Çağan Irmak’ın “Issız Adam” filminin setine yaptığım ziyaret son derece enteresan oldu benim için. Çünkü bu aralar bizim kuşaktan üç kadın biraraya gelince ne konuşuyorsa, vardı orada.
Bir türlü oldurulamayan ilişkiler, sorumluluktan, bağlanmaktan, hatta her şeyin iyi gitmesinden bile deli gibi korkan erkekler ve yalnızlık... Derin ve büyük bir yalnızlık. Çağan Irmak’ın geniş perdede daha da vurgulamak istediği küçücük insanın koskocaman yalnızlığı... 

Ayrılık sahnesi
Çok hazin bir ayrılık sahnesiydi izlediğimiz. Hüngür hüngür ağlayıp haykırarak ağzına geleni söyleyen bir kız ve orada değilmiş gibi dikilip hiç tepki vermeyen bir adam. Belli ki tek isteği bu trajedinin bir an önce sona ermesi, kızın o evden sonsuza dek çıkıp gitmesi...
Ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edecek, eskort kızlardan, yüzeysel ilişkilerden mütevellit şahane hayatına. Bir an durup düşünmeden, mutlu olup olmadığını bile sormadan kendisine... Sevgisizlik kol geziyor, biz eğleniyoruz, hadi bakalım...

Değişen erkekler mi?
Çağan Irmak’la uzun uzun bu durumun nasıl da bu çağın derdi olduğundan konuşuyoruz, bu kuşağın devirle birlikte çok da değişmemiş iki temsilcisi olarak. Hâlâ o bu konuyu anlatacak bir film çekmek istiyor, ben de bunu yazmaya gerek duyuyorum çünkü...
Ben kendi tarafımdan bakarak “Bu devir bir tek erkekleri mi değiştirdi?” diye soruyorum... O, “Bunu senin yorumun olarak çok doğru kabul ediyorum.” diyor.
Aynı şeyi Melis Birkan’la tartışıyoruz az sonra. 20’li yaşlardan aklı başında bir genç kadın olarak o, erkekleri değiştirenin yine kadınlar olduğu kanatinde. 

Eski aşklar
“Eski aşklar yok çünkü kimse emek vermiyor, sabretmiyor, beklemiyor” diyor. “Kadınlarda gözlediğim bir şey var, hızlandı her şey. Olmadı mı, boşver, önemli olan sensin, yaşa hayatını gitsin. O olmadı mı, dön arkanı buna bak, aa o da sana bakıyor, ne kadar güzel. Bu da mı olmadı, öbürüne bak.”
O kadar tanıdık ki bu cümleler, hayatımdaki birçok yüz resmi geçit yapıyor Melis’i dinlerken. “Değer mi bu çabaya!” diyorlar, “Boşver, ne uğraşacaksın, o düşünsün” diyorlar, “Çivi çiviyi söker” diyorlar... Diyorlar da diyorlar. Aman üzülmeyelim, kırılmayalım, hayat su gibi aksın gitsin, bize değmesin.
Ve evet, ondan sonra da eski aşklar niye kalmadı diye düşünüyoruz hep beraber. Çünkü sıkıntılarla birlikte mutluluklar da, heyecanlar da o suda akıp gidiyor, bize değmeden. 

Denge bozuldu
Melis devam ediyor bir yandan: “Böyle davranarak erkekleri daha da tembelleştiriyoruz. Hangi kadın ona geliyorsa kabul ediyor, gelmeyene tamam diyor devam ediyor. Erkeğin doğasında uğraşmak vardır ya, bir şekilde peşinden koşmak, e koşturmadığınız zaman onların kimyasını bozuyorsunuz.”
Evet sanırım piyasa dengesini bozmuş durumdayız, arz fazlası yaratarak. “Hırsızın hiç mi suçu yok?” demek istiyorum tabii ama biz en azından kendimizi sorgulayarak başlayabiliriz işe.
Zaten “Filmin adı Issız Adam ama ben biliyorum ki buna gene kadınlar gidecek...” diyor Çağan Irmak.
Halbuki erkekler de gitse keşke değil mi?
Kahkahalarla geliyor yanıt: “Bunu senin dileğin olarak kabul ediyorum.”