BİR GURUR VE HEYECAN ÖYKÜSÜ

Doğal olarak hep beraber seçim iklimine kitlendik, hayatımız Twitter’da konuyu takiple geçiyor. Gözümüzden kaçmaması gereken güzel şeyler oluyor oysa. Mesela 10 Haziran, Türkiye tiyatrosu adına kutlu bir akşamdı, çünkü Murat Daltaban’ın yönettiği ‘Rhinoceros/Gergedanlar’, İskoçya’nın tiyatro ödülleri CATS (Critics Awards For Theatre in Scotland 2018)’de dört ödül birden kazandı. Aralarında ‘En İyi Oyun’ ve ‘En İyi Yönetmen’ ödülleri de var. Önce hikayenin başına dönelim... İstanbul’dan filizlenen genç tiyatro hareketinin öncülerinden DOT’un kurucuları Murat ve Özlem Daltaban, yıllardır dünya tiyatrosunun kalbinin attığı Edinburgh Festivali’ne gider. Öncelikle oyun izlemeye tabii, ama orada kurdukları dostluklar onları Edinburgh’u ikinci adres olarak belirlemeye ve tiyatronun bir ayağını oraya atmaya yöneltir. İki şehir arasında köprü olmaya demek daha doğru. Bir tiyatro köprüsü.

BİR GURUR VE HEYECAN ÖYKÜSÜ

‘Türk seyirci görebilecek mi?’

Oyunlarını sahneledikleri yazarlardan Zinnie Harris’i bu sene hem kendi eseri ‘Şafakta Buluş Benimle’yi izlemek hem de DOT izleyicileriyle söyleşmek için İstanbul’da gördük mesela. Ama bu sırada daha heyecan verici gelişmeler olmaktaydı. DOT Edinburgh’da bir ofis açma ve daha da önemlisi bir ortak yapıma imza atma noktasına gelmekteydi. Hem de kendileri tırmalayarak değil, oradan gelen teklifl e. Şöyle ki; Zinnie Harris ile Royal Lyceum Theatre’ın sanat yönetmeni David Graig, Murat Daltaban’a Harris’in bir Ionesco oyunu olan ‘Rhinoceros’tan yaptığı uyarlamayı Edinburgh Festivali için sahnelemesini öneriyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası faşizmin bireyler üzerindeki etkileri hakkında bir eser ve ne hikmetse bugün de dünyanın haline ‘cuk’ oturmakta.

“Yetişir mi yetişmez mi, dokuz ay kala festival kabul eder mi?” derken, Edinburgh’un sanat yönetmeni tarafından da parlak bir proje olarak görülünce ‘Rhinoceros’un sahne macerası başladı. İçinde iki Türk oyuncunun yer aldığı, müziklerini Oğuz Kaplangı’nın yaptığı oyun, bir Lyceum Theatre, Edinburgh International Festival ve DOT ortak yapımı olarak geçen yıl festivalde perdelerini açtı, yankılarını buradan duyduk. O kadar ilgi gördü ki, Lyceum’un sezon programında da yer aldı. Bu bile bir yabancı yönetmenin sahnelediği oyun için alışıldık bir şey değil. Orada da kapalı gişe oynadı, The Guardian’ın ‘Haftanın En İyi Beş Oyunu’ listesinde yer aldı, çok sayıda beş yıldızlı eleştiriye layık görüldü. En sonunda da CATS ödüllerine yedi dalda aday oldu.

BİR GURUR VE HEYECAN ÖYKÜSÜ

Buraya kadar hâlâ yer yerinden oynamadı, sosyal medyada TT olmadı. Bari diyorum Murat Daltaban sahneye çıkıp ‘En İyi Yönetmen’ ve ‘En İyi Oyun’, Oğuz Kaplangı ‘En İyi Müzik’ ve ‘Ses Tasarımı’ ödüllerini almışken hakkını vererek gururlanamaz mıyız? (Bu arada ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülü de aynı oyunla Robert Jack’in oldu) DOT’u bize yaşattığı gurur ve heyecan için kutlarken bir de sorum var: Bu oyunu Türkiyeli seyircinin görme şansı olmayacak mı? Murat Daltaban Habertürk’te Ekin Türkantos ile yaptığı söyleşide, dolardaki artışın bunu imkansız hale getirdiğini söyledi. Ben de diyorum ki, bunu mümkün kılacak birileri mutlaka vardır, öyle değil mi?