Geri Dön
Pazar‘Sokak hayvanları için yeşil kart çıkartacağız’

‘Sokak hayvanları için yeşil kart çıkartacağız’

Ekimde temelleri atılan Hayvan Partisi faaliyetlerine köpek konferansıyla başlıyor. Genç Siviller’den tanıdığımız isimlerin başını çektiği partililerin ilk hedefi Meclis’te grup kurmak

‘Sokak hayvanları için yeşil kart çıkartacağız’

Bildiğimiz hayvanseverlere pek benzemiyorlar. Aralarına katılmak için hayvan beslemek, boş zamanlarınızı barınaklarda geçirmek, maaşınızın yarısını sokak hayvanları için mama almaya harcamak zorunda değilsiniz. Hatta hayvanları sevmek zorunda bile değilsiniz. Bir araya geliş amaçları da hayvanları sevdirmek ya da sizi vejetaryen yapmak değil, hayvanlar konusunda yeni bir söylem yaratmak... Bunun için de önce, insan dışındaki her şeyi ikinci plana atan dilimizde bir “mıntıka temizliği” yapmak istiyorlar. Mümkün olanın en iyisini elde etmek niyetiyle çıkmışlar yola. Duyarsız belediye başkanları için nefret kampanyaları düzenlemek yerine beş yıldızlı otel konforunda barınak açan belediye başkanlarını övmek gibi bir yöntem izliyorlar. Genç Siviller’de görev almış isimlerin ekimde temellerini attığı Hayvan Partisi’nin gündemdeki hedefi Meclis’te grup kurmak. Partinin ilk etkinliği ise 24 Mart’ta, Şehir Üniversitesi’nde düzenleyecekleri köpek konferansı. Konferansta şehir ve köpek, filmlerimizde köpekler, Atatürk’ün köpeği Fox, Menderes’in köpek davası, Sivriada faciası, İslam’da köpek gibi konularda sunumlar yapılacak.

“Bir nesil Cüneyt Arkın’ın bir kadına ‘Köpek!’ diye bağırarak tokat attığı filmlerle büyüdü”

* Hayvan Partisi kurma fikri nasıl oluştu?

Turgay Oğur: Bizler zaten aktivizme uzak insanlar değiliz. Hayvan hakları konusunda da söyleyeceklerimiz olduğunu fark ettik.
Zeynep Mertoğlu Oğur: Benim hayvanlara karşı aşırı bir düşkünlüğüm var. Mutlu bir hayvanı görünce bile ağlayan bir tipim. Bir arkadaşımızın nikahında kendi aramızda konuşurken eşim Yıldıray (Oğur), Turgay’ın da kardeşi, “Neden bunu bir harekete dönüştürmüyorsunuz?” dedi. Öyle başladık. Adı da özellikle parti olsun ki ne kadar ciddi olduğumuz anlaşılsın istedik.

* Bu oluşumun kabaca ne kadarı Genç Siviller’den oluşuyor?

Turgay O: Yüzde 25’i diyebiliriz.

* “Aaiii!” başlıklı manifestonuzda amacınızın hayvanları sevdirmek olmadığından bahsediyorsunuz. Nedir hareket noktanız?

Zeynep M.O.: İnsan için kullanılan ‘eşref-i mahlukat’ ifadesinden “En şerefli olan benim,
o zaman her şey benim hizmetimde” anlamı çıkarılıyor. Oysa insanın akla sahip olduğu için tüm türlere sahip çıkması gerekiyor. Şerefli oluşu buradan geliyor. Biz de buradan hareket ediyoruz.

“Hayvanla hiç işim olmaz diyenleri de çekmek istiyoruz”

* Genç Siviller’in orduyla işi bitti, artık ilgisini başka alanlara kaydırıyor desek doğru olur mu?

Turgay O: (Gülüyor). Pek öyle değil aslında. İnsan çok çeşitli duyarlılıkları olan bir canlı. Tek alanda söz söylemek zorunda değil. Darbe olsun mu olmasın mı gibi medeni toplumların binlerce yıl önce bitirdiği tartışmalara zaman harcadık uzunca bir süre. Artık yaşamımızı güzelleştiren işlerle uğraşmaya başladık. Ama şu doğru, Genç Siviller’in bir söylem boşluğu yakalayıp onu doldurma refleksi var. Hayvan hakları konusunda da bir söylem oluşmaya başladı ama bu söylemde çok ciddi açıklar var. Hayatında bir kedinin başını okşamamış insanların da hayvan hakları konusunda duyarlı olabileceğini düşünüyoruz. Hayvan aktivistleri genelde kedi-köpek besleyen insanlar. Biz “Hayvanla hiç işim olmaz” diyen insanları da bu alana çekmek istiyoruz.

* Neden sivil toplum kuruluşu değil de parti?

Neslihan Demir: Şu anda bir platform. Lobicilik faaliyeti yürüteceğiz.

* Nasıl bir yol izleyeceksiniz?

Neslihan D.: Türkiye’de hayvan hakları grupları çok marjinal kalıyor. “İmkansızı iste” pozisyonunda hareket ediyorlar. Biz ise mümkün olanın en iyisini istiyoruz.
Alaz Kuseyri: Hollanda’da 10 sene bunun mücadelesini verip siyasi bir oluşuma dönüştürüp parlamentoya iki sandalye sokmayı başarmış insanlar var. Bunu biz de yapabiliriz.

* Söylem konusu Hayvan Partisi’nin en çok önem verdiği nokta sanırım...

Turgay O: “Yaradılanı severiz Yaradan’dan ötürü” lafının sadece insanlar için kullanıldığı bir dönemdeyiz. İnsan dışındaki her şeyi çok aşağılayan bir dilimiz var. Metin analizleri yapıp bu zihin kirlenmesini temizlersek çok hızlı yol kat ederiz. Birine kötülük yapana, arsızlık yapana “Hayvanlık yapma” deniyor mesela. Oysa en vahşi hayvan bile doyduktan sonra bir başkasına saldırmaz. Evinden işine, işinden evine giden adama “ot gibi yaşayan adam” deniyor. Halbuki otun yaşamı inanılmaz bir hayatta kalma mücadelesidir. 15’inci katta, eski bir binaya tutunmuş otlar görürsünüz. Yine aynı şekilde bir nesil Cüneyt Arkın’ın, Kadir İnanır’ın bir kadına “Köpek!” diye bağırarak tokat attığı filmlerle büyümüştür.
Alaz K.: “Binicem üstüne vurucam kırbacı” repliğini bilirsiniz...
Neslihan D.: Yine o filmlerde kokoş hanımların konkene giderken kucaklarında bir köpek olması “Bu it bile bizden daha iyi şeyler yiyor” algısı yaratmıştır.

* Nasıl sonuçlar bekliyorsunuz?

Turgay O: Belli bir söylem oturttuktan sonra Meclis’te bir grup kurmayı istiyoruz. O grubun da hiç temsil edilmeyen hayvanların temsilcileri olmasını sağlamak istiyoruz.

* Ne gibi faaliyetleriniz olacak?

Turgay O: Önümüzdeki hafta bir köpek konferansı düzenleyeceğiz. Türkiye’de ilk olacak. Onun belki bir yayını çıkabilir. 3 Haziran’da Sivriada’ya bir çıkartma yapacağız. Geçmişte 80 bin köpeğin buraya getirilerek ölüme terk edilişini anacağız. Oraya dikilecek bir köpek anıtı projemiz var. Osmanlı’daki hayvan vakıflarını canlandırma projemiz var. Yılın köpeği, yılın kedisi gibi ödül törenleri düşünüyoruz. ‘Kedi, köpek ve farelerin gözünden İstanbul’ diye bir fotoğraf yarışması yapmak istiyoruz.

“Hiçbir hayvanla beraber yaşamak istemem”

* Kişisel olarak hayvanlarla aranız nasıl?

Turgay O.: Hiçbir hayvanla beraber yaşamak istemem. Hayvanların doğal ortamlarında yaşaması gerektiğine inanıyorum. Çoğundan korkarım. Artık yemeği mutlaka sokaktaki hayvanlara veririm.
Bünyamin Salman: Geçen gün iş yerinde yemediğim yemeğini hayvanlara için hazırlarken müdire hanım “Seni gören satanist sanır, kedileri kestiğini düşünür ama bak sen neler yapıyorsun” dedi.
Neslihan D.: Benim üç kedim var. Soğuk havalarda iki tane daha alıyorum.
Zeynep O.: Bizim de kedimiz var. Ama belgesel izleyip “Bu ayıyı istiyorum” dediğim
çok olmuştur.
Alaz K.: Dört kedim, bir köpeğim var. Türkiye’de izin verilmiyor ama hayalim rakun beslemek.

Neler yapılabilir?

* Turgay O.: Hayvanlarla ilgilenen kliniklerin, hastanelerle aynı kampüs içinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Yaralı bir hayvan gördüğünüzde nereye götüreceğinizi düşüneceğinize zaten kendiniz için bildiğiniz bir adrese götürmelisiniz. Sokak hayvanları için yeşil kart uygulaması olmalı.
* “Avatar” filminde bir sahne var. İnsanı kurtarmak için bir hayvana zarar veriyor. Sonra o hayvanı kucağına alıp bir ağıt yakıyor. Onunla, inek kesilirken besmele getirmek arasında bir fark yok. Bunu yapmak zorunda olduğun için onu Yaradan’dan özür diliyorsun. Bu seni arsızca kesmemen için sınırlandırıyor aslında. Şimdi mezbahalarda bunlara ne kadar riayet ediliyor?
* Köy tavuğu yemek artık gerçekten zor. Endüstriyel olmak zorunda çünkü milyonlarca üretilmesi gerekiyor. Ancak o hayvanların o kadar kötü koşullarda olması gerekmiyor. Kesilecek hayvanın bile güneş görmeye, geniş bir alanda yaşamaya hakkı var.
* Alaz K.: Kuşların kalp krizi geçirip ölmelerine neden olduğu için havai fişekler yasaklanmalı.
* Neslihan D.: Hayvana eziyet eden birini görünce ne yapacağımızı bilemiyoruz. Poliste sadece bu şikayetler için bir birim olmalı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler