Geri Dön

‘Özal, hakkında kitap yazsaydım beni arardı’

Kırmızı bir kitap kapağı. Büyük harflerle “Türkiye Kime Kalacak?” yazıyor üzerinde. Altında üç sözcük: “Başbakan’ın yazdırdığı kitap”. İmza, Osman Ulagay.

‘Özal, hakkında kitap yazsaydım beni arardı’

Bir süre önce köşe yazılarını bırakan Ulagay, bu kitap için çalışıyordu demek ki. Allah Allah, Başbakan Erdoğan Osman Ulagay’a bir sipariş mi verdi? Hayır. Bu kitaptan haberi bile yok. O halde? Ulagay ile buluşunca sorduğum ilk soru bu oldu...

* Kitabın alt başlığı “Başbakan’ın yazdırdığı kitap”. Başbakan bir kitabı nasıl yazdırır?

Başbakan bu kitabın ilham kaynağı. Zaten dikkat ederseniz kitapta başka bir siyasetçinin adı pek geçmiyor. Türkiye’nin son on küsur yıldaki kaderini belirlemekte çok kilit bir rol oynadı Erdoğan. Bir neden bu... İkincisi de, köşe yazarlarını medya patronlarına şikayet ederek benim yazılarımı bırakmama yol açtı. Kitap yazacak zamanım oldu.

* Başbakan’ın o sözlerinden sonra “Başbakan’ın dükkanında bana yer yok” deyip yazılarını bırakan bir tek siz oldunuz. Siz herkesten daha mı fazla alıngansınız?

“Bundan sonra yazı yazmak anlamsız” noktasına daha çabuk geliyorum galiba. Daha önce de birkaç kez geçici sürelerle yazı yazmayı bıraktım. Her seferinde de bir kitap çıktı ortaya.

“Ekonomi yorumculuğu da eski anlamını kaybetti”

* Yine geçici bir dönem olarak mı görüyorsunuz yoksa diğerlerinden farklı mı?

Bu kez farklı olduğunu hissediyorum. Bu konularda büyük konuşmamak lazım, onu da biliyorum. Beni yazı yazmaya özendirecek yeni şartlar oluşur mu kim bilir... Şunu da söylemem lazım. Ben yıllar yılı ekonomi yorumculuğu yaptım. O da eski anlamını kaybetti. Belirsizlik çok fazla...

* Önsözde “Başbakanın bu kitabın yazıldığından haberi bile yok” demişsiniz. Artık mutlaka olmuştur. Bir yorumu oldu mu?

Hayır. O cepheden hiçbir tepki gelmedi. Bu bir tahmin ama ben rahmetli Turgut Özal hakkında böyle bir kitap yazsaydım muhakkak benimle ilişki kurar ve ne demek istediğimi anlamaya çalışırdı.

* “Ne olacak bu memleketin hali?” sorusunu çok duyarız. Ama sizin sorunuz farklı: Türkiye kime kalacak? Zihninizde nasıl uyandı bu soru?

Bu soru son referandumdan sonra kafamı kurcalamaya başladı. Bugünkü iktidarın büyük hedefi nedir diye baktım. Gördüğüm şu: Cumhuriyetin kuruluş felsefesini hedef alan bir iktidar bu. Batı’nın modelini esas alan, Türk toplumunu Batı uygarlığının geliştirdiği modellere göre biçimlendirmeye ve dünya skalasında önemli bir yere getirmeye çalışan anlayışın aslında Anadolu toplumu için normal olmadığını, dışarıdan empoze edildiğini iddia eden bir felsefe. Bu yüzden de toplumun bu modeli aradan 90 yıl geçmiş olmasına rağmen içselleştiremediğini iddia eden bir felsefe.

* Hemfikir misiniz bu görüşle?

Problemli bir konu olduğu muhakkak. Başından beri Türk toplumunun o günkü tercihlerine sadık kalınsaydı ya da seçenekler konsaydı belki yapılan tercihler farklı olurdu. Ben “Türkiye kime kalacak?” derken şunu soruyorum: Evrensel kültürden ilham alan, Batı uygarlığını reddetmeyen bir anlayışa mı kalacak? Yoksa bugünkü iktidarın emelleri arasında gördüğüm, daha çok İslam uygarlığından esinlenen ve Batı’yı bir noktada kendisine rakip olarak gören bir anlayışa mı?

* Size göre kime kalacak?

Mevcut durumu baz alarak, bugünkü iktidarın ve onları destekleyenlerin güç birikimine baktığımızda onlara kalacak gibi görünüyor. Ama bugünün dünyasında şartlar çok hızlı değişebiliyor.

“Meral benden daha iyimser ama endişelerimi paylaşıyor”

* “Bu kitabı içimden geldiği gibi yazmak istedim” diyorsunuz, “Ama bunun ne kadar zor bir iş olduğunu yazarken fark ettim”. Neden zordu?

Ben kitap yazarken yaratacağı etkileri, ortaya çıkarabileceği soruları aklımdan geçiririm. Belki daha önceki kitaplarımda her aklıma geleni yazmamış olabilirim. Bu sefer daha çok özgürlük tanıdım kendime. O nedenle de zordu. Bu kitapta ifade ettiğim görüşlerin aciliyeti olduğu hissine kapıldım. Bugün konuşamazsak belki hiç konuşamayacağız.

“Birisi tarafından her gün azarlanmak fazla geliyor”

* Size böyle kişisel bir kitap yazdıran ne oldu?

İki güçlü tepkim var; onları dile getirmek istiyorum. Biri, bugünkü hükümetin Türkiye’yi nereye götürmek istediğini birçok kimse doğru algılamıyor. Ondan fazla öne çıkan motif, benimle benzer ortamlarda yetişmiş olan, Türkiye’de laik düzenin tehlikede olduğunu düşünen kesimin bir zihinsel sıçrama yapamaması.

* Şu anki ruh haliniz ne? Tedirgin mi, öfkeli mi, endişeli mi?

En fazla endişeliyim galiba. Acaba çok uzak olmayan bir gelecekte Türkiye benim gibi düşünen insanların huzurlu yaşayamayacağı bir ülke haline mi gelecek? Her gün birilerinin çıkıp sizi azarlaması, kendi değerlerini empoze etmeye çalışması, bunun dışındaki her davranışı caydırmak istemesi bir noktadan sonra fazla geliyor. Belki de bunu yapanların hedefi şu: Bu anlayışı kabul etmeyenler tamamen pasifleşsin ya da gidip Tokyo’da otursunlar.

* Anladığım kadarıyla hayatınızı sizin kadar karamsar bakmayan biriyle paylaşıyorsunuz, ki kitabın ithafı “Umudun ışığını hiç kapatmayan Meral’e”...

Doğru, Meral (Tamer) her olayda iyimser yönü daha önce görür.

* Meral hanım kitabı okuyunca çok karamsar bulmadı mı?

Bulmadı. Sanıyorum endişelerimin birçoğunu paylaşıyor.

Kitaptan

* “Çoğu insanı kızdırmayı göze alarak yazıyorum bu kitabı. Amacım, dünyada yaşanmakta olan büyük değişimi de hesaba katarak, Türkiye’nin bu noktaya geliş sürecini ve önündeki seçenekleri gerçekçi biçimde ortaya koymak. AKP’nin Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini ve buradan nereye götürmek istediğini göstermek ve hepsinden önemlisi, Türkiye’de AKP’ye rakip olabilecek bir siyasi alternatifin gerçekleşme olasılığını tartışmak.”
* “Erdoğan’ın ‘büyük Türkiye’ tahayyülü de birçok bakımdan benim özlemlerimle örtüşmüyor. Ancak AKP’nin hikayesine alternatif olabilecek bir hikayenin izi bile yok ortada. AKP’nin hikayesi hâlâ rakipsiz.”
* “İyi hikayenin önemi bugün herkes için geçerli bir olgu. Bu olguyu göz ardı edenlerin başarıyı yakalaması son derece zorlaşmış durumda. AKP’nin karşısındaki partiler bu nedenle ona ciddi rakip olamıyor.”

İlçeye inen dağ keçilerini görüntüledi, sözleri gülümsettiERZİNCAN'ın Kemaliye ilçesinde, koronavirüs nedeniyle vatandaşların evlerinde kalmasının ardından dağ keçileri ilçe yakınlarına kadar indi. Rehber ve fotoğrafçı Şevket Gültekin ilçeye inen dağ keçilerini görüntüledi. Gültekin'in dağ keçilerine seslenmesi gülümsetti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber