Geri Dön
PazarSözlükten 70 bin kelimeyi tek tek okuyup kaydettiler

Sözlükten 70 bin kelimeyi tek tek okuyup kaydettiler

Türk Dil Kurumu’nun internet sitesindeki sesli sözlüğü kimlerin seslendirdiğini mi merak ediyorsunuz? Göksel Durna ve Rahmi Aygün. Eski TRT spikeri olan bu iki arkadaş 12 günde yaklaşık 70 bin sözcük okumuş

Sözlükten 70 bin kelimeyi tek tek okuyup kaydettiler

Rahmi Aygün’ün “çay” diyen ciddi sesi tüm katta yankılanmadan güne başlayamaz hale geldik işyerinde. Günde defalarca Türk Dil Kurumu’nun internet sitesine giriyor, sesli sözlükte istediğimiz kelimenin üzerine tıklıyor ve Rahmi Aygün ile çalışma arkadaşı Göksel Durna’nın sesiyle karşılaşıyoruz...
Rahmi Aygün (53) ve Göksel Durna (56) TDK’nın sesli sözlüğünü seslendirmiş olan iki önemli spiker aslında. Yıllarca TRT radyo ve televizyonlarında çalışıp emekli olduktan sonra bu iş için tekrar stüdyoya giren ikili, “A” harfinden başlayarak koskoca sözlükteki yaklaşık 70 bin sözcüğü bıkmadan usanmadan okumuşlar. Artık bir kelimenin telaffuzunu merak eden herkes TDK’nın www.tdk.org.tr adresindeki internet sitesine giriyor, istediği kelimenin üzerine tıklayarak Aygün ile Durna’nın sesinden kelimelerin doğru okunuşunu öğrenebiliyor. Tabii ki siteye sadece doğru Türkçe konuşmak isteyenler ya da neyin nasıl telaffuz edildiğini öğrenmek isteyenler ilgi göstermiyor. Sesli sözlük, bizim gibi 5 çayı saatinde “çay” ve “tost” kelimesine, toplantı öncesi de “toplantı” sözcüğüne tıklayarak anons yapmak isteyenlerin de işine yarıyor...


Hiç sıkılmadınız mı? Sözlük okumak monoton değil mi?
Göksel Durna: Hayır. Büyük bir zevkle okuduk.
Rahmi Aygün: Bu o kadar önemli bir misyon ve sorumluluktu ki. Bir sözcük sizin tarafınızdan seslendiriliyor ve insanlar sizin söylediğiniz gibi söyleyecekler. Doğru telaffuzu yakalayana kadar bazen tekrar tekrar okuduk, hiç bıkmadan.

Tam olarak kaç bin kelime seslendirdiğinizi biliyor musunuz?
Göksel D.: TDK’nın veri tabanında söz, deyim, terim anlamında oluşan 110 bin küsur söz var. Biz bunun 68 bin 641’ini seslendirdik, yaklaşık 70 bin sözcük. Bu proje, Türk Dil Kurumu’nun 20 yıllık çalışması sonucunda gerçekleştirildi.

Bu kadar kelimeyi seslendirmeniz ne kadar sürdü?
Göksel D.: Kabaca 35 binini ben, 35 binini de Rahmi seslendirdi. 12 günde bitirdik. Günde üç saat çalıştık, saatte yaklaşık 1000-1500 sözcük okuduk.
Rahmi A.: TDK’nın dil uzmanlarıyla bir arada çalıştık. Kimi zaman ara verip sözcükler üzerinde uzun uzun tartıştığımız da oldu.

“Sadece 300 sözcükle konuşan bir toplumuz”
En çok hangi sözcükleri tartıştınız?
Göksel D.: Dilimize her an yabancı dillerden yeni bir sözcük giriyor. “Lapa” kelimesindeki “a” aslında kalın bir “a”. Bu, öz Türkçe bir kelime. Dilimizde ince “a” yoktur. Ama “lapa” ince “a” ile okunuyor, böyle yerleşti. Bu tür sözcüklerin telaffuzu için aramızda tartıştık. Yumuşak “a”lar yabancı sözcüklerden bize gelmiş. Şapkalı “a”lar hep Arapça, Farsça kökenlidir. “Yarın”, “Hayır”, “Marul”, “Zararı” gibi kelimelerdeki “a”lar da hep uzatılır. Oysa bu “a”lar kısa telaffuz edilmeli.
Rahmi A.: Üzerinde tartışılabilecek çok sözcük var. Türkçe’de beş tane “e” var: Normal “e”, açık, kapalı, açığa yakın, kapalıya yakın gibi. “Pencere” dediğinizde bunun ne kadarı açık ne kadarı kapalı?
“Sarımsak” sözcüğü de tartışıldı. Ben bu kelimeyi “sarmısak” diye bilirdim ama TDK uzmanları “sarımsak” olması gerektiğini söylüyor. İlk kez duyduğumuz sözcükler de oldu. Araştırmalara göre biz profesyoneller bile yaklaşık 300 sözcükle konuşuyormuşuz. Sevgimizi, nefretimizi, bilgimizi, haber özetlemelerini hepsini 300 sözcükle ifade ediyoruz.

Hep aynı şeyleri söylüyoruz yani...
Rahmi A.: Recaizade Mahmud Ekrem 15 bin sözcükle yazıyormuş eserlerini. Bu, dildeki fakirleşmeyi gösteriyor. Sözcük sonlarındaki “r”ler, aradaki “h”ler kayboldu. “Cumurbaşkanı” diyoruz mesela. Dilimizde 29 harf ama 96 ses var. Sadece 15 ses ve 300 sözcükle konuşan, aradaki açığı da beden diliyle kapatan insanlar haline geldik. Nidalarla konuşuluyor artık.

Bir de küfürler var...
Göksel D.: Küfürleri seslendirirken zorlandık elbette. Seslendirme sırasında yanımızda TDK’dan hocalarımız, teknisyen ve prodüktör de oluyordu. Koskoca TDK başkanının yanında mesela bir küfür seslendirmek zorunda kalıyorduk. O anda artık aklımıza kötü şeyler getirip, bunu çok normal bir kelimeymiş gibi seslendirdik. Küfrü aceleyle bazen yanlış telaffuz ediyorduk. Düzeltirken 15 dakika ara verdiğimiz sözcükler oldu. Özellikle bazı sapıklar bu küfürleri çok sık tıklıyormuş.


“Bitki çayı içtim, doktorun verdiği özel gargarayı kullandım”

Ne tür tepkiler aldınız?
Rahmi A.: Ortaokul-lise öğrencilerinden çok hoş tepkiler alıyorum. Üniversiteli gençlik maalesef hepimiz gibi 300 sözcükle konuştuğu için sözlüğe ihtiyaç duymuyor anladığım kadarıyla.

Seslendirmede nelere dikkat ettiniz?
Göksel D.: Kelimeleri anlaşılır biçimde telaffuz etmek için uğraştık. Bir sözcük son harfine kadar ağızdan net çıkmalı. “A” harfiyle başlayan 7 bin sözcük var. “A” harfini okurken neredeyse konuşamaz hale geldim. Boğazımı bitki çaylarıyla yumuşattım. Doktorların ses telleri için önerdiği gargarayı kullanıyorum. Karbonatlı, tuzlu ve limonlu su. Ayrıca soğuk içmiyorum, dikkat ediyorum.

Siz sinirlenince hiç bağırmayan insanlarsınız demek...
Göksel D.: Bağırmaz olur muyuz? Gırtlaktan konuşmadıktan sonra, diyafram sesiyle konuşulan bir ses uzun ömürlüdür. 39 derece ateşle, larenjit hastasıyken bile iki saatlik bir program sunmuştum, eczacı arkadaşım inanamadı. Diyafram sesiyle, yani dudak, dil ve çeneyle konuşuruz biz çünkü. Maalesef günümüzde genizden konuşuluyor. Oysa kural, önce nefes sonra sestir.

Güzel konuşan insanlar pek kalmadı sanki...
Göksel D.: Bilgisayar başında olmak konuşmayı unutturdu. Konuşmak bir kültürdür. Bazen televizyonlara telefon açıp yanlış okunan sözcükleri düzelttiriyorum. Tahammül edemiyorum dinlemeye. “Hakem” ya da “katil zanlısı” sözcükleri çok yanlış kullanılıyor mesela. “A” harfi uzatılmamalı. Mehmet Ali Birand bile hâlâ “kaaatil zanlısı” diyor.


bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler