Geri Dön

Biden'ın ekonomideki ilk önceliği salgının yaralarını sarmak

ABD Başkanlığı'na seçilen Joe Biden'ın ekonomideki önceliği, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından zarar gören Amerikan ekonomisinin tam anlamıyla toparlanmasını sağlamak ve salgının ekonomik etkilerine karşı yeni bir destek paketini hayata geçirmek olacak.

Biden'ın ekonomideki ilk önceliği salgının yaralarını sarmak

ABD'de 3 Kasım'da gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinin sonuçlarına ilişkin tartışmalar sürerken, resmi olmayan sonuçlara göre, 279 delegeye ulaşarak seçimleri kazanan ve 20 Ocak 2021'de göreve başlaması öngörülen Biden'ın ekonomide izleyeceği yol haritası hem ABD hem de dünya için önem taşıyor.

Göreve başlar başlamaz Kovid-19 salgınıyla mücadeleye odaklanacağı belirtilen Biden'ın, salgının neden olduğu sağlık krizi kontrol altına alınmadan ekonominin hızlı normalleşmesine temkinli yaklaştığı biliniyor.

Amerikan aileleri ve küçük işletmelere daha fazla destek planı

Kovid-19 salgınının oluşturduğu belirsizlik nedeniyle Biden'ı zor bir görev beklerken, piyasaların beklentisi doğrultusunda salgının ekonomik etkilerine karşı yeni bir destek paketinin hayata geçirilmesi öncelik taşıyor.

Son dönemde Trump hükümeti ile Demokratlar arasında destek paketine ilişkin yapılan görüşmelerde bir anlaşma sağlanamaması ve paketin gecikmesi, artan Kovid-19 vaka sayılarının da etkisiyle ülke ekonomisinin toparlanma hızında yavaşlama riskini de her geçen gün artırıyor.

Biden, seçim kampanyası süresince yaptığı açıklamalarda, Amerikan aileleri ve küçük işletmelere daha fazla destek sağlanacağı sinyalini verirken, Kovid-19 krizinde işini kaybedenler için işsizlik sigortasının da uzatılacağını taahhüt etti.

Kamu harcamaları ve vergi düzenlemelerinde değişiklik öngörülüyor

Amerikan aileleri ve küçük işletmelerin daha fazla desteklenmesinin yanı sıra Biden'ın ekonomik planları arasında, altyapı, eğitim, sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarının artırılması, daha fazla istihdam sağlanması, vergi düzenlemeleri ile asgari ücretin artırılması gibi başlıklar da yer alıyor.

Moody's tarafından hazırlanan bir analizde, Biden'ın ekonomik planlarının, kamu harcamaları ile vergi düzenlemelerinde geniş kapsamlı değişiklikler öngördüğüne dikkati çekiliyor.

Biden, ülkenin vergi kanununda ve kamu harcamalarında geniş kapsamlı değişiklikler önererek gelecek 10 yılda toplamda 4,1 trilyon dolar vergi artışının yanında 7,3 trilyon dolarlık ek kamu harcaması talep ediyor.

Trump'ın vergi indirimlerinin tersine çevrilmesi hedefleniyor

Donald Trump hükümetini vergi indirimlerinde varlıklı kişi ve şirketlere daha fazla fayda sağladığı gerekçesiyle eleştiren Biden, en yüksek gelire sahip kişilerden alınan vergi oranını yüzde 37'den yüzde 39,6'ya yükselterek Trump'ın uyguladığı bazı vergi indirimlerini tersine çevirmeyi hedefliyor. Biden, kurumsal şirketlerin ödediği vergi oranını da yüzde 21'den yüzde 28'e çıkarmak istiyor.

Geliri yıllık 400 bin doların altında olanların ise vergi oranlarını yükseltmeyeceği sözünü veren Biden, 2009'dan bu yana saati 7,25 dolar olan asgari ücreti de 15 dolara çıkarmayı planlıyor.

Senato'nun Cumhuriyetçilerin kontrolünde olma ihtimali engel oluşturuyor

Amerikalı seçmene "orta sınıfı güçlendirme" sözü veren Biden, 700 milyar dolarlık "Amerikan ürünü tercih et (Buy American)" kampanyasıyla yerli üretimin yeniden canlandırılmasını amaçlıyor.

Biden, Amerikan üretimi olan mal ve hizmetlerin kamu kurumları tarafından satın alınması için 4 yılda 400 milyar dolarlık bir fon oluşturulması, ABD merkezli teknoloji alanındaki Ar-Ge çalışmalarına da 300 milyar dolar ayrılmasını planlıyor.

Bu planların hayata geçmesi halinde 5 milyon kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. Çoğunluğu ve kontrolü Cumhuriyetçilerin elinde olması beklenen ABD Senatosu'nda Biden'ın, ekonomi politikalarını hayata geçirmesinin ise zorlu olacağı belirtiliyor.

Ticarette tarifeler gözden geçirilecek

Ticaret konusunda ise Biden'ın, Trump'ın uygulamaya koyduğu gümrük tarifelerini gözden geçirmesi bekleniyor. ABD, ocak ayında yapılan Birinci Faz Ticaret Anlaşması'na rağmen hala Çin'den ithal edilen ürünlere yönelik 370 milyar dolarlık gümrük tarifesi uyguluyor.

Biden'ın söz konusu tarifeleri hemen kaldırması beklenmese de Trump'tan daha farklı bir tutum izleyeceği öngörülüyor. Trump'ın izlediği Çin politikasını eleştiren Biden, bu ülkeye karşı yürütülen mücadelenin yüksek gümrük tarifeleri yerine Dünya Ticaret Örgütü ve diğer çok taraflı kuruluşlarla yeniden bir araya gelerek yapılması gerektiğini savunuyor.

Yeşil ekonomi yaratma amacı

Öte yandan, iklim değişikliğine ilişkin politikalar geliştirmenin ahlaki bir sorumluluk olduğunu belirten Biden, iklim değişikliği planının milyonlarca kişi için istihdam imkanı sağlayacağını, enerji tasarrufu ile temiz çevrenin yanı sıra ekonomiye katkı sunacağını ifade ediyor.

Göreve ilk geldiği gün ABD'yi Paris İklim Anlaşması'na tekrar dahil etme sözü veren Biden, ABD'nin 2050'ye kadar sıfır karbon salınımlı sürdürülebilir bir ekonomiye geçmesi gerektiğini savunuyor.

Temiz enerji ve sürdürülebilir altyapı yatırımları için 2 trilyon dolar ayırmayı planlayan Biden, yeşil ekonomi yaratmayı hedefliyor.

Kurtarma paketi beklentisi

Moody's Analytics Direktörü Ryan Sweet, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, gelecek yılın başlarında Biden ve bölünmüş Kongre'nin "mali kurtarma paketi" üzerinde uzlaşmasının beklendiğini kaydetti.

Seçimden önce 2 trilyon dolarlık mali paketin gündemde olduğunu ancak bir sonuç alınamadığını anımsatan Sweet, Cumhuriyetçilerin, paketin boyutu ve sıkıntı yaşayan eyaletler ile yerel yönetimlere yardım konusunda ayak dirediğini söyledi.

Sweet, Cumhuriyetçilerin Biden'a zorluk çıkaracağını belirterek, bu durumun; boyutu yarı yarıya düşük bir paket ve eyaletler ile yerel yönetimler için daha az yardımla sonuçlanacağını aktardı.

Gelecek birkaç hafta içinde mali paket üzerinde anlaşılabileceğine işaret eden Sweet, ancak bunun yoğunlaşan salgının ekonomiyi durdurma tehdidi bulunduğuna dair daha net kanıtlar gerektireceğini kaydetti.

Sweet, son açıklanan istihdam verilerinin toparlanmanın yavaşladığını gösterdiğini ancak ilave yardım sağlanması için kanun yapıcılar üzerinde baskı oluşturmaya yeterli olmadığını söyledi.

"Önceliği sağlık krizini çözmek"

Ryan Sweet, ABD ekonomisine yönelik beklentilerinin değişmediğini ifade ederek, ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 3,6 daralması, gelecek yıl ise yüzde 4,1 büyümesinin öngörüldüğünü bildirdi.

Ekonomik büyümeyle salgından önce yüzde 4 seviyelerinde olan istihdamın, 2023'ün sonlarına doğru eski seviyelerine döneceğini belirten Sweet, görünümü etkileyen en önemli faktörün Kovid-19 salgınının seyri olduğunu vurguladı.

Sweet, "Biden'ın en büyük önceliği sağlık krizinin üzerine gitmek. Ekonominin gidişatı hala virüse bağlı." değerlendirmesinde bulundu.

"Müttefiklere uygulanan gümrük tarifelerini hızla sona erdirecek"

Moody's Analytics Direktörü Sweet, Biden'ın Trump'ın ABD'nin müttefiklerine uyguladığı gümrük tarifelerini hızla sona erdireceğini savunarak, Trump gibi Biden'ın da Çin'in adil bir şekilde ticaret yapmadığını düşündüğünü, bu nedenle Çin ile mücadele etmeye devam edeceğini ancak bunu yüksek vergilerle yapmayacağını söyledi.

Sweet, Biden'ın, Dünya Ticaret Örgütü ile çalışacağına ve Çin'e karşı kolektif bir baskı uygulayacağına işaret ederek, Biden'ın Pasifik kıyılarında yer alan ülkeler arasındaki ticaret anlaşması olan Trans-Pasifik Ortaklığı'na da yeniden dahil olmaktan bahsettiğini hatırlattı.

Biden'ın iklim değişikliğinin yarattığı tehditlere ilişkin görüşlerini de anımsatan Sweet, "Paris İklim Anlaşması'na hızlıca yeniden katılacaktır ve fosil yakıt endüstrisine ilişkin katı düzenlemeleri yeniden uygulayacaktır." dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber