Geri Dön

"Sana dün bir tepeden baktım aziz Petersburg"

Petersburg, Petrograd, Leningrad, halk oyuyla yine St. Petersburg, kısaca Peter... Kuzey'in Venedik'i de denebilir, kurucusu I. Petro öyle isterdi...

Bataklık bir bölgeye pat diye bir kale kondurup "Burası büyük bir kent olacak" diye buyuruyor mesela. Ortamda taş bile yok, tutuyor taş vergisi koyuyor, gelene geçene yanında taş getirmeyi şart koşup bu taşlarla rıhtımlar inşa ettiriyor. Dönemin en meşhur mimarlarını büyük paralar ödeyerek getirip onlara muazzam saraylar yaptırıyor. Parayla ikna edemediğini votkayla sarhoş ettirip, yaka paça bir gemiye tıkıp getirmelerini sağlıyor. Kenti inşaasında on binlerce kişi çalıştırıyor, onlar yorgunluktan ve hastalıktan öldükçe yerlerine yeni işçiler getiriyor. Sonunda bataklıkta bir kent kuruyor. Temelinin, kentin yapımında çalışırken ölen işçilerin kemiklerinden oluştuğu söylenen bir kent!Petersburg'u kurmak için I. Petro'nun yaptıkları bunlar. İnsanoğlu neler yapıyor! Ben böyle bir kenti dolaşmak için dört saat yürümüşüm, çok mu?Saray Meydanı'ndan başlıyoruz. Kışlık Saray var burada. Hani Ekim 1917'de Bolşeviklerin bastığı ve yönetimi devraldığı saray. Bu saray şimdi dünyanın üç büyük müzesinden biri kabul edilen Hermitaj. Sonra işte köprüler, müzeler, saraylar, I. Petro'nun pat diye konduruverdiği Petro-Pavel Kalesi (Petropavloskaya krepost), Hitler ordusunun kuşatması sırasında bile açlıktan kırılan kent halkının kıyıp da yiyemediği hayvanların bugün herhalde torunlarının yaşadığı hayvanat bahçesi, bir Tatar camisi, yine köprü, yine saraylar, yine müzeler...St. Petersburg ne yöne baksanız orada kendi döneminin mimari şaheseri binalar göreceğiniz muhteşem bir kent. Elbette bir arka yüzü var. Hangi kentin yok ki? Caddelerde, sokaklarda birkaç binada bir tekrarlanan kemerlerden içeri doğru yürürseniz bir avluya çıkıyorsunuz. İşte o avluya bakan binaların yüzü, caddeye bakan binalar gibi değil, çok çok harap. Yine de güzel ve görülmeye değer.Bak sen şu I. Petro'ya neler yapmış! Daha doğrusu: I. Petro halkına neler yaptırmış! Peki, ben daha ne kadar yürüyeceğim?Şehrin etrafındaki dört saatlik yürüyüş turunu tamamlayıp son bir gayretle Aziz İsak Katedrali'nin (Isaakyevskij sobor) yüz küsur basamağını tırmanıp "Sana dün bir tepeden baktım aziz Petersburg..." diyebilecek kıvama geliyoruz: "Görmedim; gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer!" Dört saat yürünür mü? Ben dört adım yürümek hususunda bile dört saat tereddüt eden bir bünyeye sahibim. Fakat insanoğlu neler yapıyor? Rusya'nın gece hayatı meşhur. Avrupa'nın en çılgın kulüplerinin burada olduğu söyleniyor. Moskova'da hapishane şeklinde dekore edilmiş bir kulüp var mesela. Kulübün cam olan zemininin altında tarla fareleri geziyor. Siz dans ederken, ayağınızın altından... Iy!St. Petersburg'da da her akşam yılbaşının kutlandığı bir bar var.Biz ismini beğenip "Günahkarlar"a gidiyoruz St. Petersburg'da. Matah bir yer değil, bildiğiniz gay bar. Ortada dansçılar striptiz yapıyor. Bir de yukarıda, karanlıkta kalan bir bölme var; orada bir adam dans ediyor. İşte o adam sonunda her şeyini çıkarıyor. Her şeyi! Siyah çorapları hariç. Bu arada mekanın duvarları aynayla kaplı. Aynanın üzerine yan yana birkaç tabut şekli çizmişler. Geçiyorsunuz aynanın karşısına, görüntünüz o tabutun içinde kalacak şekilde dans ediyorsunuz. Çıkışta sokaklarda yürüyoruz. O akşam değil ama bir başka akşam, arsız turistleriz ya biz, elimizde adını katiyen telaffuz edemeyeceğimiz bir Rus birası ile gecenin bir vakti sokaklarda dolaşıyoruz. Neyse ki donmuyoruz. Donmuyor muyuz? Bana sorarsanız ölümden dönüyoruz.Her memleketin kendine özgü yaşam biçiminin yanı sıra kendine özgü ölüm sebepleri de oluyor. Bazı yerlerde başına koala düşerek ölenlerin sayısı trafikte ölenlerden fazla. Rusya'da ise sokaklarda içip içip sızdıktan sonra donarak ölmek diye bir şey var. Bu yüzden çok ölen var. Deli gibi soğuk bir ülke burası. Çok soğuk! Ve deliler gibi içki tüketilen bir ülke.O kadar votka, o kadar bira, üstüne bir de soğuğu ekleyin... Rusya'ya hasta gitmiştim, komada döndüm. Rusya'nın çılgın gece hayatı ölüm riski taşıyor St. Petersburg'un en eski binası işte bu kale. 1703'te İsveçlilere karşı savunma amaçlı inşa edilmiş ama sadece "iç düşmanlar" için kullanılmış. Dostoyevski, Gorki, Troçki gibi birçok ünlü isim burada hapsedilmiş. İsveç'e niyet, yazarlara kısmet

Bu da 'Koronasiklet'Adana'da gösteri ve filmler için özel üretim bisiklet tasarımı yapan Yaşar Demir, koronavirüs salgınından korunmak için 'Korosiklet' adını verdiği 3 metre boyunda sosyal mesafe kurallarına uygun bisiklet imal etti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber