Geri Dön
PazarTürkülerin kardeşliği 20’nci yılında

Türkülerin kardeşliği 20’nci yılında

1993’te bir konser çalışması olarak yola çıkan Kardeş Türküler projesi 20’nci yılını kutluyor. Bu ay İstanbul’da başlayan yıldönümü etkinlikleri tüm Türkiye’ye yayılacak

Türkülerin kardeşliği 20’nci yılında

Halkların kardeşliği temasından hareketle Anadolu, Mezopotamya, Ortadoğu, Kafkasya ve Balkan coğrafyalarının şarkı ve danslarını sahneye taşıyan Kardeş Türküler, 20’nci sanat yılında... Grup üyelerinden Feryal Öney, Vedat Yıldırım ve Levent Soy ile 20 yıl önce her şeyin başladığı yerde, Boğaziçi Üniversitesi’nde buluştuk. Söyleşiyi Kardeş Türküler’in
20 yıl sonrasını sorarak bitirdim. “Daha mutlu günlerde, yine sahnede...” dediler. 40’ıncı yıl söyleşisi için yine burada buluşmak üzere sözleştik.

20 yıl öncesine dönersek, nasıl başlamıştı her şey?

Feryal Öney: Burada çeşitli bölümlerde okuyan gençler olarak bir sanat çevresi oluşturmuştuk. Müzisyenler, dansçılar, tiyatrocular vardı aramızda... Öğrenci olarak sanatla uğraşıyoruz ama sadece hobi olmasın bu diyorduk. Memleketin sorunlarına kafa yorup yaptığımız sanatı da o çerçevede ele almak istiyorduk.
Levent Soy: Folklor Kulübü’nün yıllık gösterilerden biri olan konserin adıydı Kardeş Türküler. Çokdilli Anadolu, Mezopotamya ve Balkan şarkılarının bir araya gelmesiydi.

Öğrencilerin böyle etkinlikleri hep olur ama okulla birlikte biter genelde. Sizinki nasıl devam etti?

Vedat Yıldırım: Bizimki hiçbir zaman insanların sadece çay, kahve içmek için geldikleri bir şey olmadı. Bir de olay sadece farklı dillerde şarkı okumak değildi. Kardeş Türküler dediğimiz şey farklılıklarımızla bu memlekette nasıl yaşayacağımızın cevabıdır. Gettolaşmanın da karşısında olan bir kültür modelidir. O dönem bunu benimseyen politik görüşün müzikal karşılığı oldu. Güncelliğini hep korudu.
Levent S.: 80 sonrasında yeni bir muhalefet oluşuyordu. Kardeş Türküler ona karşılık geldi. Farklı topluluklardan insanlar sahiplenme duygusuyla yaklaştılar. Yıllardır kendi dilinde şarkı dinlememiş insanlar bu müzikte ve dansta kendilerinden bir şey buldular.

En köklü gruplar bile kolayca dağılabiliyor, siz böyle tehlikeler yaşıyor musunuz?

Feryal Ö.: Bu oluşumdaki insanların zaaflarının olmadığını söylemek çok iddialı olur, hepimiz insanız.
Vedat Y.: Ama sorun yaşanmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Mezun olduktan sonra da Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu adı altında bir kültür-sanat yapılanması içine girdik. Daha demokratik, daha üretken bir çalışma ortamı nasıl kurulabilir, buna kafa yorduk. Birtakım ilkeler oluşturduk. Mümkün olduğunca özgürlükçü, kendi içinde bir adalet anlayışı olan bir çalışma modeli kurmaya çalıştık.

“Hâlâ sansür var”

Bu 20 yılda Türkiye’de neler değişti?

Vedat Y.: Bazı şeylerin inkar edilemeyeceği görüldü artık. Kürt meselesi ekseninde dönen ama Alevi meselesinden Ermeni meselesine özgürlüklerin konuşulduğu bir dönem yaşıyoruz. Eskiden Topkapı’daki garda bir kasetçi gizli satardı Kürtçe kasetleri. Şimdi farklı dillerde albümler, dergiler çıkmaya başladı.
Feryal Ö.: 2000’lere kadarki süreç “Varım, varız” demekle geçti. Şimdi bir noktaya gelindi ama şimdi de var olanların nasıl bir arada yaşayacağına kafa yormak gerekiyor.

Neler aynı kaldı peki?

Vedat Y.: Alevi meselesi hâlâ kanayan bir yara. Hâlâ hakları birileri “bahşediyor”...
Feryal Ö.: Hâlâ sansür var. Evet, televizyona daha çok çıkıyoruz belki ama hâlâ kibarca “Programda söyleyeceklerinize dikkat edersiniz değil mi?” diye uyarılıyoruz. Yılbaşında televizyon programına çıkabiliyoruz ama bir askeri helikopter düştü diye çıkacağımız program iptal edilebiliyor. n

“2000’de başlayan Harbiye konserleri gelenekselleşti”

20 yıllık yolculuğun en akılda kalan durakları hangileriydi?

Feryal Ö.: 93 mayısındaki ilk konser çok değerlidir bizim için. İstanbul Ermeni Sayat Nova Korosu gelmişti, hâlâ gözümün önündedir, bağıra bağıra söylüyorlardı şarkılarını. Çerkesçe bir şarkı vardı sonda, “Voyra Voyra”, ona da Çerkesler eşlik etmişti. Ermeni Mıhitaryen Derneği’ndeki, Hrant Dink’le tanıştığımız konser de ilk dışa açıldığımız konserdir. 1999’da ilk defa Doğu’ya gidebilmiştik, o da çok özeldi...
Vedat Y.: İnsan Hakları Derneği konserimiz de çok önemlidir. O konserin bir kaydını almıştık. Çok sonra insanlar amatör yöntemlerle çoğalttıkları o kayıtlarla gelip “Sizin ilk albümünüz aslında bu” demişlerdi.
Feryal Ö.: 1997’de ilk albümümüz çıktı. Albümden sonra dinleyici kitlemizin arttığını 2000 yılındaki ilk Harbiye Açıkhava konserinde anladık. Beş bin kişilik Harbiye’nin dışına taşılmıştı. Sonra o Harbiye konserleri gelenekselleşti.
Vedat Y.: Harbiye konserinin teklifini Mustafa Oğuz yapmıştı. “Çok büyük risk değil mi?” diyenleri umursamamıştı. Eski Grup Yorum üyelerinden Kemal Sahir Gürel’in kayıtlarımızı Hasan Saltık’a dinletmesi de bir dönüm noktasıdır bu yolculukta.

Türkülerin kardeşliği 20’nci yılında

Kardeş Türküler’in ilk albümü için yapılan fotoğraf çekiminden...

Türkülerin kardeşliği 20’nci yılında

Grup üyeleri dinleyici kitlelerinin arttığını 2000’deki ilk Harbiye Açıkhava konserleriyle anladıklarını söylüyor.

20’nci yıl etkinlikleri

Feryal Öney: Türkiye’nin farklı şehirlerinde hayata aynı gözle baktığımız sanatçı dostlarımızla konserler vermek istiyoruz. Tarihler belli oldukça açıklanacak. Bir televizyon programı projemiz var. Bir performans programı olacak, kanal henüz belli değil. Bir de bütün seneye yayılacak bir atölye çalışması var; Çocuk (H)aklı. Sivil toplum örgütleriyle birlikte farklı şehirlerde çocuklarla çalışmalar yapacağız.