Teknolojinin bizi içine tıktığı hapishanenin metrekaresi gittikçe küçülüyor. Müjdeler olsun, hayatlarımızı kuşatan WhatsApp’a eklenen yeni özellik sayesinde arkadaşlarımızla ‘konumumuzu anlık olarak’ paylaşabilecekmişiz. Daha anlaşılır söylersek, yazıştığımız insanlar bizim o an nerede olduğumuzu harita üzerinden görebilecekler.

Hayatı nasıl daha sıkıcı, daha sürprizsiz hale getirebiliriz diye düşünüp, bu uğurda hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyorlar anladığım kadarıyla. Dinozor gibi konuşmak istemiyorum ama telefon çaldığında arayanın kim olduğunu bilmemenin, duyduğun sesi tanımaya çalışmanın bile bir tadı vardı, unuttuk gitti. Birini beklemenin, kapının çalacağı anı önceden gelen mesajla öğrenmemenin hoş bir tarafı vardı, geçmişte kaldı.

“Aşkım şu an nerdesin?”in de devri böylece kapanıyor demek ki.

“Merak etmeyin, isterseniz o özelliği kapatabilirsiniz” gibi bir ibare de var haberde. Tabii, böylece ilişkilere mavi tık ve son çevrimiçi görülme saati krizlerinin yanına bir de “Konumun neden kapalı? Seni neden göremiyorum?” eklensin.

Bilmeyen şanslılar için; mavi tık mesajınızın karşıdaki kişi tarafından okunduğunu gösteriyor, siz “Üç buçuk dakika oldu okuyalı, neden hâlâ cevap vermedin?” diye, son çevrimiçi görüldüğü saate bakarak “Benle değilse kiminle yazışıyordun?” diye, bu özellikler toptan devre dışı bırakılırsa da “Bilmemi istemediğine göre sakladığın bir şeyler var” diye arıza çıkarabiliyorsunuz.

Sonra da merak edelim çağımızda ilişkiler neden yürümüyor diye. Birbirini anbean takip edebildiğin, attığın adımın hesabını yazılı, sözlü ve görüntülü olarak verdiğin ilişki nasıl yürüsün?

Gümüşsuyu’nun modern meyhanesi

Gümüşsuyu, bir şekilde Beyoğlu’nun tam kıyısında ama hengamesinin dışında, kendine özgü bir bölgeydi hep. Bir iki şık restoranıyla gece dışarı çıkmak isteyenlerin ilk durağıydı, oradan istersen bir yerlerde geceyi uzatabilirdin. Ama Beyoğlu’nun o ‘hengame’si de kalmayınca, Gümüşsuyu da iyice sakinledi.

Yeni açılan modern meyhane Râna o yüzden sevindirdi beni. Bir parça hareket getireceği için. İstanbul’un en güzel manzaralarından birine nazır, Topaz’ın yerine, yine Yücel-Gülin Özalp çifti tarafından açıldı Râna. Colonie ve Escale gibi mekanlara imza atan, en son Pandeli’ye de ortak olan ikili, dekorasyonuyla, müziğiyle ve mezeleriyle eski İstanbul meyhanesi duygusu veren, tatlı bir meyhane yaratmış.

BİR ANLIK KONUMUMUZ EKSİKTİ

Zeytinyağlı ıspanak kökü, paşa mezesi ve fesleğen soslu Girit ezmesi gibi soğuklarla başlayıp Girit kabak mücver, otlu peynirli muska böreği, otlu ahtapot kavurması gibi sıcaklarla devam eden, balık ve et çeşitleriyle sona eren zengin bir menüsü var. Lezzetlerine de diyecek yok. Beni açılış gecesi en çok müzik etkiledi fakat. Yıllar önce Araf’ta çalan, arada ne hikmetse hiç canlı izleme fırsatı bulamadığım için kendime hayret ettiğim Cümbüş Cemaat, İstanbul’un üç dili arasında yolculuk yapan şahane şarkılar söylediler. Eski Beyoğlu’nu alıp, o dört duvar arasında yeniden canlandırdılar. Umarım Râna sahnesinde de daha sık görme imkanı buluruz kendilerini.