UNUNU ELEMİŞ, ELEĞİNİ ASMAMIŞ

Nadide 50’li yaşlarında bir kadın. Üniversitede su ürünleri bölümünde okuyan parlak bir öğrenciyken aşık olup evlenmiş. Kocası “Yavrularımızı anneannelerin babaannelerin değil, senin büyütmeni istiyorum” gibi ‘romantik’ bir teklifle geldiği için okulu bırakıp kendisini yuvasına adamış.

Kızını, oğlunu büyütmüş, tam sıra beş yaşındaki torununa gelmişken kocası ölüveriyor pat diye. Sudan çıkmış balığa dönüyor Nadide. Aslında sık sık rüyalarına giren su kaplumbağasına demek daha doğru. Ailesinin ona biçtiği tek bir rol var: Annelik. Görünüşte onu pek düşünen kızı istiyor ki annesi gelsin onlarla yaşasın, torununu büyütsün. Torunu istiyor ki anneannesi ona köfte yapsın. Başka da bir şey bekleyen yok Nadide’den. “Ununu elemiş, eleğini asmış” diye atasözümüz var neticede.

30 yıl sonra okul sıralarında

Ama Nadide’nin hayattan beklentileri var işte. Ömrünün 30 yılını başkaları için yaşamış, geriye kaç günü - ayı - yılı kaldıysa onu artık kendisi için kullanmak istiyor. Gözünü karartıp afla
üniversiteye dönüyor ve kendisini 30 yıl sonra yeniden okul sıralarında buluyor. Bir hafta içinde de Caretta Caretta’ları inceleyen araştırma gemisiyle Ege sularında... Ne kendisiyle dalga geçen sınıf arkadaşları kırabiliyor hevesini, ne dünyanın en aksi kaptanı, ne de ondan hiç haz etmediği ilk andan belli olan hoca. Nadide kararlı, o gemiden mutlu inecek!

Odağına bir kadını, hele hele 50’sini geçmiş bir kadını koyan, ona annelikten başka vasıflar yükleyip anlatılmaya değer bir hikaye yazan filmlere fazladan sempatiyle yaklaşıyorum ben. Pek azlar çünkü. “Hiçbir zaman yeni bir başlangıç için geç değildir”
ise belki çok klişe ama sık sık hatırlamaya ihtiyaç duyduğumuz bir cümle. Her yeni adım atmaya çalıştığımızda etrafımızda - en çok da kendi içimizde - beliriveren “Bu saatten sonra” korosuna karşı güç toplamak için.

İkinci şanslara inandıran bir masal

Bu yüzden Çağan Irmak’ın yeni filmi ‘Nadide Hayat’ı da yüzümde bir gülümsemeyle izledim. Demet Akbağ’ın Nadide’si hakikaten ‘nadide’ bir karakter olmuş. Onu sürekli küçümseyip her şeyiyle dalga geçmeyi marifet sayan gençlerle birlikte seyircinin de kalbini kazanıyor. Yetkin Dikinciler’in oynadığı huysuz ve yakışıklı, bir o kadar da matrak kaptanın da bir yandan...

Sinir bozucu hocada Sevil Akı, annesine yeni bir hayatı yakıştıramayan kızda Gizem Erdem çok başarılı. Efecan Şenolsun, Ümit Erlim, Irmak Örnek, Burak Can’dan oluşan genç ekip tatlı. Selda Bağcan’ın sesinden tanıdığımız şahane ‘O Günler’i söyleyen Efecan Şenolsun’un sesi bir harika. Jenerikte ise bir sürpriz var; aynı şarkıyı Çağan Irmak’tan dinliyoruz. Hem de sahiden pek güzel söylüyor.

Araya giren animasyonlarla, fantastik rüya ve deniz altı sahneleriyle insanı ikinci şanslara inandıran bir masal sonuçta, ‘Nadide Hayat.’ Üniversiteye dönüşle başlayan ikinci hayatın beraberinde bir de aşk getirmesine kimin itirazı olabilir ki?