Trump, 'Corona sonrası depresyon' varsayımında haklı çıkar mı?

Yaptığı her açıklamayla, hareketle gündeme gelen ve çoğu davranışı olağanın dışında olan ABD Başkanı Donald Trump, Corona virüsle alakalı da açıklamalarda bulundu. Eğer böyle giderse intiharların Corona virüs ölümlerinden daha fazla olacağını söyleyen Trump'ın bu varsayımı doğru olabilir mi?

Trump, 'Corona sonrası depresyon' varsayımında haklı çıkar mı?

Trump ne dedi?

Trump ne dedi?

Beyaz Saray'da basın toplantısı düzenleyen ABD Başkanı Donald Trump, "İnsanlar büyük endişe ve depresyon içerisinde. Eğer ekonominiz kötü durumdaysa intihara sürüklenebilir ve daha fazla ölüm olabilir. Depresyon sonucu intiharlar, Corona virüsü ölümlerinden daha fazla olabilir" diye konuştu.

Sadece ekonomik durum mu?

Sadece ekonomik durum mu?

Trump son zamanlarda bizi şaşırtarak ona hak vereceğimiz bazı açıklamalarda bulunuyor. Trump'ın yapmış olduğu bu açıklama bana depresyonun sadece ekonomik yönünü düşündürmedi. "Biz evlerimizde neden mutlu değiliz?" ve "Bizi depresyona iten şeyler ne?" diye düşündürdü genel olarak. Bizleri bu dönemde depresyona sürükleyen tek şey ekonomik durum mu? O da çok büyük bir etken ama bence sadece bu değil.

Ne olacak bizim bu halimiz?

Ne olacak bizim bu halimiz?

Depresyona iten en büyük nedenlerden biri de belirsizlik durumuyla gelen kaygı. Hepimiz hayatlarımızın elinden alındığını düşünüyor, ben dahil birçok insan "Ben hayatımı özledim" diyoruz. Bundan sonra ne olacak diye düşünmekten gelen kaygı kendi kendimize bir hayat kuramayacağımıza mı inandırıyor?

Evlerimizde otururken elle tutulur bir şey yaptığımızı düşünmüyor ve kendi kendimizi gerçekleştiremediğimize mi inanıyoruz? Hiçbir şey yapmadığını düşünmenin verdiği o his kendiyle zaten çok barışık olmayan bizleri kendimize daha fazla küstürdüğünden dolayı mı depresyonun kucağına itiliyoruz?

Kanka düşünme manyak olursun!

Kanka düşünme manyak olursun!

Aslında hepimiz elinde virüsten daha zehirli bir silah bulunduruyor: Düşünmek. Vaktin bolluğundan ve yapacak pek bir şey olmayışından insan zihnini kemiren düşüncelerden de kaçamıyor. Derin düşüncelere dalıyoruz ve kendimizi manyak ediyoruz.

Belki hayatın anlamını aramaya çalışıyoruz, belki 10 yıl önce neden terk edildiğimizi düşünüyoruz, kendimize sürekli sorular soruyoruz ve aradığımız cevaplar da boş kalınca depresyon bize kucağını açıyor olabilir mi? Bence olabilir.  Bizi sonsuz karamsarlığa hangi düşünceler itiyor?

Var olma çabası mı?

Var olma çabası mı?

Yaptığımız her şeyi "Bakın ben de buradayım" demek için mi yapıyoruz? Evin içinde hayatta bir yer edinemediğimizi mi düşünüyoruz? Yoksa yaptığımız işleri, o çok yoğun olan hayatımızı bir kahve eşliğinde arkadaşlarımıza anlatamadığımız için mi bu varoluşsal krizlerimiz?

Birbirimizi sevmediğimizi, tek var olabileceğimizi düşünüyoruz ama aslında hepimiz birbirimize muhtacız. Birbirimizdeki farklılıkları sevmediğimizi düşünüyoruz ama her şeyin rutine bağladığı bu günlerde hepimiz farklı bir yüz, farklı bir ses ve farklı şeyler arama peşindeyiz. Meydanları, güzel sokakları, turistik yerleri bomboş gördüğümüzde o yok olma ve yalnız olma kaygısı belki de Corona'dan daha zarar veriyordur bize? Ondan dolayı olabilir mi bu depresif halimiz?

Yoksa tüketmeye ve sunmaya çok mu alıştık?

Yoksa tüketmeye ve sunmaya çok mu alıştık?

Tüketime dayanan kültüre çok mu alıştık? Ne kadar tüketirsek ve bunu ne kadar sunarsak o kadar mutlu olduğumuzu mu düşündük? Ya da sosyal medyada sunduğumuz o şaaşalı hayatın o kadar da mükemmel olmadığını mı fark ettik kendimizle kalınca? Neden bütün bu kendimizle kalmaktan sıkılmalarımız? Teknolojinin bu kadar ileri olduğu, elimizin altında her şeye ulaşabildiğimiz -özellikle bilgiye- dünyanın neredeyse her yerindeki dizileri, filmleri izleyebileceğimiz, müzikleri dinleyebileceğimiz bu çağda nasıl oluyor da evde yapacak bir şey bulamıyoruz? Sürekli farklılık arayışımız mı itiyor bizi depresyona?

Başkalarını da düşünüyoruz

Başkalarını da düşünüyoruz

Kendimizi düşünmekten değil de başkalarını düşünmekten gelen bir hüzün ve depresyon hali de olduğuna inanıyorum.

Başkasının acısına da daha fazla hassas yaklaşıyoruz bu dönemde. Hastanede tedavi gören hastaları, sevdikleri karantinada olanları, ücretsiz izne çıkanların kiralarını nasıl ödeyeceğini, sürekli hastaneye gitmek zorunda olan ve kimsesi olmayan yaşlıları, sık sık hastaneye gitmek mecburiyetinde olan insanların acılarını, korkularını ve kaygılarını düşündükçe ve hissettikçe bizler de bu kaygılara ve korkulara düşüyoruz.

E bunu çok fazla düşünmeye ve hissetmeye başlayınca da depresyon "Gel ben sana bir sarılayım" diyor.
 

Trump'ın da dediği gibi...

Trump'ın da dediği gibi...

Aldığı önlemlerle hayat kurtardığını savunan ABD Başkanı Donald Trump, "Bu zor günler geçecek, çok yakında bitecek ve normal hayata döneceğiz" dedi.

Ben de Donald Trump gibi düşünüyorum. Kendimizle karşılaştığımız belki de distopya senaryosu yaşadığımız bu dönemde bizden arınan doğa gibi biz de canlanıp kendimize geleceğiz. Belki de kendimize ayırmadığımız o vakitlerin cefasını çekiyoruz şu an.





Fakat bu süreçten mutlu da çıksak mutsuz da çıksak kendimizi daha iyi tanıyor olacağız ve daha güçlü adım atacağız. Umarım Trump yaptığı açıklamada haksız olur ve kimse canına kıymaz bu süreç içerisinde. Sadece biraz sabırlı olmalı ve kendimizi daha çok sevmeliyiz.

 

Bu makaleye ifade bırak