‘KEŞANLI ALi’NiN MÜZiKLERi NE OLACAK?

Haldun Taner’in ölümsüz eseri emin ellerde televizyon dizisi oluyor. Senaryo Özen Yula’ya emanet. Yönetmense Çağan Irmak. Ancak metnin kendisi kadar ünlü müziklerinin kullanılma-ması tartışma yaratıyor

Dizi sektörü Türk edebiyatının klasiklerine sıkça başvurur oldu son yıllarda ya, bana göre iyi oldu her iki taraf için de. Bir yanda ekranda nitelikli sayılabilecek, en azından öyküsü olan işler izliyoruz, öte yandan birileri merak edip o dizinin kitabını alıp okuyor. Karşılıklı olarak verimli bir işbirliği. Hele de ehil ellere teslim edilirse ki ben bu konuda ‘Yaprak Dökümü’nden ‘Aşk-ı Memnu’ya başarılı işler çıkaran, edebiyat klasiği olmasa da bir sinema yapıtı olan ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’yi eli yüzü düzgün bir televizyon dizisine çeviren Ece Yörenç-Melek Gençoğlu ikilisine sonsuz güveniyorum. Bu yüzden biliyorum ki önümüzdeki sezon karşımıza çıkması beklenen Orhan Pamuk’un ‘Cevdet Bey ve Oğulları’ romanı da emin ellerde.

Şamama kim, sen kimsin?
Aynı şekilde Nahit Sırrı Örik’in bir eserinin senaryosunu Hatice Meryem kaleme alıyorsa (‘Eve Düşen Yıldırım’ yakında ekranlarda) ben ondan umutlanırım ve sadede gelmek gerekirse Haldun Taner’in başyapıtlarından biri Özen Yula’ya emanet edilmişse, ona gözüm kapalı sevinirim. Kalemindeki ustalık zaten tartışılmaz da, böyle durumlarda birinci planda tutulması gereken esere saygıdır ve söz konusu Özen Yula’ysa bundan kuşku duyamazsınız. Bu nedenle bu sezon Kanal D ekranlarında ‘Keşanlı Ali Destanı’nı izleyeceğimizi öğrenince çok mutlu oldum. Yönetmen koltuğunda Çağan Irmak oturuyordu, bundan iyisi can sağlığı idi.
İlk olarak 1964 yılında Gülriz Sururi ve Engin Cezzar Tiyatrosu’nda sahnelenen ‘Keşanlı Ali Destanı’nı bizim kuşak TRT ekranlarından dev bir kadroyla tanıdı, sevdi. Yönetmen, aynı zamanda ‘İzmarit’i oynayan Genco Erkal’dı. Engin Cezzar’ı ‘Keşanlı’ olarak aldı kabul ettik, Gülriz Sururi’nin “Şamama kim, sen kimsin...” şarkısını unutulmazlarımızın arasına ekledik.
‘Keşanlı Ali’nin, Yalçın Tura imzalı, metnin kendisi kadar ünlü müziklerine getirmek istiyorum sözü. Geçen hafta, facebook’ta dizide müziklerin kullanılmayacağına dair bir haber ve doğal olarak tartışma çıktı. Konuyu ortaya atan, ‘Keşanlı Ali Destanı’nın yurt dışında ve yurt içinde çeşitli sahnelenişlerinde müzik direktörlüğünü üstlenen Çiğdem Erken oldu. (Bu arada hemen belirtelim, ‘Keşanlı’ bu sezon Sadri Alışık Tiyatrosu’nda Ahmet Mümtaz Taylan rejisiyle sahnelenecek, başrolde Yavuz Bingöl olacak, müzik direktörü de Çiğdem Erken.)

Emin ellerde
Tiyatro camiasından çok sayıda kişi katıldı tartışmaya, “O müzikler olmadan Keşanlı olur mu?” dediler. Oyunu iki kez sahneye taşıyan yönetmenlerden Yücel Erten “Bildiğim kadarıyla metin ve müzik sözleşmeyle bağlıdır” diye yazdı, “Hırsızlama bir şey yaparlarsa bir Türk klasiğine ayıp ve yazık ederler.” Yalçın Tura’nın oğlu Hasan N. Tura konuyla ilgili yasal süreç başlatılacağını duyurdu.
Elbette ‘Keşanlı Ali Destanı’ müzikalini ölümsüz yapan unsurlarından biri müziğidir. Yalçın Tura’nın önünde ne kadar eğilsek azdır. Gelgelelim, tam olarak resmi bir açıklama edinememiş olmama rağmen yaptığım soruşturmadan çıkardığım sonuç, zaten televizyon dizisinin bir müzikal niteliği taşımayacağı. Haldun Taner’in eşi Demet Taner hikayenin haklarını Kanal D’ye satmış. Özen Yula almış onu, özünü koruyarak başka bir şeye dönüştürmüş.
Artık elimizde ‘Keşanlı Ali’ müzikali yok. Televizyon dizisi var. Başta da söylediğim gibi, tiyatro yazarı ve yönetmeni Özen Yula’nın ve tiyatro sevdalısı Çağan Irmak’ın bu unutulmaz yapıta duyacakları saygıya güveniyorum. Kanal D de umarım hiç değilse jenerikte Yalçın Tura’nın o unutulmaz müziğini kullanmanın bir yolunu bulur.