lazer ve havai fişek gösterisi var; buradan izleyeceğiz ve halka aşure dağıtılacak” dedi.

Gerçekten de Şırnak’tan bakınca Cudi Dağı muhteşem heybetiyle tam karşınızda duruyor. Nihayetinde, gençlerin caddeleri süslediği çok çağdaş bir manzara ve havayı hafızamıza yazarak günün son aydınlık saatlerinde yol almak için Uludere’ye doğru sürmeye başladık. Uludere’ye akşam 21.00 gibi vardık. Yolun büyük bir bölümünü karanlıkta aldık. Keşke gündüz sürebilseymişiz. İki taraf yüksek dağlarla çevrili ve yol, ine çıka, döne döne gidiyor. Tedirgin mi? Hiç olmadım. Zira bu coğrafya belli mesafelerde kalekollarla dolu. Halkın demesine göre de pek sıkıntı kalmamış.

Uludere Öğretmenevi’ne yerleştik. İlk defa klimasız ve buzdolabı olmayan bir öğretmenevi. Ümit ederim görevlilerin dediği gibi akşamlar serin oluyordur. Saat 00.30 ve hâlâ sıcak!

Yarınki rota biraz değişti. Önce Hakkari’ye gideceğiz. Hakkâri Motosiklet Kulübü’nden arkadaşlar bizi bekliyor. Onlarla Hakkâri’yi tanıdıktan sonra birlikte Yüksekova’ya geçip kulübün oradaki üyeleriyle bir araya geleceğiz.

Sürüş olarak çok keyifli, heybeye konanlar adına zengin bir günü daha geride bıraktım.

Merak edenleriniz için: Gerçekleştirdiğim bütün rotalarım Wikiloc programında herkese açık şekilde Oskrom hesabımda kayıt altına alınıyor. Ayrıca yol maceramın daha fazla detayına Instagram: Oskrom ve Facebook Osman Kromer hesaplarından ulaşabilirsiniz.