Sahnede tek başına izlemeye alışığız onu. “Bir Delinin Hatıra Defteri”nde, “Can”da, “Bir Takım Azizlikler”de, “İnsanlarım”da... Yazar, çizer, sahneler, oynar... Gerçek ‘tek kişilik dev kadro’dur aslında. Nazım Hikmet’tir, Can Yücel’dir, Aziz Nesin’dir zaman zaman.
Şimdi de Marx olmuş gelmiş Genco Erkal. Arasız 1 saat 20 dakika boyunca tebessüm ettiriyor, güldürüyor, kahkahalara boğuyor ve düşündürüyor, düşündürüyor, düşündürüyor...
Ağzını açan herkesin ilk cümlesi ‘ekonomik kriz’ iken 150 yıllık mesafeden gelen bu bilge ses insana pek iyi geliyor. 

İşte size diyalektik
Oyunun asıl adı “Marx Döndü” ve tarih profesörü Howard Zinn 15 yıl önce yazmış bunu. Adından anlaşılacağı gibi Marx’ın ‘öte dünyadan’ bir buçuk saatliğine gelip dünya meselelerine göz atışını anlatıyor.
“Öldüm ama aslında ölmedim de... İşte size diyalektik” diye söze giriyor ve başlıyor seyirciyle keyifli bir sohbete.
“Marx bitti” diyenler için de, ama onun fikirlerini alıp belli kalıplara oturtmaya çalışan, onu ‘fosilleştirenler’ için de nahoş bir durum bu. Zira karşımızda “Ben Marxist değilim” diyen bir Marx var. Tabulaştırılmak istemeyen, kendisiyle de dalga geçmeyi bilen, tekrar tekrar “Her şeyden kuşku duyun” diye haykıran...

2008 krizine bakış
Bir de Genco Erkal yazardan izin alarak oyunu güncelleştirmiş. Basbayağı ‘bugüne’ dönüyor Marx ve Lehman Brothers’ın çöküşünden başlayarak bugünün dünyasına yöneltiyor o sivri ve muzip dilini.
Kapitalizm hakkında 150 yıl önce söylediklerinde nasıl haklı çıktığını anlatırken bir yandan, dostlarını, yol arkadaşlarını, ilişkilerini, karısı Jenny’yi, gözbebeği kızı Eleanor’u, onlarla yaşadığı çatışmaları da ihmal etmiyor.
Bir an bile sıkıcı olmadan, dikkatin dağılmasına izin vermeden... Ve cidden çok güldürerek. Genco Erkal’ın söylediği gibi tam bir ‘devrimci stand up’ bu. 41 yıllık Dostlar Tiyatrosu hop oturup hop kalkıyor, nasıl coşkulu bir seyirci ve tek bir koltuk bile boş değil...
Tiyatroda politik olmanın, bir söz söylemek istemenin sıkıcılık anlamına geldiğine inanıyorsanız, işte size önyargılarınızı kıracak bir oyun.
Karl Marx deyince aklınıza tarih öncesi çağlardan kalma bir ak sakallı masalcı dede geliyorsa hele, sakın kaçırmayın!


Çağan Irmak’tan yeni film
Devrimci stand up“Issız Adam” modelleri günden güne çeşitlenir, “Issız Kadın”lar “Anlamazdın”, “Yalnızım Ben”, efendim “Bana Yalan Söylediler” şarkılarıyla gönüllerini eğlerken, Çağan Irmak çoktan rotasını yeni filmine kırdı bile.
Ondan yeni bir modern aşk masalı bekleyenler muhtemelen yine hayal kırıklığına uğrayacak. Tıpkı “Babam ve Oğlum”dan sonra onun bir benzerini çekmesini umarken “Ulak”la karşılaşıp şaşıranlar gibi.
“Issız Adam” gösterime girerken Milliyet Sanat dergisine yaptığımız söyleşide “Kusura bakmayın, ben yeni bir ‘Babam ve Oğlum’ yapmam. Neden biliyor musunuz? Size kıymet verdiğim için. Ben terbiyesiz bir adam olsam bir tane daha ‘Babam ve Oğlum’ yaparım, yine 4 milyon çekerim sinemaya, çok mu zor?” demişti bu konuda. 

Şahane kadro
Nitekim şimdi de yeni bir “Issız Adam” yapmıyor, ‘kara komedi’ diye tanımladığı “Karanlık” diye bir film çekiyor Çağan Irmak.
Bir anne - oğulun hikâyesini anlatan filmin çekimlerine nisan ortasında İstanbul’da başlanacak.
Çok çok iyi üç isim var oyuncu kadrosunda: Meral Çetinkaya, Erdem Akakçe ve Derya Alabora!
Hümeyra’yı, Çetin Tekindor’u, Yetkin Dikinciler’i, Şerif Sezer’i ve daha birçok ismi Çağan Irmak ile ‘keşfeden’ seyirciye ve sinema piyasasına duyurulur...