YILDIZLARIN ALTINDA ‘BAŞKA SİNEMA’

Bir bir hayatımızdan eksilen yazlık sinemalar çoğumuz için bir nostalji unsuru, epeydir. Belli ki, çok keyifliydi o tahta sandalyeler, yıldızların altı ve gazoz- leblebi durumu. Hâlâ iç çekerek hatırlanıyor ve bir şekilde o âdet canlandırılmaya çalışılıyor.

Otellerin havuz başlarında olsun, belediyelerin tahsis ettiği alanlarda olsun, yaz geldi mi bir açıkhava sineması denemesi baş gösteriyor. Gelgelelim, ben kendi deneyimimden söz edersem, sırf açıkhavada izliyoruz diye sinemadan keyif almak mümkün değil. Ve de sezonda iki ay gösterimde kalmış, artık görmeyeni dövecekleri noktaya gelmiş gişe filmini bir de yıldızların altında izleme isteği duymadığımdan, pek katılamıyorum o nostalji kervanına.

Bu noktada “Katılamıyordum” demem lazım çünkü durumu değiştirecek iyi bir haberim var. UNIQ İstanbul’la yıl boyunca bizi gösterim şansı-maalesef bütün salonları aynı filmler kapattığı için-kısıtlı olan iyi filmlerle buluşturma misyonu üstlenen Başka Sinema, bir araya gelip açıkhava film festivali hazırlamışlar.

Takvim şimdiden hazır

Hem de öyle her ayın ilk çarşambası falan gibi takip edilmesi mümkün olmayan numunelik gösterimlerle değil, basbayağı 1 Haziran’da başlayıp 16 Eylül’e kadar sürecek; her salı, perşembe ve pazar gösterimlerin yapılacağı ciddi bir programı var, UNIQ Açıkhava Film Festivali’nin.

Evet, festival bu yılın o ‘görmeyeni dövecekleri’ işlerinden ‘La La Land’le başlıyor ama sonrasında bir dolu gizli kalmış hazine türünden film var programda. Ayrıca ‘La La Land’i de açıkhavada izlemek eminim seyircinin bakış açısını yumuşatacak bir faktördür.

Onun ardından, Başka Sinema’nın hazırladığı programda kısa filmler, animasyonlar, belgeseller, tabii ki korku ve komediler, Cannes, Berlin, Venedik gibi festivallerden ödülle dönen ama muhtemelen bizde adı 100 kişi tarafından duyulmuş filmler, Türkiye’den bir yılın bağımsız sinema örnekleri; Almodovar’dan Ken Loach’a, Jim Jarmusch’tan, Asghar Farhadi’ye, Reha Erdem’den Yeşim Ustaoğlu’na birçok yönetmenin son filmleri var. Yeni filmlerin yanı sıra hem Türkiye’den hem yurt dışından klasik filmlerin yenilenmiş kopyaları da yer alacak festivalde ki, bu bile tek başına bir müjde. Kapanış, 16 Eylül’de Tarık Akan anısına ‘Sürü’yle olacak, örneğin. Zaman zaman filmlerin oyuncuları ve yönetmenleri de gösterimlere katılıp seyircilerle söyleşecekler.

İlk ayın programında ‘Julieta’, ‘Jackie’, ‘Moonlight’, ‘Princess Mononoke’, ‘Elle’, peşpeşe gösterilecek ‘Kabakçığın Hayatı’ ve ‘Kırmızı Kaplumbağa’, ‘Kaptan Fantastik’, ‘Paterson’, ‘I, Daniel Blake’, ‘Desierto’, ‘Albüm’ var diyelim ve gelecek sürprizleri bekleyelim.