ÇILGIN MİLANO MODA HAFTASI

New York ve Londra’dan sonra nihayet Milano Moda Haftası da bitti. Londra’nın aksine Milano, moda haftasını damarlarında yaşayan bir şehir. Her taksi şöförü moda haftası stratejisini kurmuş. Tam Türk kafası. “Abla şu ileride sağda in, sonra karşıya geç, daha az zaman alır” gibi Avrupa’da duymaya alışık olmadığımız muhabbetler moda haftalarında ortaya çıkıyor.

Hep geç başlayan defileler, arabayla ulaşması imkansız alanlar, her defilede podyumda Gigi Hadid, sokakta ise Chiara Ferragni ile yatıp kalktığımız bir haftaydı.

Hatta kimliğini sonradan The Hollywood Reporteer’a açıklayan Vitalii Sediuk, Max Mara defilesi çıkışında, Gigi Hadid’e arkadan yaklaşarak onu kucağına almaya çalıştı. Ve bu, moda haftasının olayı oldu.

Bunu Kardashian Kardeşler ve onlar gibi, Vogue’un ismine yakışmayan ünlüleri kapağına taşıyan Anna Wintour’a bir uyarı eylemi olarak yaptığını söyleyen Sediuk, sizce haklı mı yoksa haksız mı? Tabii yaptığı hareketten değil, masaya yatırdığı problemden bahsediyorum.

70’ler nostaljisiÇILGIN MİLANO MODA HAFTASI

Peki Milano Moda Haftası’nda sergilenen koleksiyonlarda neler öne çıktı? Neredeyse önüm arkam sağım solum 70’lerdi. Prada, Cavalli ve Gucci ilk aklıma gelenlerden.

Bu geçmişe dönüşü, insanların samimiyete ve ev yaşamına olan özlemine bağlıyorum.

Teknolojinin alıp başını gittiği, yüz yüze sohbetlerin bittiği, halısız evlerin çoğaldığı, kanepe kumaşlarının incelip, sertleştiği ortamlarda yaşayan, daha da önemlisi yalnız yaşayan insanlar olarak geçmişe büyük özlem duyuyoruz.

Bu yüzden teknoloji ileri gittikçe, moda geçmişe dönüyor. Bunu en iyi yapan isimse şüphesiz Gucci’nin kreatif direktörü Alessandro Michele.

Michele, bu sezon da pembe bir dekor içinde gerçekleştirdiği defilesinde resmen şiir yazdı. Alessandro, geçmişi çok güzel yorumlamasının yanı sıra, günümüz teknolojilerini de çok iyi kullanan bir isim.

2016 Sonbahar - Kış Koleksiyonu için klasik Gucci renklerini ve desenlerini, son yılların en yenilikçi malzemesi pleksiyle birleştirerek tasarladığı saat, dünyanın en önemli fuarı olan Basel Fuarı’nda ödül aldı.

Öne çıkanlar

Milano Moda Haftası’na damga vuran defileler içinde ilk aklıma gelen Prada. Son derece fütüristik bir podyumda,

Miuccia Prada’nın ünlü Amerikalı yönetmen David O. Russell’nın iş birliğiyle yaptığı kısa film ‘Fast Forward’dan kesitler eşliğinde izlediğimiz defilede, aslında çok bilindik parçalar vardı. İşte tasarımcının dehası burada ortaya çıkıyor. Her kadının dolabında olan sıradan parçalar, Prada’nın elinde birer şahesere dönüşüyor. Forbes tarafından dünyanın en güçlü 75’inci kadını seçilen Miuccia Prada, koleksiyonunu yine güçlü ve işini seven kadınlara armağan etmiş.

Fendi defilesi, başlı başına bir olaydı. Her zaman geleceğe dönüş kafasında olan Lagerfeld ve onu sonsuz destekleyen vizyoner Silvia Venturini Fendi, geleceğin Marie Antoinette’leri diyebileceğimiz özgür ve müdanasız kadınlara yönelik bir koleksiyona imza atmışlar. Lüksün manifestosunun başında gelen, kişiye özel vurgusu ise her modelin tamamen kendisine özel saç ve makyajıyla vurgulanmıştı.

Kısa kısa

Öngörü: Chiarra Ferragni, her defile giriş ve çıkışını kilitleyen isimdi. Ben önümüzdeki sezonlarda Chiara’nın da defilelerde boy göstereceğine inanıyorum. Birlikte göreceğiz.

Mutlaka görün: Eğer Milano’ya yolunuz düşerse, Fondazione Prada’yı mutlaka görün.

Mutlaka yapın: Duomo’ya beş dakika mesafedeki Bulgari Otel’in gizli bahçesinde bir şeyler için.

Dikkat: Defilelere girmek tabii ki her modaseverin harcı değil. Ama bu onların defilenin olduğu yere gelip, sokak fotoğrafçılarına poz vermelerini engellemiyor. Her sokak modası sayfasında gördüğünüzü, defilelere giriyor zannetmeyin. Defile başlarken onlar kös kös bir sonraki defilenin yolunu tutuyorlar.