Geri Dön
PazarTablolardan siyah-beyaz filmlere

Tablolardan siyah-beyaz filmlere

Renklerin hayatımıza bu denli etkin şekilde girmesinde elbette sinema dünyasının renklenmesi oldukça etkili olmuştur

Tablolardan siyah-beyaz filmlere

Amerika ve Avrupa’da fotoğraf ve video çekimi üzerine çeşitli araştırmalar yapılırken 1895’de Fransız  Louis ve Auguste Lumiere kardeşler sinematografiyi icat etmiştir. İlk sergiledikleri 55 saniyelik siyah beyaz filmTrenin Gara Girişi (The Arrival of a Train)” ise Paris’teki Grand Cafe’nin bodrumunda 25 kişilik seyirciye sunulmuştur. Herkes için çok yeni olan bu teknoloji ve eğlence karşısında büyük bir heyecan oluşmuştur. Ardından toplamda üç dakika kadar süren dokuz kısa film daha gösterilmiştir. Zaman içerisinde insanların çok sevdiği sinematografi böylece ilk büyük süksesini yapmıştır.

Sinemanın yaygınlaşmasıyla beraber sinemada kullanılan renkler de tartışma konusu olmuştur. Siyah-beyaz sinemadan renkli filmlere geçiş çalışmalarının sonucunda, ilk renkli çizgi film 1932’de Walt Disney tarafından yapılan “Silly Symphony” olmuştur.  İlk renkli film ise 1935’de çekilen “Becky Sharp”tır. Teknolojiyle beraber video ve renk tekniklerinin iyice gelişmesinin ardından renkli filmler tüm dünyaya yayılmaya başlamıştır. Bu dönemde siyah- beyaz filmlerin gerçekliği, renkli dünyanın ise sinemada hayalciliği anlattığını gösteren en önemli geçiş filmlerinden birisi “The Wizard of Oz (Oz Büyücüsü)”dür. 1939’da çekilen ve tüm zamanların en ünlü filmlerinden biri olan bu film, gerçekliğin siyah-beyaz dünyasından sıyrılıp daha aydınlık ve rengârenk bir dünyayla tanışan Dorothy’nin hikâyesini anlatır. Filmde siyah-beyaz bir dünyada bunalmış ve sıkılmış küçük bir kız olarak görüntülenen Dorothy, bir anda canlı renkler, sıra dışı karakterler ve figürlerin hâkim olduğu “Oz” adlı sihirli bir dünyaya gözlerini açar. Bu film, teknikolor (technicolor) olarak isimlendirilen filmlerin de ilk ve en çarpıcı örneklerinden birisidir. Teknikolor filmlerin özelliği renkli görüntülerin gerçek değil, hayal dünyası veya ütopik bir evreni yansıtmasıdır. Bu anlayışla üretilen filmlerde siyah-beyaz görüntüler sıkıcı gerçeklik ve sorunları yansıtırken; adeta bir paralel evren olarak ortaya çıkan renkli ve parlak görüntüler, kahramanların hayal dünyasına ışık tutar. 1950’lere gelindiğinde ise bir film furyası başlamış ve renkli filmler yaygınlaşarak gerçekçilik tartışmalarını alevlendirmiştir. Tüm bu tartışmaların sonunda, sinemanın renkli dünyaya evrilmesiyle sadece siyah-beyaz renklerin gerçekliği yansıttığı fikri de önemini yitirmeye başlamıştır.

Tablolardan siyah-beyaz filmlere

SİYAH SÜRME

İlk olarak 5000 yıl önce Antik Mısır’da güneş ışıklarının gözleri kamaştırmasını önlemek için erkek ve kadın fark etmeksizin gözlerin etrafına kalın çizgiler halinde sürülmeye başlanan siyah sürmenin büyülü bir koruyucu etkisi olduğuna da inanılmıştır. Öbür dünyada kullanmaya devam etmeleri için ölülerin sürme kaplarıyla birlikte gömülmeleri, dinsel olarak da sürmeye verdikleri önemi vurgular. Yunanlılar ve Romalılar sürmeyi daha ince bir çizgi halinde kullanarak daha doğal bir makyajı tercih etmişlerdir. Hintliler de hem tedavi edici özelliği hem de kötülüklerden korunmak amacı ile sürme kullanır. Geleneksel sürme ince toz haline getirilebilen madenlerden ya da is ve kurum gibi siyah renk veren maddelerden elde edilmiş; farklı renkler oluşturmak, kıvama getirmek, güzel kokmasını sağlamak için de çeşitli sıvı veya tozlar eklenmiştir.

Neden siyah en çok tercih edilen renktir?

Siyah renk, geçmiş zamanlarda da oldukça popülerdi. 1926 yılında Gabriella Coco Chanel tarafından tasarlanan “küçük siyah elbise” bugün de pek çok kadının gardırobunun olmazsa olmazıdır.

Siyahın bizde uyandırdığı korku duygularını bastırma özelliği ve özgüveni artırıcı etkisi onun vazgeçilmesi zor cazibesini artırmaktadır. Ne giyeceğinize karar veremediğinizde en doğru ve güvenli seçim siyah olacaktır.

Daha ince gösterir mi?

Kıyafet alırken ne kadar zayıf olursak olalım hep daha fit görünmenin yollarını ararız. Siyah, kıyafet seçimlerimizde tercih ettiğimiz ilk renk olsa da, gardırobunuzun tamamında bu rengi kullanmak hem sıkıcı hem de tekdüze bir görünüm yaratır. Zayıf görünmek için kendimizi siyah renkle sınırlandırmamıza gerek yok. Koyu lacivert kusurları kapatmak için tercih edilebilir, saks mavisi ile de daha canlı bir görünüm elde edebilirsiniz. Ayrıca, koyu kahve tonları, gri, bordo ve şarap renkleri de siyahla aynı etkiyi yaratacaklardır.