Redd grubu, bizim için çok kıymetli, kendileri için bir yabancı olan Tülay Bediz’in, Tülay Abla’mızın 75’inci doğum gününü bir şenliğe çevirdi...

Redd grubunu hep sevdim, ana fikri en baştan söyleyeyim. Çok güzel sözler, çok sağlam şarkılar yazdıkları için öncelikle. Sonra, insanların kendilerine dokunmayanın bin yaşamasından yana olduğu bir dönemde, tutup sahneye Ahmet Şık ve Nedim Şener maketiyle çıkabildikleri, ajitasyona kaçmadan, son derece aklı başında mesajlar verdikleri için. En son da, bizim için çok kıymetli, kendileri için bir yabancı olan Tülay Bediz’in, Tülay Abla’mızın 75’inci doğum gününü bir şenliğe çevirdikleri için.


Bundan güzel masal mı olur

Olayı baştan anlatmalıyım tabii. Tülay Abla, Redd grubunu Çağan Irmak’ın ‘Prensesin Uykusu’ filminde keşfedip çok sevmişti. Hatırlarsanız, orada sonsuz görünen bir uykuya yatmış çocuğun en sevdiği gruptu Redd ve filmin kahramanı Aziz onları bulup hastaneye getirmek gibi bir hayalin peşine düşmüş, sonunda da başarılı olmuştu.


Bizde de olaylar benzeri şekilde gelişti ama çok şükür mekanımız hastane değil, Asmalımescit’teki Off Pera’ydı. Geçen hafta salı günü Tülay Abla’nın doğum günü için 9 Ece Aksoy’da toplaştık. Bir yandan yan sokaktaki Off Pera’da hummalı faaliyet sürüyor, Redd grubu barın kapısında vereceği mini konsere hazırlanıyordu. Barın sahiplerinden Ferah Aydın’ın aylardır hayal ettiği süpriz az sonra gerçek olacaktı. Saat 10.00’da sokaktan hafif hafif melodiler yükselmeye başladı, biz de çaktırmadan o tarafa yöneldik.


Doğan Duru ‘Prensesin Uykusuyum’un sözlerine girdi, Tülay Abla bir yıl önce konserine gidip uzaktan görebildiği Redd grubunu karşısında buldu ve bence zaman durdu. Orada bulunan herkes için unutulmaz bir andı. Şarkı bittiğinde “Sizin için buradayız” dediler, “Size şarkılar söyleyeceğiz.” ‘Nefes Bile Almadan’ geldi sonra, ‘Mutlu Olmak İçin’...


Tülay Abla mutlu, hiçbir karşılık beklemeden, sırf kendilerini seven bir kadını mutlu etmek için orada bulunan Redd üyeleri mutlu, böyle bir geceye tanıklık edenler mutlu... Hümeyra ile Tülay Abla’nın dansını gördük dünya gözüyle, daha ne isteriz?


Eve gider gitmez Redd’in yeni albümünü koydum CD çalara... ‘Hayat Kaçık Bir Uykudur’ diyorlardı, haklıydılar. Şebnem Ferah’la düet yaptıkları ‘Sevmeden Geçer Zaman’ başta olmak üzere, 13 sağlam parça daha, Redd’den. Ama benim kafamda hâlâ ‘Prensesin Uykusuyum”un sözleri dönüyor. “Bana gelince hayat neden masalsız?” diye soran grup o gece bir masal yarattı çünkü, başka nasıl olur ki masal?

Tekand’dan nefes kesen bir performans

İstanbul Tiyatro Festivali’nin takipçisiyseniz, zaten farkındasınızdır, değilseniz, dikkatinizi çekmek isterim ki, bugün yeni bir Şahika Tekand oyunu izleme şansına sahibiz. Bugün, yarın ve öbür gün. Tekand, Beckett’in ‘Oyun’unu İstanbul Şehir Tiyatroları’nda yönetiyor ve oyun üç gün Habiye Muhsin Ertuğrul’da sahneleniyor.


Bundan güzel masal mı olur

Beckett’in başlarına kadar küle gömülü iki kadın bir erkek arasındaki aşk üçgenini anlattığı oyunun Tekand versiyonunda ışıkları manuel olarak yönetenlerle birlikte 17 kişilik oyuncu kadrosu var. Işığı yönetenden ne kastedildiğini, Tekand’ın geliştirdiği performatif oyunculuk yöntemine aşina olanlar bilecektir. Diğerleri için de unutulmaz bir deneyim olacağını söyleyebilirim. Çünkü oyunun kendi zorlukları yetmiyor Şahika Tekand’a, o oyuncudan aynı zamanda ‘şimdiki zamanda oynanan oyunda’ ışığın vereceği önceden kestirilemeyen komutlara da uymasını bekliyor.
Böylelikle, “Küçük dünyalarına sıkışmış günümüz kentsoylu insanının, son özgürlük alanlarını da, giderek hareketsizleştirilerek ve aynılaştırılarak kaybettiği zorlu var olma ve kendini ifade etme mücadelesi” diye tanımlanan oyun, nefes kesen, baş döndüren bir performansa dönüşüyor. Kaçırmayın, derim.