The Ringo Jets'in ruhu: "Müziği hak ettiği gibi yapmaya çalışıyoruz"

Türkiye'nin yüz akı The Ringo Jets, Open Sesame albümüyle hayatımızdaki yerini sağlamlaştırdı. 2018'in son ayında çıkardıkları yeni albümleriyle tekrar dikkatleri üzerine çeken grupla hem kendi müzikleri hakkında hem de müzik endüstrisi hakkında konuştuk.

The Ringo Jets'in ruhu: "Müziği hak ettiği gibi yapmaya çalışıyoruz"

Artık adından gururla bahsedebileceğimiz çok daha fazla müzisyenimiz, çok daha fazla grubumuz var. Bu grupların arasında birkaç yıldır parlayan ve dikkat çeken The Ringo Jets, dinleyenine "Bunlar Türk mü?" dedirtecek kadar güncel ve arkasında durdukları bir müzik yapıyor. Grupla, yeni albümleri hakkında konuşmakla kalmayıp biraz da dertleştik.

Türkiye rock müzik sahnesi için tarz olarak epey farklı bir grupsunuz. Grubun müzikal temellerini oluştururken nelerden beslendiniz? Bu ruhu sağlayan ne oldu?
Genelde her tür müziği dinliyoruz. Kanımızda sadece rock veya rock'n roll yok. Fakat o dönem üçümüz de, birbirinin aynısı ve yurt dışındaki grupların taklidi olan müzikten sıkılıp işin köküne dönmek istedik. Bu da bizi gürültülü, çiğ, kısaca garage tınılı bir rock'n roll'a yöneltti. Duymak istediğimiz müziği yapmaya başladık kısacası.

Biz epey alıştık sanki alaturka rock soundlara... Darbukalar, neyler, sazlar, nağmeler havada uçuşuyor rock müziğimizde. The Ringo Jets ise bunun aksi bir vagonda. Bu tercihin avantaj ve dezavantajları neler?
Avantajı, istediğimiz müziği yapabiliyor ve arkasında durabiliyor olmak. Yurt dışında sıradan bir Türk rock grubunun çalamayacağı sahneler ve festivallerde çalabilmek de bir diğer avantaj. Fakat dezavantajı daha çok: Popüler müzikler gibi kısa yoldan fazla dinleyiciye ulaşamıyoruz. Dolayısıyla da Türkiye'deki maddi getirisi çok az. Bu arada darbuka ve neye karşı değiliz; yeter ki düzgün bir yerde olsunlar.

Albümü görselleştirme ve bir sergiye dönüştürme fikri nasıl ortaya çıktı? 
Çeşitli zorluklar yüzünden albümün kayıt ve mix süreci uzayınca, başka öğelerle albümü desteklemek ve dikkat çekmek istedik. 'Open Sesame' ismi netleşmişti, içinde sürprizler barındıran bir albümdü. Bunların görsel karşılığını düşünerek sergi fikrine kadar geldik.

 


Yeni albümün gelişi herkesi heyecanlandırdı. Dinleyiciyi önceki kayıtlarınızdan farklı neler bekliyor?
Genelde her kayıtta farklı fikirler deniyoruz. Bu albümde de biraz synthlerle oynayalım dedik. Fazla oynamışız. Kayıtlar bitince baktık ki konserlerde bu partisyonları çalacak bir insan lazım olacak, Zeynep Oktar'ı bulduk. Bize en azından şimdilik bu albüm boyunca eşlik edecek. Bunun haricinde farklı enstrümanlar da var tabii, hatta ud bile var. Lady Wolf perküsyonlarında Tunç Çakır ve Pengo Pengo'nunkinde Özgür Peştimalci var. Memet (İncili) kayıtlarda dayanamayıp yine esansını verdi sağolsun. Shining Brew'deki solo kendisine ait. Ayrıca kendisinin tam olarak çözemediğimiz vokalini de Pengo Pengo'da gerilerden duyabilirsiniz. Albümde kalan bütün enstrüman ve vokaller bize ait her zamanki gibi. Bu albüm öncekilerden daha funk ve R&B oldu. Ayrıca aramızdaki espri anlayışı da bu albümde daha hissedilebilir hale geldi. Tabi bu parçaların ciddiyetsiz olduğu anlamına gelmiyor. Ama bir göz kırpma her zaman var.

 

 

Streaming güçlendikçe 45'lik kültürünün yeni hali olan single'lar gücünü hissettirmeye başladı. Albüm yayınlanıncaya kadar geçen süreçte streaming servislerine gönderilen single'lar görüyoruz. Sizin çalışma mantığınız da bu şekilde. Streaming servislerinden mutlu musunuz? Single kültürünün yerleşmesi neleri beraberinde getiriyor?
Single kültürü, albüm anlayışının her ne kadar tam tersi olsa ve endüstri bu yöne döndüğünde uzun ve derli toplu albümler konu dışı kalsa da, insanlar tadımlık bir parçayla beraber bir grubu daha fazla merak edebiliyorlar. Tabi streaming ile beraber dinleme alışkanlıkları değişti, artık bir playlist kültürü var.

Grup üyeleri müzik yapmak dışında neleri ortak yapıyor? Ortak zevkleriniz neler? Hepinizin sevdiği gruplar, filmler var mı?
Sevdiğimiz gruplar büyük oranda aynı, onu da sağda solda çok anlattık. Size bunun haricini anlatalım: Star Wars izlemek! Yeni çıkan filmlerine mutlaka beraber gidiyoruz. Bunun haricinde birbirimizi trollemek, en güzel vakit geçirme yöntemidir. Deniz ve Tarkan vakit bulduklarında FIFA oynar, bir de Jared & Jerusha Hess komedisi bulduk mu kaçırmıyoruz. Başka da çevremizde sevenine pek rastlamadık zaten.

 


2014'teki The Ringo Jets albümünden beri boş geçirdiğiniz bir yıl yok. Her yıl bir şeyler üretip dinleyicinizle paylaşabilmişsiniz. Bu sürekliliği nasıl sağladınız?
Özel bir çaba yok, sadece sürekli şarkı ve riff çıkarıyoruz. Hatta yayınlanması, ürettiğimiz hıza yetişemiyor bile. Bize kalsa her yarım senede bir EP ya da albüm çıkarırız. Ama Türkiye şartları buna müsait değil. Size fazla üretiyormuşuz gibi geliyorsa ne güzel. Ama bizim aslında daha fazlasını yapasımız var.

Yurt dışından aldığınız tepkileri de merak ediyorum. Dinleyici tarafından "Türkiye'ye fazla" olarak adlandırılan bir grupsunuz. Geri dönüşler nasıl, yurt içi ve yurt dışında nasıl karşılanıyorsunuz?
Müziği sevdiğimiz için yapıyoruz. Hak ettiği gibi yapmaya çalıştığımız için de, bu müziği bilenler -ki evet genelde yurt dışında oluyor bu insanlar- tarafından güzel ve biraz da şaşkınlıkla karşılanıyoruz. "Siz gerçekten Türk müsünüz?" muhabbeti bitmiyor, bitemiyor. Burada, müziğin belli festival ve grupların tekelinden çıkmasını ve doğru düzgün müzik zevkine sahip insanların artmasını, köklenmesini biz de istiyoruz.

Bu makaleye ifade bırak