SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

BAŞKA BİR DÜNYA…

.

Milliyet Haber

Bu hafta yazımı size dünyanın bir ucundan, Royal Caribbean’a ait muhteşem bir gemide Karayipler’deki Cococay Adası’ndan kaleme alıyorum.

Fransa’nın St. Nazaire tersanelerinde yapılan 362 metre uzunluğundaki 3 bin misafir odasına sahip, çalışanlarıyla
10 bin kişilik küçük bir şehir kadar nüfusuyla yüzen ve günün 24 saati içinde hayat olan Symphony of the Seas isimli gemide seyahat ediyorum. Dilediğiniz her an önünüzde, resmen gözünüzün içine bakan bir ekiple...

Özellikle bu gemiyi seçmemdeki sebep, tabii ki sevgili İrfan Hürriyetoğlu’nun geminin genel müdürü olması... 1990’lı yıllarda onu bir gemi yolculuğunda tesadüfen tanımıştım. O zamanlar yiyecek-
içecek müdürüydü. Çabaları ve azmiyle kısa zamanda yükseldi, daha sonra birkaç defa değişik seyahatlerde bir araya geldik. Bir gün kendisine KKTC’de o sırada inşaatı devam etmekte olan Merit Royal Oteli’nin genel müdürlüğünü teklif ettim ve ailece Kıbrıs’ta yaşamaya ikna ettim. Üç yıl beraber çalıştıktan sonra okyanuslara dönmek istedi. Bugün dünyanın en büyük yolcu gemisi Symphony of the Seas’e kumanda ediyor ve beni hep gururlandırıyor.  

Symphony of the Seas

Odalara yani kamaralara gelelim... Hepsi neredeyse beş yıldız konforunda, tek fark manzaraları ve büyüklükleri, zaten hayat oda dışında geçiyor. Ana restoranların yanı sıra dokuz farklı konsepte
sahip restoran ve dokuz değişik bar mevcut. Tabii ki her yerde
farklı müzikler çalıyor.

Çocuklar da düşünülmüş, su kaydırağından her türlü bilgisayar oyunlarının oynandığı salonlara ve her yaş grubuna hitap eden sportif faaliyetlere kadar her şey mevcut.

İkinci akşam gittiğim şovu izledikten sonra düşündüm bu gemide ne yok diye, inanın cevap bulamadım.

Dünyadaki belli başlı mutfaklar veya tatların sergilendiği restoranlar arasında sayacaklarım şöyle: Sabor (Meksika), Izumi (Japon),
Johnny Rockets (Amerikan), Jamie’s Italian (İtalyan), Cafe Promenade (Dünya Mutfağı) ve Hooked Deniz Mahsülleri restoranı beni yemekleriyle en mutlu eden yerdi. Bir başka değişik restoran vardı ki isminin anlamından da çıkarabileceğiniz üzere şovu, animatörleri, çikolatalı tatlıları ve sürprizlerle Wonderland görülmeye değerdi.

Hooked’ın lezzetleri…

Size balığın binbir halini bulabileceğiniz restoranı Hooked’dan özellikle geniş bahsetmek isterim. Mekan, etkileyici deniz manzarası, okyanus dekorasyonu, kolları dövmeli garsonları, balıkçı kıyafetli personeli ve lezzetli menüsüyle mutlaka denenmeli. Seyahat boyunca en çok tercih ettiğimiz restoran burası oldu. Başlangıçlarda gelen levrek seviçe, yağ-limon sosu dışında mısır taneleri ve soyulmuş nohut parçacıklarıyla sunulduğundan, son derece değişikti. Bu üç malzeme, enteresan bir şekilde birbirini tamamlamıştı.

Miami açıklarından çıkan ve yumuşak eti nedeniyle tercih edilen bir yengeç türü üzerine konan remoulade sos (mayoneze hardal katılarak yapılan bir sos) enfesti. Şef Reid Ronell Ricardo’nun imza yemeği olan tartar soslu yengeçli kek de ayrıca denenmeli.
Bunlar dışında imkanlar ölçüsünde bulunabilen istiridye ve balık
çorbası da mevcut.

Ana yemeklere gelince ızgara Alaska somonu üzerinde şefin açıklamadığı bir formülle yaptığı hafif baharatlı bir sos vardı ki cidden şahaneydi. Marinasyon da çok iyi yapılmıştı, kalın bir parça olmasına rağmen, çok iyi pişirilmişti. Sevenler için Brüksel usulü midye buğulama da mevcut. 

İlgi gören tatlar

İlk gece bu restorana gittiğimde etrafımdaki birçok masa tarafından tercih edilen büyük bir kayık tabak içinde gelen yengeç, midye, ıstakoz ve halibut balıklarının kızartılmasıyla olmuş lezzet son derece ilgi görüyordu. Bu tabak bana yıllar önce Güneydoğu illerimizden Batman’da yaşadığım bir anımı hatırlattı..

Bir iş dolayısıyla yolum Batman’a düştü, bir dostumla kaliteli bir esnaf lokantasına gittik. Arkadaşım garsona, “Bize iki tane vali tabağı getir, kallavi olsun” dedi. Sonradan öğrendim ki bu yemek, şehre gelen hatırlı yabancılara ikram edilirmiş. Aynen bu deniz mahsullü tabağın et versiyonu geldi her ikimizin de önüne...

Tatlılara gelince, çikolatalı brownie ve Hindistan cevizli kremalı pasta tadılabilir.

Gurur verdiler

Gemide beni en çok iki kişi etkiledi: Biri başta da bahsettiğim İrfan, diğeri ise Özel Restoranlardan Sorumlu Maitre d’hotel Güven Vaydoğan. Bu iki gencin böyle uzak denizlerdeki başarıları, turizm sektörü ve Türk misafirperverliği adına göğsümü kabartıyor. Daha böyle nice gençlerimizin başarılarını duymak dileğiyle, sıcak denizlerden İstanbul’un soğuk havasına dönüyorum.

Yolculuğun en keyifli olanı gemi seyahati desem belki tartışılır ancak en rahat yolculuk şekli denebilir. Valiz açıp kapamamak ve her şeyi oradan oraya taşımamak büyük lüks! Bir defa gemi seyahati yaparsanız, vazgeçemezsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ VE COVID-19…
  2. KORONAVİRÜS ÜZERİNE…
  3. URLA’DA ET YENİR Mİ?
  4. BOĞAZ’IN GÜZELLİKLERİ VE YENİ PROJELER…
  5. SWISSOTEL BÜYÜK EFES’TE SANAT VE GASTRONOMİ…
  6. CİHANGİR VE YENİ MEKANLARI…
  7. BAŞKA BİR DÜNYA…
  8. VADİSTANBUL VE RALPH`S…
  9. İstanbul’un hamburger adresleri…
  10. ANTALYA VE FUARCILIK…

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.