Geri Dön
PazarSiz yeter ki yola çıkın

Siz yeter ki yola çıkın

Motosikletim Vagabond ve ben Türkiye’mizi kıyı ve sınır boyundan turlayacağımız yaklaşık 2 aylık ve 10 bin km’lik yola çıkmak üzere Rumeli Feneri’nde ilk marşı bastık

Siz yeter ki yola çıkın

Merhaba dostlar;  macera için, kendiniz için, ruhunuz için ‘yol’da olun. İster yürüyerek isterseniz bisiklet, motosiklet veya karavanla. Yeter ki yolda olun. Bu saydığım araçlar farklı bir aidiyet yarattığından ‘yol’da her geçen gün daha ilginç haller almaya başlıyor. Bulunduğunuz coğrafyayı daha detaylı görüyor, insanlarla kolayca kaynaşarak, kah ilginç, kah hüzünlü, kah da neşeli hikayeler biriktiriyorsunuz. Tabii bu birikenler bir yerlerde, sizi siz yapmaya devam eden evriminizde de yerini buluyor. İşte tanıtım yazımda da vurgulamaya çalıştığım gibi benim yol hikayem de böyle bir hikaye...

Motosikletim Vagabond ve ben içerisinde en’ler de olan, Türkiyemizi kıyı ve sınır boyundan turlayacağımız yaklaşık 2 aylık ve 10 bin km’lik yola çıkmak üzere Rumeli Feneri’nde ilk marşı bastık. Sevgili Ünzüle ve Gökhan Yenigün (Instagram @yenigünler.yeniyollar) motosikletli çifti de beni yolcu etmek için fenere gelmişti. Sağ olsunlar.

Siz yeter ki yola çıkın

Tatlı virajlar eşliğinde İğneada’ya

Yeni havalimanını geçinceye kadar kıyı bandına giremedim. Durugöl’ün üstünden giden yol da kapalı olunca Belgrad’ı geçince Karacaköy’den Yalıköy’e oradan da Cilingoz ormanlarının içinden giden toprak yoldan Kıyıköy’e vardım. Bu orman yolu muhteşem güzellikler sunan bir yol ancak normal binek araçları bir iki noktada zorlanır. Hatta devam edemeyebilir. Araçla deneyimleyecekseniz mutlaka yüksek bir araç olsun derim. Kıyıköy’de bir arkadaş yolumu kesip çay içmeye davet etti. O da iki teker sevdalısıymış. Hakan Başar Kıyıköy Köşk Restaurant’ın sahibi. Epey sohbet ettikten sonra o gün konaklayacağım İğneada için yola çıktım ve tatlı virajlar eşliğinde bol fotoğraf çekerek İğneada’ya geldim. Kamp yeri ararken İstanbul’dan gelip buralara yerleşmiş olan Erdal Özgüner ve eşi yolumu kesti. Onlar mı? Evet onlar da motosikletçi. Kamp alanı bulmama ve yerleşmeme yardım ettiler. Buradan da selam olsun.

Saat 20.00 olmasına rağmen denize girdim ve o rehavetle çadır kurmak yerine cibinlikli hamağımda yatmayı yeğledim. Keşke yeğlemeseymişim. Gece bir uyandım soğuk iliklerime işlemiş. Siz siz olun Karadeniz kıyılarında günün havasına aldanmayın. Ben aldandım ve sabahı zor ettim.

Trakya köylerinin arasından Edirne’ye

İkinci günümde Beğendik köyüne gidip Karadeniz’deki son noktamızı gördükten sonra sınır boyu gitmek için navigasyonun gösterdiği toprak yollara girdim. 20-25 km sürdükten sonra yolun devamının askeri yasak bölge olduğunu öğrendim ve tıpış tıpış geri sürmek zorunda kaldım. Bir üst yoldan önce Demirköy’e geldim oradan Dupnisia Mağarası yoluna saptım. Ben daha önce gezmiştim. Görmediyseniz gidin derim. Çok ilginç bir mağara. O yoldan devam ederek dağlara tırmandım. Trakya köylerinin arasından zengin tarım alanlarını görerek Edirne’ye geldim. Edirne’de beni Edirne Motosiklet Derneği Spor Kulübü Başkanı ve Türkiye Motosiklet Platformu Edirne Temsilcisi sevgili Alper Doğruöz kardeşim karşıladı. Yemek, konaklama, beni mahçup ettiler misafirperverlikleriyle. Ertesi sabah dernek üyelerinin de katılımıyla Gar Fırın’da bol sohbetli nefis bir kahvaltı yaptık. Gar Fırın Gülkan Akan ve eşinin işlettiği, çok değişik dekore edilmiş bir mekan. Karı koca beyaz yakalarını İstanbul’da söküp atmışlar ve memleketleri Edirne’ye gelerek bu mekanı açmışlar. Yolları açık olsun.

Siz yeter ki yola çıkın

Üçüncü gün Ege  deniziyle buluşma

Üçüncü günün rotasını sınırboyundan Ege deniziyle buluşacağım Enez’e sürdüm. Yol kah toprak kah asfalttı. Yine köylerin arasından ve bir süre sınır çizgisi olan Meriç nehriyle beraber sürdük aşağılara. Enez’den sonra konaklamamı yapacağım Erikli’ye devam ettim. Bir gün önce sosyal medyadan yine motosiklet sevdalısı Ülhak Umut Çetin mesaj atarak, kendisinin İstanbul’a dönmesi gerektiğini ama bana otellerinde yer ayırttığını ve misafiri olarak konaklamamı yazdı. O gece Ülhak Umut’un misafiri olarak Saroz Çetin Apart Otel’de kaldım. Bu insanların hiçbiri ile daha önce tanışmamıştım. Sosyal medyadaki gruplarda ortak üyeliklerimiz vardı belki ama hepsi o. İşte aidiyet yaratan bir tarzla ‘yol’da olmanın farkı bu. Ve bu çok heyecan verici. Bakalım daha neler neler yaşayacağım. Gördüğüm güzellikleri de fotoğraflarla anlatmaya çalışacağım. Haftaya görüşmek dileği ile kalın sağlıcakla.

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler