Sertab Erener'in yeni albümü ‘Rengarenk’ bu yazın en iyisi olmaya aday

Sertab gerçekten rengarenk


Sertab Erener'in yeni albümü ‘Rengarenk’ bu yazın en iyisi olmaya aday


Uzun yıllardan beri ilk kez bir Sertab Erener albümünü heyecanla bekledim. Sesinin çok güzel olduğunu tabii ki tartışmayacağım ama müzikal 'denemelerine' her zaman bayılmadığım bir şarkıcıydı kendisi. Ama eğer bütün o denemeler bugün 'Rengarenk' albümüne sebep olduysa, iyi ki yapılmışlar.
Bu albümün çıkmadan heyecan yaratmasının birkaç sebebi vardı: Varan 1, 2009 tarihli single'ı 'Bu Böyle', Varan 2, onu izleyen 'Açık Adres'. Soner Sarıkabadayı son dönemin en iyi şarkı yazarlarından biri. Ama Sertab Erener'e yazdıklarıyla... Yoksa Demet Akalın'ın 'Mantık Evliliği'ne, Sibel Can'ın 'Anladın Sen Onu'suna ve ayrıca Sarıkabadayı'nın bizzat Murat Boz ile düet yaptığı 'İki Medeni İnsan'a aynı muhabbeti beslemediğimi söylemeliyim.

Ruhu olan bir albüm
Sertab Erener'in DMC etiketiyle çıkan yeni albümü için de Soner Sarıkabadayı gene şu pop ortamında pamuklara sarılarak saklanması gereken bir şarkı yazmış: 'Koparılan Çiçekler'. Fakat albümün tamamı 'boş yok' denecek kadar iyi. Önce düzenlemelerdeki Murat Ceceli ismine şapka çıkaralım, sonra onu seçtiği ve düzenlemelere birlikte imza attığı için Sertab Erener'i kutlayalım. Sonra şarkılara geçelim...
Albüm, "Slumdog Millionnaire" filminin Oscar'lı şarkısı 'Ringa Ringa'nın Nil Karaibrahimgil sözlü Türkçe versiyonuyla açılıyor: 'Rengarenk'. Çok rica ediyorum, ortalığı inleten 'seni çöpe atacağım' temalı şarkıların yerine yazın parçası bu olsun.
Sonra Sinan Kaynakçı ismi var. Bir parçaya söz ve müziği, ikisine sözleriyle katılmış. Bunlardan 'Asla', Michel Fugain'in meşhur 'Une Belle Histoire'ının Türkçe sözlü hali. Nilüfer, Tanju Okan ve Modern Folk Üçlüsü 70'lerin başında 'Kim Ayırdı Severleri' diye söylemişlerdi bu besteyi, bu hali de çok güzel olmuş.
Albümde dikkatimi çeken, Sertab Erener'in artık 'ses gösterisi' yapmaması oldu. Hele hele sadece Mustafa Ceceli'nin gitarıyla söylediği Sibel Algan parçası 'Ayrılık ve Biz'de bambaşka, insanın yüreğine dokunan bir Sertab dinliyoruz.
'Bu Böyle' de mevcut albümde, akustik 'Açık Adres' de, Sertab'ın Demir Demirkan ile birlikte yaptığı iki parça da ve unutulmaz Hakkı Bulut şarkısı 'İkimiz Bir Fidanız' da. 'Remix' sevenler içinse 'Koparılan Çiçekler'in üç farklı versiyonu...
Ama en çok 'ruh' var. Şimdiye kadarki duruma bakıp 'Bu yazın en iyi albümü' diyebiliriz rahatlıkla adı gibi 'Rengarenk'e...


Arena'ya bir çare gerek
Pazar akşamı uzun zamandır beklediğimiz iki ustayı; Eric Clapton ile Steve Winwood'u dünya gözüyle görmek amacıyla Turkcell Kuruçeşme Arena'ya koşturduk. Tabii ki sadece biz değil, neredeyse bütün İstanbul.
Görünen o ki, konseri düzenleyenler mekanın kapasite meselesini pek dert etmemişler, giriş ayrı, çıkış ayrı eziyet oldu, her biri yarımşar saat sürdü. "Mehmet Tez Rihanna yazısında söylemişti ama" diye diye, arada maazallah burada bir yangın filan çıkacak olsa kimsenin çıkamayacağını, olsa olsa herkesin denize döküleceğini düşüne düşüne girdik konser mekanına.
'Girdik' doğru tanım değil aslında, zira konserin yapıldığını varsaydığımız alan, dört taraftan kuşatılmış durumdaydı. Görebildiğimiz tek şey muhtelif 'lounge'ların 'elit' davetlileriydi. Önce Turkcell'in, yanı başına JTI'ın ve daha göremediğim kim bilir kimlerin koskoca 'lounge'ları bütün giriş ve görüş imkanlarını tıkadığı için, elinde numaralı yeri olanların değil yerlerine ulaşması, makul bir yerden sahneyi görmesi bile mümkün değildi.
Görevli olduğu anlaşılan insancıklar yüzlerinde çaresiz ifadelerle "O tarafa geçebileceğinizi sanmıyoruz. İsterseniz şööööle dolaşıp deneyin" diye bir bilinmezi işaret edince, biz yerden filan vazgeçip hiç değilse ekranları görebileceğimiz bir yerlere konuşlanarak tamamladık eziyetimizi. Yanlış anlaşılmasın, konser şahaneydi. Ama büyük konuşmayayım, bu şartlar altında beni bir daha Arena'ya kim getirebilir bilemiyorum. Michael Jackson mezarından kalkarsa bir ihtimal.
O güne kadar Arena konserleri 'lounge' ahalisinin kokteyl alanı olsun, ne yapalım...

'Antichrist' kesilmemiş
Geçen hafta Lars Von Trier'in son filmi 'Antichrist'ten söz ederken, "Türkiye sinemalarında dört dakika kısa görünüyor, kesilmiş olabilir" diye yazmıştım. Özen Film'den haber geldi, kesintisiz girebilmiş gösterime film. Düzeltiyor, memnuniyetlerimi bildiriyorum...