SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

HALEF DE SELEF DE KENDİSİ!

.

ABONE OL
Milliyet Haber

TOİ’nin başarısının ardından kendi deneyimsel yolculuğuyla kurduğu bir markaydı İsmet Saz’ın Steeve’si! 2018’de Kanyon’da açılan marka, pandemi öncesi Kuruçeşme TOİ’de açılarak, şık konseptli bir dönüşüme uğradı. Toi sonrası The Steeve nasıl mı oldu?

İsmet Saz’ı tanımıyorsanız mekan isimlerinden bakıp biraz egolu bulabilirsiniz. TOİ (Trust of İsmet) yani İsmet’e güven de olduğu gibi Steeve’de onun çok başarılı olduğu Amerika günlerindeki mutfak takım arkadaşlarının kendisine seslendiği isim. İddailı bir şef olmasının çok daha fazlasını vadediyor aslında Saz. Steeve’de de tabaktaki büyük bekletileri fazlasıyla göğüslemiş, üstüne bile çıkmış diyebilirim.

Kanyon, İntema zamanlarından restoranı deneyimleyenler için çok daha fazla şef dokunuşu hissettiğinizi söyleyebilirim. Her şeyden önce dekorasyondaki muazzam renkler ve Kuruçeşme’nin Boğaz manzarası, burayı Latin yemekleri yediğiniz bir ‘date’ mekanına dönüştürmüş. Tabii İsmet Şef’in imzası sadece tabaklarda yok... Aztek dövmelerini mekanın duvarlarında görebiliyorsunuz. Karnıbaharı sosladığı harika başlangıç, karides, levrek ceviche ve  guacamole gibi klasik Latin lezzetlerin yanı sıra şehirde iyi paella arayanlar için de tercih edilesi. Tatlı düşkünleri genzinizde harika bir acı his bırakan canoli ve churros yemeklerde harika bir final oluyor. İsmet Saz yemeklerini kendisi olmadığında da aynı dokunuşta çıkaran restoranın şefi Yiğit Alıcıoğlu’nu da dikkatli izlemeye başlamak gerek. İleride ismini daha fazla duyacağımıza eminim.

TOİ’yi kim kaybetti?

The Steeve’nin tek paradoksu yerine geldiği bir başka İsmet Saz restoranı TOİ! İster istemez hep TOİ ile mukayese ediyor insan olduğu yeri. Steeve sıkılmadan haftada iki gün gidilebilecek bir konseptken, TOİ üç ayda bir gidilen bir şef restoranıydı. Harika bir yemek deneyiminin ardından bile TOİ gibi bir restoranın artık olmaması İsmet Saz’ın değil İstanbul gastronomisinin kaybı gibi görünüyor. Neyse ki bazı günler TOİ’nin meşhur beef wellington’ı servis ediliyormuş.

FRIDAYS’İN DÖNÜŞÜ

40’larında olanların ya da yaklaşanların belki de en sevdiği buluşma noktalarından biriydi T.G.I Friday’s! İstanbul gece hayatının hızlı olduğu zamanlarda Nispetiye Caddesi’nde sosyalleşildiği, Anadolu Yakası’nda buluşma noktalarının vazgeçilmeziydi. Dallas’lı marka tekrarda yine Bağdat Caddesi’nde Türk müşterilerisiyle yeniden buluştu.

Birçok eski markada olan o ‘yeni hali’ değişimi Fridays’de yaşanmaması harika olmuş. 20 yıl önce yediğimiz lezzetler, reçete ve sunum olarak hiç değişmemiş. Markanın bana göre imzası olan Buffalo Wings’de tavuk kanatlarından burnumuza kadar bulaşan sosun hissi bile aynı. Menü ve mutfak danışmanlığınıysa usta şef Murat Bozok yapıyor. Marka katı olan menü konusunda yüzde 5 yerel lezzetler olarak alan da açmış. Önümüzdeki dönem markanın menüsüne Türk işi lezzetler de girecekmiş...

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Uygulamaları ‘engelsizleştiren’ Türkler
  2. Göcek’te sarı yaz
  3. HALEF DE SELEF DE KENDİSİ!
  4. ÖVGÜLERİN DE ÖTESİNDE!
  5. MUTFAKTA ‘SOSYAL’ ORTAKLIK
  6. SOFRALARA ‘CHALAYAN’ DOKUNUŞU
  7. Mitolojik sanat rüzgarı
  8. PANDEMİ VE RESTORANCILIK
  9. YARDIM İÇİN AKSİYONDALAR!
  10. İNSANOĞLUNUN BENCİLLİĞİ

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.