Geri Dön

Rock’n roll’dan anneliğe yolculuk

Müzisyen Aylin Aslım’la 6 ayı geride bırakmasına rağmen şaşkınlığını üzerinden atamadığı sürpriz hamileliğini ve rock’n roll’dan anneliğe uzanan yolculuğunu konuştuk

Rock’n roll’dan anneliğe yolculuk
Ceyda Ulukaya

Haberi baştan verelim: Aylin Aslım hamile. Sürpriz şekilde gelen bu hamilelik, hem 40 yaş üzeri bir kadın olarak kendisini, hem de onu rock sahnesinden ayrı düşünemeyen hayranlarını şaşırtmaya yetti. “Yeni yeni geçiyor şaşkınlığım, neredeyse çocuk doğacak” diyor Aslım ve ekliyor: “Son birkaç yıldır artık çocuksuz daha mutlu olacağımı düşünüyordum, ciddiyim. Bu konuda partnerimle de neredeyse hemfikir olmuştuk ki hamile olduğumu öğrendik. Hayatın cilvesi işte, değil mi?” Birkaç yıl önce yerleştiği Kaş’ta, kısa süre önce müzisyen Utku Vargı’yla evlenen Aylin Aslım’la rock’n roll’dan anneliğe uzanan yolculuğunu konuştuk.

Nasıl bir sürpriz oldu sizin için?

Kinder sürpriz! Resmen sürpriz yumurta yahu! Hayattan hiç böyle bir beklentim, bir planım ve isteğim olmadığı için gerçekten büyük bir sürpriz oldu bu.

Bir videonuzda kendinizi aslında bebeksiz bir hayata alıştırdığınızı söylüyorsunuz. Bu fikre alışmışken, böyle bir sürprizi nasıl karşıladınız?

44 yaşındayım ve son birkaç yıldır artık çocuksuz daha mutlu olacağımı düşünüyordum, ciddiyim. Bu konuda partnerimle de neredeyse hemfikir olmuştuk ki hamile olduğumu öğrendik. Hayatın cilvesi işte, değil mi? Öğrendiğim andan itibaren içimi çok büyük bir heyecan ve coşku kapladı. Fakat asıl garip olan, o andan itibaren hiç tereddüt etmedim. “Bu yaşta böyle bir mucizeyi hayat bana hediye ediyorsa, bana düşen bunu kabul etmektir” dedim içimden ama düşünce değil duygu boyutundaydı bu daha çok.

Malum 30’lu yaşlarda birçok kadın hamile kalabilmek için çeşitli tedaviler görüyor. Sizin 40’lı yaşlarda pat diye hamile kalmanız üzerine eminim birçok soru da gelmiştir. Sizden tavsiye olarak ne alabiliriz?

Aslında son birkaç sene öncesine kadar mesleğimin de kötü bir yan etkisi olarak, çok düzensiz ve sağlıksız yaşadım. Bilirsiniz yazan çizen üreten insanların çoğunluğu gece çalışmayı tercih eder. Şarkıları yazdığım dönemler de, konser ve turnelerin olduğu dönem de öyle. Uyku, yemek düzensiz. Her işimi kendim yaptım bu hayatta, hediyesi ağır stres ve endişe tabii. Ömrüm böyle geçti. O yaşlarda doğru partner, doğru zaman, doğru yaşam biçimi yokmuş demek ki, genç olmama rağmen olmadı istesem de. Fakat son 2 senedir çok daha sakin ve alışkanlıklarımı değiştirdiğim bir hayatım var. Hiçbir tedavi uygulamadım, kendim için ne iyi geliyorsa onu yaptım. Birincisi, ne olursa olsun, sigarayı bıraktım, 2 yıla yaklaşıyor bırakalı. Uyku ve endişe bozuklukları artık dayanılmaz ilaçlık hallere gelmişti, düzenli meditasyon ve spora başladım son 3 yıldır. Bunları çok ciddiye aldım, çok çalıştım kendi merkezimde olabilmek, huzuru kendimde bulabilmek adına. Bana sorarsanız bunların çok etkisi var.

Bunda birkaç yıl önce Kaş’a yerleşmenizin de rolü büyük tabii.

Hem Kaş hem de pandemide bebek haberini almadan önce birkaç ay inzivada olduğum köy, büyükşehirlerle karşılaştırırsak havası, elektromanyetik alanı tertemiz, egzoz kokusu araba sesi duymadığınız, gerçekten istersek doğa anamızla, hatta evrenle birlik duygusunu hissedebileceğiniz, ya da bu hisse güvenmeyi öğrenebildiğim yerler. Kaygıların, korkuların, kızgınlık ve beklentilerin zehirinden kurtuldukça iyileşiyor insan eğer isterse. “Ben hayatımın bundan sonrasına bunları taşımak istemiyorum” diye yapıyordum tüm bu çalışmayı, belki onları kısmen bıraktım ve böyle bir hediye verildi bu yolculukta bana, bilmiyorum.

Peki hamilelik nasıl gidiyor? Zorlandığınız anlar oluyor mu?

Şu an 25. haftayı tamamlıyorum. İlk 3 ay en zorlandığım dönem oldu, Kovid-19 riski ve yaşımın getirdiği bazı riskleri öğrendikçe hoop o kaygılar geri geldi bana. Her gün şükrediyorum ki bu riskler zamanla yapılan test ve tetkiklerle bir bir azaldı ve ben de nihayet ikinci trimester başlayınca rahatladım. Sanırım daha yeni yeni geçiyor şaşkınlığım, neredeyse çocuk doğacak!

Sizin için rock’n roll’dan anneliğe bir yolculuk söz konusu. İkisini birbirinden uzak konumlandırıyoruz ama belki de öyle olmadığını göstereceksiniz?

Bu benim yıllarca gözümü çok korkutan bir şey oldu. O seyahatli ve düzensiz hayatta nasıl mümkün olabilir, çocuğa ihtiyacı olan huzur ve istikrarı nasıl verebilirim? Müzisyenlik gibi yarını hep belirsiz bir meslekle çocuğum olursa endişeden nasıl delirmem diye. Hâlâ iyi ki o daha aktif olduğum dönemde olmamış diyorum ben, şimdiki daha sakin ve olgun Aylin bence o zaman anneliğe o kadar hazır değildi. Şimdi daha hazır hissettiğim için korkularım daha az.

İlk albümünüzü bundan tam 20 yıl önce çıkarmıştınız. O zaman 20’lerindeki Aylin’in bu sürpriz hamileliğe tepkisi ne olurdu sizce?

O yaştan şu yaşıma derdim ki: İyi ki o şarkıları yazmak için, olmak istediğin Aylin olmak için çalıştın, iyi ki nihayet hayatı ve kendini sevdin. Gördün mü bak?

Hamileliğin açık günlüğü

Bu süreci Instagram üzerinden “aylininhikayesi” hesabınızdan paylaşıyorsunuz aynı zamanda. Bu deneyimi paylaşmak sizce neden önemli?

Bunları hem konuşmak hem de yaşamış olan kadınların deneyimlerinden faydalanmak için, ihtiyacı olan herkesin de faydalanacağı bir “açık günlük” gibi düşündüm orayı. Daha iki hafta oldu ama şimdiden bir kadın dayanışması sayfası gibi oldu. Bunca yıldır insanlardan kaçan biriyim, “Gülyabani” diye şarkısını yazmışım ama şu an şaşırıyorum ki hâlâ pişman olmadım o hesabı açtığıma. Öyle güzel bir paylaşım ve dayanışma alanı oldu ki orası, yazılanları okumak bana çok şey katıyor şimdiden. Neredeyse insanları seveceğim!

“İdeal anne gerçek değil”

Hem hamilelik hem annelik, kadınların gerek bedenleri üzerinden gerek “ideal” annelik anlayışıyla fazlaca yargılandığı alanlar. Siz üzerinizde bu tür bir baskı hissediyor musunuz?

Vallahi ben ömrümü insanlarla arama gerekli mesafeyi koymaya adadığım için sanırım o yargılar varsa bile bana ulaşmıyor. Özellikle sosyal medya görselliği herkesi olduğu gibi anneleri ve anne adaylarını da delirtti. Bir şeylerin sözümona “ideal” versiyonu sürekli pompalanıyor bu mecralarda, insanlar da sevilebilmek için öyle “gözükmek” gerektiğini sanıyorlar. İdeal vücut, ideal ev, ideal koca, ideal hamile, ideal anne, üstelik hiçbiri gerçek değil o hayatların. Yahu her birimiz biricik yaratılmışız, herkesin hayatı da kendine, ideali de. Biz önce hayatı, dünyayı ve kendimizi sevelim, zaten sosyal medyada bizi kaç kişinin “sevdiği”nin önemi olmadığını anlayacağız o zaman.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber