İTALYAN’IN ÖNCÜSÜ: GREY VADİ

18 Eylül 2020

İstanbul bir metropol halini alınca, son 10-15 yıl içinde her sokağı her köşesi gastronomik açıdan kıymetli hale geldi ve hazinelerle doldu. En son hayatımıza giren yerleşim yerlerinden Vadi İstanbul ise birçok kaliteli mekanla, her bütçeye uygun kafe ve restoranları bünyesinde barındırıyor. Özellikle Galatasaray Kulübü’nün stadı olan Türk Telekom Stadı’na yakınlığı düşünülürse, her kesime ve her yaşa hitap etme gerekliliği var diyebiliriz. Umarım içinde bulunduğumuz bu sosyal mesafe ve azami dikkat gerektiren günler bitince, her yer gibi tüm bu mekanlar da eski canlılığına kavuşur.

Yeşil dolu atmosfer

Bu yazımda sizi son zamanlarda Vadistanbul’da bir şube açan Nişantaşı’nın en sevilen mekanlarından Grey Vadi’ye götürmek istiyorum. Mekandaki en önemli unsur tabii ki İstanbul’da yeşil kalan son ormanlardan birini seyrederek yemek yiyebilmeniz, restoranı dizayn ederken yeşil ve tonlarını çok etkili bir biçimde kullanmışlar. Bahçenin peyzajını yapan ekibi ve Jupiter Group Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Topal’ı kutlamak gerek.
Mekan üç bölümden oluşuyor. Her biri birbirinden farklı, dış bahçe, iç bahçe ve çok beğendiğim fine dining yemek salonu. Özellikle duvarlardaki objeler, tablolar ve dekoratif masalar birbirini tamamlıyor.
Oturur oturmaz gelen iştah açıcılarla esmer ince grissiniler ve fırından yeni çıkmış ekmeklerle sakın karnınızı doyurmayın, zira tadılacak çok şey var.

Başarılı yemek ve yönetim

Yazının devamı...

İSTANBUL MEKANLARI

11 Eylül 2020

Çocukluğumun geçtiği Kadıköy’de 1955’li yıllarda restoran sayısı çok azdı. Önce Moda Deniz Kulübü, daha sonraları Lozan Kulüp, Koço ve Yanyalı Fehmi Lokantası, ilk aklıma gelenlerden... O senelerde Kadıköy’de gezmek eğlenmek için en eski semtlerden Kalamış’a Todori’ye, Fenerbahçe’ye, İstanbul Yelken Kulübü’ne gidilirdi.

Şimdilerde Kadıköy balık pazarı ve civarında eser miktarda balıkçı, bol miktarda lokanta mevcut. Bugün size bir Avrupa, iki de Anadolu Yakası’ndan üç mekanı yazmak istiyorum.

Nazlı Şef’in başarısı

İstanbul’un üretim, depolama ve dağıtım ünitelerini bir araya toplayan Tütsü by Düvee, 4 bin dekarlık arazide, hem hayvan yemi hem de inek yetiştiriyor. Etler, Beşiktaş’ta, içinde bir lokanta da bulunan tesise getiriliyor.

Aslında burası son derece zevkli, amacına uygun bir et lokantası; ocaklar, fırınlar, ev yapımı domates konserveleri ve et pişirmeyi özendiren bir dekorasyona sahip... En önemlisi de her şey gözünüzün önünde ‘sıfır ziyan’ politikasıyla yapılıyor.

Yüksek gastronomi tahsilli şef Nazlı Türker’in yönetimindeki mekanda, etler mekanın adı gibi ateşe temas ettirmeden pişiriliyor. Et konusunda özel eğitim alan, tüm pişirme aparatlarını imal eden ve yeme formülleriyle satış teknikleri yaratan tesisin ve lokantanın sahibi Erol Can Obdan ile sanatçı kimliğiyle tanıdığımız ünlü aktör Mehmet Aslantuğ’u tebrik ediyorum. İddialı bir yemek yemenin mümkün olduğunun kanıtı gibiler...

Yazının devamı...

YEŞİL BURSA’DAN ÜÇ YENİ MEKAN

4 Eylül 2020

Bursa, çocukluğumun bayram gezmesi destinasyonu idi. Şeker ve Kurban Bayramları’nda birkaç aile bir araya gelir, arabalı vapurla saatlerce beklenerek Kartal’dan Yalova’ya geçilir, oradan iki saatte Bursa’ya gidilirdi, adres hiç değişmezdi: Çekirge Beceren Otel.
O zamana göre iptidai bulduğum kaplıcaya gitmediğim, termal suyla dolu havuza girmediğim için o günler bana azap olurdu. Tek sevdiğim Uludağ’a çıkarken pişirip yediğimiz etler ve dağ sefasıydı. Yıllar sonra Bursa’ya değil; Uludağ’a gittiğimdeyse gördüğüm bir otel kalabalığıydı. Ciddi bir kış turizmi bu bölgede artık mevcuttu, en büyük şansı ise yeni yapılan yollar, köprüler, sıklaşan kaliteli ve süratli feribotlar...
Bir hafta sonu gittiğim Bursa’da beğendiğim birkaç mekanı sizinle paylaşmak istedim. İşte İskender kebabı, pideli köftesi, ‘cantık’ ismiyle anılan mini kır pidesi, bir ekmek çeşidi diyebileceğim cevizli lokumu, şeftalisi ve kestanesiyle ünlü Yeşil Bursa’nın sektörde yeni ama emin adımlarla ilerleyen üç mekanı...

Uludağ Yamaç

Bursa’nın yıldızı parlayan bölgelerinden Doburca, yeşilliği, havası, villa tipi evleri, Uludağ ve şehir manzarasıyla insanı kucaklıyor. Küçük Uludağ diyebileceğim bu bölgede, yeni normalleşme süreciyle birlikte açılan Uludağ Yamaç Et Mangal, Gemlik’ten gelen zeytin ve Uludağ’dan toplanan bal ile oluşturulan lezzetli ve bir o kadar da çeşitli kahvaltısıyla cezbediyor. Ayrıca damak şenlendiren hamburgerini ve ev yapımı limonatasını da tavsiye ederim.
70 kişi kapasiteli mekan, her ne kadar adını işletmeci Güldoğan çiftinin oğulları Yamaç’tan alsa da, ismi gibi yamaçta ve kiraz ağaçlarıyla dolu bir bahçe içerisinde... Henüz çok yeni olmasına rağmen, özellikle arı gibi çalışan ekibi ve şirket yemeklerinin yanı sıra neşeli etkinliklere de ev sahipliği yapan Uludağ Yamaç’ın işletmecileri Seda-Volkan Güldoğan çiftini tebrik ediyorum.
Bu ferah ve etkileyici mekanda akşamları Bursa’nın ışıltılı manzarasını izleyerek, kahvenizi içmenizi öneririm.

Yazının devamı...

MODA KAYIKHANE’DEN YEPYENİ İKİ MEKAN…

28 Ağustos 2020

Çocukluğumun ve gençliğimin ilk bölümünün geçtiği Moda ile ilgili yazı yazmak, benim için hep keyifli olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda üyesi olduğum Moda Deniz Kulübü’nde Moda yaşam kültürüyle ilgili verdiğim konferanstaki heyecanımı hiç unutamıyorum. Moda semti, tarihi boyunca kültürün, sanatın, şıklığın ve İstanbullular’la kucak kucağa olmanın çok değişik bir ruhunu yaşamıştır.

Kadıköy’de Rıza Paşa Sokağı’nda oturduğumuz apartmanımızın sahibi Sobacı Onnik idi. Bakkalımız Foti bugün gibi gözümün önündedir. Evimizde bir tesisat arızası olduğu zaman, evinin kapısının altından adres attığımız neşeli karakter Artin’i inanın ki unutamıyorum...
Önce Moda İlkokulu, arkasından Saint Joseph, Moda ile ilişkilerimin devamıdır. Bunları sizinle paylaşmamın sebebi annemin ve babamın yanında Moda Deniz Kulübü’ne gidene kadarki günlerimi anlatmaktı.
O dönemde bölgenin iki tane sosyal merkezi vardı: Moda Deniz Kulübü ve Lozan Kulübü... Sosyal toplantılar genellikle buralarda yapılırdı. Bu iki kulübün en önemli vasfı, her hafta bilim, sanat ve devlet insanlarıyla konferanslar düzenlemeleriydi. Kayıkhane’yle ilgili kısma geçmeden önce, Moda’nın belli başlı önemli karakterlerinden de birkaç satırla bahsedeceğim.
İskelenin yanı başındaki Koço, Alman Misafirhanesi, Moda Çocuk Parkı ve çay bahçesi, sandal kiralayan adını hatırlayamadığım Malatyalı esmer ve iri yarı ‘ağabey’ hep hafızalarda kalan yerler ve simalardır.
Zaman içinde Moda Deniz Kulübü’nün eski binası (şimdiki Kayıkhane) yetersiz kalınca, kulüp inşa ettirdiği daha büyük ve daha organize bir tesise geçti. Kulübün eski binası da anılarıyla, hatıralarıyla ve de büyük Atatürk’ün ziyaretleriyle tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı.
Bugün bu binanın yiyecek-içecek ve de eğlence sektörüne hizmet veriyor olması beni mutlu etmektedir.

Gardens of Garbo

Yazının devamı...

BALIKÇI HAKAN’DA KALKAN ZİYAFETİ…

21 Ağustos 2020

Arnavutköy, balık lokantalarının, kaliteli eğlencenin, içkili ve içkisiz türde başta balık olmak üzere her tarz yiyecek ve içeceğin bulunabileceği tarihi semtlerimizden biridir. Buradaki mekanların misafirleri, genellikle yıllardır aynı adreslere giden müdavimler ve yazları da ilaveten turistlerdir. Söylenen odur ki, burada yetişmiş, yıllanmış bir servis personeli yer değiştirince, misafirlerin bir kısmı da onunla beraber tebdili mekan ediyor. Bu restoranların içinde bir tanesi var ki, kapısı ara sokakta olmasına rağmen, salonun manzarası diğerleriyle aynı, yani denize nazır: Balıkçı Hakan...Fakat bir fark var gördüğüm kadarıyla, o da müdavimler. İki defa gittim, ikisinde de şef masası tipli bölümde aynı insanlar oturmuş kalkan yiyorlardı. Zaten Hakan’a gittiğinizde mezelerle birlikte kalkanınızı sipariş ediyorsunuz ve balığınız en az bir saat sonra geliyor. 

Mezeler...

Şimdi gelelim Hakan’ın beğendiğim mezelerine, masaya oturur oturmaz mini bir kasede değişik bir sosla gelen balık çorbası çok hoş bir tat. İşletmeci Soner Solak’ın annesinden öğrendiği mısır ekmeğiyle salkım domatesten yapılan domates salatası, mutlaka yenenlerden oluyor. Bunlar geldikten sonra klasiklere geçiyoruz. Bunlar içinde şefin torik lakerdasını, Yunan usulü Girit ezmeyi, kıvamında közlenmiş patlıcanı, Ege usulü favayı bir de yerli uskumru pilakiyi denedim. Her gittiğinizde bulamayabilirsiniz ama bulursanız cibes ve farklı sosunu kesinlikle denemelisiniz.

Ara sıcaklar...

Son zamanlarda balık menüsüne giren ancak ismi çok doğru olmayan bir tat iskorpit balığından kokoreç de vardı. Balığın kokoreçi olmaz, bu isim bağırsak için kullanılır ancak nedense bütün balıkçılar bu tabiri kullanır oldu. Fener balığından yapılan kavurma nefisti. Mehmet Yaşin üstadımın söylediği gibi damak çatlatan cinsteydi. Bir klasik olarak sapsarı kesiminden anlayacağınız üzere yerli kalamar ve ayrılmaz taratoru ile en son da levrek balığından yapılan balık köftesi denenebilir.

Kalkan şart!

Yazının devamı...

KIBRIS’IN ÖNE ÇIKANI: FORA BALIK

14 Ağustos 2020

Uzun bir aradan sonra İstanbul Havaalanı’ndan Kıbrıs Ercan Havaalanı’na uçmak çok farklı bir duygu ve heyecandı. Gördüm ki bu konuda melekelerimiz azalmış, hatta kaybolmuş. Peki ne gelmiş yerine; endişe, korku ve bol heyecan...
Yeni tedbirlere uyanlar, İstanbul’da çoğunlukta idi. Uçakta devam eden anonslar tedirgin etmiyor değildi insanı... Ercan’a indiğimde sıcaklık 40 derecenin üzerindeydi desem yalan söylemiş olmam fakat hem KKTC Hükümeti yetkilileri hem de Sağlık Bakanlığı teşkilatı çok iyi organize olmuşlar. Aynı anda birden fazla uçağın gelmesi halinde, misafirlerin güneş altında kalmamaları için gerekli tedbirler alınmış. Onar onar bekleme salonuna alınıyorsunuz. PCR testi için önce uzmanlara yöneliyorsunuz ve onlar gerekli kontrolleri sağlıyorlar. Dikkat ve itinayla gereken örnekleri alıyorlar. Sonuç da en geç sekiz saat içinde cep telefonunuza geliyor.
Tatilimin büyük bir kısmını Merit Otelleri’nde geçirdim. Hepsinde birbirinden daha hassas ve dikkatli koronavirüs gözlemcileri var. Maske kullanımı ve sosyal mesafe kuralına hassasiyetle uyuyorlar. Hijyen konusunda da konukları zarifçe uyarıyorlar.

Merit Park’ta akşam

Bu arada uzun zamandır Merit Park Otel’e gidemiyordum. Genel Müdür Mehmet Yücel’in kazandırdığı Fora Balık lokantasını hâlâ deneyimlememiştim. Bayram vesilesiyle çok dolu olmasına rağmen, bir akşam gidip bu tatlarla buluşma imkanını yakaladım. Öncelikle atmosfer muazzam, kayalıklarla kaplı bir arazi üzerine yapılan iskelede adeta Akdeniz’le iç içe yemek yiyorsunuz. Tabii ki gün batımı, muhteşem ötesi...

Boğaz tadında Girne mutfağı

Başlangıçlarda kavun, beyaz peynir, ceviz ve Kıbrıs’ın olmazsa olmazı çakıstes geliyor. Soğuk mezeler; közlenmiş soyulmuş patlıcan, tabule, Girit plaki, Tarabya’daki gibi güzel bir lakerda, portakallı kereviz, Kıbrıs favası, kaya koruğu ve de olağanüstü başarılı bir levrek ceviche tatma şansı buldum.

Yazının devamı...

DOLU DİZGİN BODRUM...

31 Temmuz 2020

Bodrum’da yolcu limanının karşısında açılan yeni bir restoran var: Havandan. Geniş bir menü yok, her şey minimal ve rafine düşünülmüş. Kaliteli, sağlıklı ve modern bir mekan oluşturmuş Ekin Çağlar. Mekanın müdürü ise yıllarını yiyecek-içecek sektörüne vermiş, sempatik kişiliğiyle Fatih Aydın. Tadıp çok beğendiğim buğdaylı pancar, nohutlu ve buğdaylı semizotu kavurma ile bademli taze fasulye denenmeli. Bir gidişimde yaprak köfteyi bir gidişimde de vişneli yaprak sarmasını denedim. Bir dahaki sefere ya kaburga burgeri ya da çökertme kebabını deneyeceğim. Son olarak organik için de şef Ozan Özkaya’yı kutluyorum. Son derece farklı ve hoş bir mekan yaratıp, lezzetli bir menü oluşturmuşlar.

Bozukbağ’da sabah...

Tayfun Topal, yiyecek-içecek sektörüne köşe yazarı, restoran sahibi ve gurme olarak kendini kabul ettirmiş, çok sevdiğim bir dostumdur. Bu sene yine bir sabah kendimi Bozukbağ’da buldum. Geçtiğimiz yıl ettiğim kahvaltının tadı damağımdaydı, özellikle de Tayfun’un elleriyle yaptığı menemenin... Bu sefer en çok dikkatimi çeken unsur satmaya başladıkları reçeller, yağlar ve diğer ürünler oldu. Temennim, bu güzel ürünleri cumartesi kahvaltılarımın adresi olan Nezih’te de bulmak. Bodrum’da kaliteli kahvaltının adresi kesinlikle Bozukbağ...
Bu çok kalabalık mekanı bir orkestra şefi gibi yöneten grubun mutfak koordinatörü Şef Asım Yıldız ve ekibine de ayrıca teşekkürler.

Turgutreis zenginleşmiş

Yıllar önce tanımıştım Nihat Güzeldar’ı, o zamanlarda İstanbul’da bir et lokantasının müdürüydü. Yöneticiliğine ve dikkatine hayran kalmıştım. Sonra Etiler’de bir mekan açtı ve yıllar içinde ortağı Erkan Yavaşer ile soluğu Bodrum’da aldılar. Bin 100 metrekarelik bir restoranın danışmanı oldu. Asıl ihtisas konusu et olsa da Turgutreis Marina’da bulunan 71 derece ve Lokanta Ziya’yı geniş vizyonu, deneyimi ve dünya görüşüyle çok kapsamlı bir tesis haline getirdi. Tesislerde bir tabildot bir de plaj konseptli restoran ilave edildi. Bu mekanlardaki en enteresan detaylardan biri de moda tatlardan sokak lezzetlerinin ciddi bir uzman kadroyla modernleştirilip, misafirlere sunulması olmuş. Bunlar arasında ev yapımı sosis, İzmir’den gelen kokoreç, şefin pişirdiği kişiye özel etlerle yapılan kebap ve hamburgerler mevcut.
Diğer bir detay da Bodrum’da çok iyi tanınan Samsunlu pide ustası Nuri Bey’in artık 71 derece’de kapalı ve açık pide sunumları yapıyor olması... Bu kaçırılmaması gereken detayı da sizlere verdiğime göre, artık bu yazın tadını Turgutreis’te de çıkarabiliriz demektir.

Yazının devamı...