Geri Dön

Sağlık mı güvenlik mi? İşte bütün mesele bu!

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, Covid-19 salgınıyla birlikte artan kadına şiddete yönelik “Evde kal söylemi bazılarımız için güvenli olsa da bazılarımız için evler güvenlikten öte tehlike arz etmekte” diyor

Sağlık mı güvenlik mi? İşte bütün mesele bu!
SEYHAN AKINCI

Covid-19’un aşısını tüm dünya heyecanla bekliyor. Fakat aşısı bulunamayan tek virüs Covid-19 değil! Dünyada her yıl binlerce kadını öldüren erkek şiddeti de çözüm bekliyor. Korona günlerinde eve kapanmamızla birlikte daha da artan şiddet karşısında kadınların seslerini nasıl duyurabileceklerini ve kadın derneklerinin bu konudaki taleplerini Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ile konuştuk.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün açıkladığı verilere göre Covid-19’a karşı yapılan #evdekal çağrıları sonucu asayiş olaylarında yüzde 40’lık bir azalma yaşanırken aile içi şiddet yüzde 38.2 artış göstermiş. Kadın koronavirüsten kaçabilse bile şiddet virüsünden kurtulamıyor. Diğer şehirlerle ilgili veri var mı elimizde? Nasıl bir tabloyla karşı karşıyayız?

Dışarıda koronavirüs evde erkeklik virüsü kadını sağlık mı güvenlik mi sorusuyla karşı karşıya bırakmakta. Evde kal söylemi bazılarımız için güvenli ortamları akla getirse de aslında bazılarımız için evler güvenlikten öte tehlike arz etmekte. Türkiye’nin geneli için bilgiler Aile Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın elinde. Ancak Bizim TKDF olarak işlettiğimiz bir acil yardım hattımız var ve onun mart ayı verileri üzerinden geçen yılın mart ayı ile karşılaştırdığımızda şiddetin arttığını söyleyebilirim.

81 ilden ve Dubai, Almanya, Fransa ve Birleşik Arap Emirliklerinden çağrı alan hattımızda özellikle fiziksel şiddetin arttığını gözlemliyoruz. Tıpkı İstanbul emniyetinin açıklamasında olduğu üzere. Şiddet Türkiye’de arttı diyebiliriz. Karantina günlerinin uygulandığı bu günlerde asayiş suçlarında azalmanın normal olmasına karşın şiddetin artmış olması bizim eşitsizlikten kaynaklanan tablomuzun pandemi öncesinden kaynaklandığını bildiğimiz için tahmin edilmişti. Daha ilk günden bu yüzden sesimizi yükselttik.

Hayatta kalmak için evlere sığındık fakat kadınların hayatta kalması için ellerini sabunla yıkaması yetmiyor! Bu süreçte sizinle iletişime geçen kadınlarda bir artış oldu mu?

Ev kadınlar için kafes gibi. Dar alanda bakım yükünün omuzlarına yüklenmesiyle eşitsizliğin derinleştiği ve şiddetin dozunun arttığına tanık oluyoruz. Bu süreçte geleneksel rollerin beslediği bir erkeklik ve ekonomik kriz ile iletişimsizliğin farklı faktörler olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Tüm bu faktörler psikolojik sendrom olarak da hepsini bünyede topluyor. Kadına şiddetin dalga boyu böyle yükseliyor. Evdeki çalışan eşlerden biri ya da ikisi işten çıkabilir. Kadın ev kadınıysa işten çıkan erkek tüm hırsını kadından alır! İşten çıkarılan her insan geçim sorununu halletme çaresizliğini yaşar ve tüm bu süreçte eşler arası diyalog farklılaşmaya başlar. Yine evlerimizin konumları, fiziki koşulları 7/24 bir arada bulunmayı gerektiren modeller değil hepimizin bildiği gibi. Ev içi iş yükünün artması bakım yükünün omuzlara yüklenmesi, kendi özel zamanı kalmayan kadınların da çaresiz zamanları olarak karşımızda durmakta.

Federasyon olarak hayata geçirdiğiniz ya da geçirilmesini istediğiniz önlemler var mı?

Biz pandemi dönemi başladığında hat çalışanlarımızın hizmete devam etmesini sağlamak için home office sisteminin teknik alt yapısını sağladık. Gelen çağrıları almaya devam ederken tespit ettiğimiz sorunlar üzerinden pandemi döneminde ek önlemler paketi adı altında kamuoyu ve bakanlıkla paylaştık bunları. Fiziksel şiddete uğramış kadınların hangi hastaneye gidebileceğinin belirlenmesini, ALO 183 hattına ulaşılamadığına tanıklık ettiğimiz için Aile Bakanlığı’na ait bu hattın kapasitesinin geliştirilmesinin sağlanmasını, sığınmaevlerine virüs taşıma riski nedeniyle alınmayan kadınlara rapor işlemi için yine kadınların nereye gideceğini bilmediklerini belirttik ve çözüm istedik. Valiliklerde kurulan pandemi kurullarında kadın STK’larının yer almasını istedik. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait KADES’in (Kadın Destek Uygulaması) bilinirliğinin artması için kamu spotu hazırlansın dedik. Ve en önemlisi herhangi bir güvenceye sahip olmayan şiddet mağduru temizlik emekçileri ve merdiven altı tekstil çalışanı kadınların ayrı bir kategoriyle maddi destek içine alınmasını talep ettik. Bir de 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına şiddeti önleme yasasının askıya alınmamasını talep ettik.

Sağlık mı güvenlik mi İşte bütün mesele bu

KADES’le tek tuşla yardım

Evde şiddet gören bir kadının yardım isteyebileceği yollar var mı? Çeşitli ülkelerde gerçekleştirilen yöntemler var. Bizde durum nedir?

Tabii ki birçok yol var. (0212) 656 96 96 ve (0549) 656 96 96 numaralı acil yardım hattımızı arayabilirler. Alo Şiddet Hattı dediğimiz 183 aranabilir ve 112-155 emniyet, kolluk kuvveti numaraları aranabilir. android- IPHONE  telefonlara yüklenebilen KADES uygulamasıyla tek tuşla yardım alınabilir. Yine Vodafon Kırmızı Işık uygulaması ile de bizim acil yardım hattımıza ulaşabilirler. Federasyonumuzun Twitter, Instagram ve Facebook hesaplarından destek alabilirler. Pandemi dönemi için ülkeler farklı mekanizmalar geliştirdiler. Örneğin Fransa sığınmaevlerinin yetersizliği ve salgın döneminde artan şiddete karşı kadınların tehlikeli ortamlarda kalmamaları için kadınlara otel kiraladı. İspanya eczacıları bir kod belirledi. Kendielerine o kodu söyleyen kadın için şiddet mekanizmalarını devraye aldılar. Tüm bunlar ilk defa karşılaştığımız gelişmelerin artmasından endişe duyulan şiddet konusunda yapıldı. BM de dünyada artan bir şiddet olduğunu söyleyerek önlem zorunluluğunu dile getirdi. Türkiye’de sığınmaevlerinin kapasitesi 3860, korona günlerindeyse özellikle başlarda test istendiği için kadınlar giriş yapamadı. Biz bu duruma karşı karantina odaları yapılsın istemiştik. Ne yazık ki bu süreçte bazı kadınlar karakola dahi giremeden eve dönmek zorunda kaldı.

Yerel yönetimler de bu sürecin ekonomik boyutuyla başa çıkmak için çalışmalar gerçekleştiriyorlar. Şiddet mağduru kadınlar için onlardan beklentileriniz neler ya da iş birlikleriniz var mı?

Federasyon olarak birçok belediye ile Acil Yardım hattı protokolümüz var. Dolayısıyla onların sınırları içinde meydana gelen olaylarda birimlerinde çalışanlarla irtibat halindeyiz, bizim hattın broşürlerini yaşam alanlarında dağıtarak ekonomik anlamda desteğe ihtiyacı olanlar için el birliği ile destek sağlamaya çalışıyoruz. Bu süreçte bize bir kimya fabrikasınca hibe edilen 500 paket dezenfektan paylaştık. Yine varsa misafirhane türü yerleri fiziksel şiddet görmemiş kadınlar için ayırmalarını istedik, çünkü fiziksel şiddet görenlerin travmaları uzman kontrolünde desteklenecek bir süreç.

Sağlık mı güvenlik mi İşte bütün mesele bu

 

Geçen yıla göre artış oranları 

 

2019 ve 2020 mart aylarında Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun acil yardım hattına gelen aramaların sonucu şiddetin arttığını ortaya koyuyor:

Sağlık mı güvenlik mi İşte bütün mesele bu

 

 

“İnfaz yasası derin yaralar açar”

İnfaz yasası tasarısıyla birlikte belki milyonlarca kadın, çocuk kabus görmeye başladı. Bunun şiddete etkisi ne olur?

Hem de çok fazla olacak. Cinsel istismar ve kadına şiddet uygulamış suçlular bu infaz paketi içinde kapsam dışında tutulmadı. Kapalı infaz kurumunda yatmış ve açığa geçişi kabul edilmiş her suçlu geçici de olsa tahliye edilecek. TCK’da kadına şiddet diye bir suç tanımı yok. Kasten yaralama suçundan işlem görmekte. Bu nedenle Antakya’da Berfin’in yüzüne kezzap atanla kızına ensest uygulamış baba ve öğrencilerine cinsel istismar yapmış kişi ve eşine bıçaklı saldırıda bulunan eş ve erken yaş evliliği yapmış ve haklarında kamu davaları açılmış kişiler geçici süreyle de olsa evlerine dönecekler. Bu dönüşle ilgili herhangi bir önlem alınmadı.  Bu taslağın kabul edilmemesi adına muhalefet partileriyle görüş alışverişimizi sürdürüyoruz. Millet vicdanında derin yaralar açabilecek bu infaz paketinin ülkenin ayıbı haline gelmemesi adına mücadelemiz devam ediyor.

 

Sınır tanımayan bir aşk hikayesi!Aşkın dil, din, ırk, renk ayrımı yapmadığının bir örneği de Konyalı Büşra ile Fildişili Ahmet oldu. 2011 yılında Türkiye'ye gelen Fildişili Ahmet, üniversitede tanıştığı Büşra ile tüm engelleri aşarak nişanlandı. Pandemi nedeniyle ertelenen düğünleri ise hem Fildişi Sahili'nde hem de İstanbul'da olacak. Büşra ve Ahmet çifti ise "Aşk farklılık tanımaz" diyerek, herkese örnek olmak istediklerini belirtiyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber