Uzun zamandır WhatsApp ve Telegram kullanıyorum. İkisinin de artıları eksileri var, ikisinde de farklı arkadaş gruplarım var. Şimdiye kadar ilk defa böyle bir şey oluyor. Telegram’dan sürekli mesaj geliyor, şu da aramıza katıldı diye.
Telefonunuza hasbelkader kaydettiğiniz her ismin dijital transformasyonunu istemeden de olsa takip edebiliyorsunuz. Çünkü Whatsapp’tan Telegram’a olağanüstü bir göç var.
Tabii Signal ve Bip’e de. Üstelik Tesla ve Space X’in patronu Elon Musk’ın WhatsApp’ın yeni sözleşme uygulamasından sonra Signal’i tavsiye etmesiyle, halka açık olmayan şirketi halka açık sananlar ve Signal adlı başka bir firmaya yatırım yapanların da sayısı çok. Hatırlayacaksınız, Musk daha önce de Facebook “Verilerinizi koruma sorumluluğumuz var, eğer bunu yapamıyorsak sizi de hak etmiyoruz demektir” mesajı paylaştığında, Facebook hesabını ve şirket hesaplarını silmiş, ama yine Facebook’a ait olan Instagram’da paylaşımlarına devam etmişti.
Çünkü o zaman da Instagram, Facebook’tan daha güçlü bir mecraydı.
Şimdi ise sadece devlet büyükleri ya da ünlü isimler değil; herkes işi gücü, özel hayatı, kamuoyunun en önemli ilgi odağıymış gibi davranıyor, WhatsApp’ı silip farklı mesajlaşma uygulamalarına yöneliyor.
Elbette, herkes istediği uygulamayı kullanabilir, ama şu anda tartışılan konu şimdi başlamadı, tam yedi yıl önceye uzanıyor.

19 milyar dolar’lık anlaşma

Facebook tam yedi yıl önce WhatsApp’ı 19 milyar dolar’lık bir anlaşmayla satın aldı.
Bu, Facebook’un bu zamana kadar yaptığı en büyük satın alma oldu.
“WhatsApp’ın dünya çapında 450 milyon kullanıcısı bulunuyor ve uygulama özellikle kısa mesaj ücretlerinden kaçınmak isteyenler arasında popüler. Şirket her gün bir milyon yeni kullanıcı edindiğini belirtiyor” diye özetliyorlardı o zaman, asla reklam almayacaklarını da belirterek.
Elbette WhatsApp datalarını kullanamayacak olsalar böyle büyük bir yatırım yapmazlardı. Şöyle bir hatırlayalım. 60 saniyede sanal dünyada neler oluyor? Google’da 2 milyon 315 bin arama yapılıyor.
Whatsapp’ta 44 milyon mesaj gönderiliyor. Instagram’da 56 bin fotoğraf paylaşılıyor.
Facebook’ta 3 milyon 125 bin like alınıyor. 150 milyon e-posta gönderiliyor.
430 bin tweet atılıyor. Bütün bu bilgi akışını izleyebilmek yedi gün 24 saatlik bir maraton. Bu maratonun da bir bedeli var tabii.

Artık gizlimiz saklımız kalmadı

Zeynep Tüfekçi yıllardır anlatıyor, TED konuşmasını izleyenler bilir. ‘Data’nın hayatımızı nasıl kontrol edebildiğini ve iyiye olduğu gibi nasıl kötüye de kullanılabildiğini açıklıyor.
Peki ama artık her akıllı telefon kullanıcısı bunu zaten bilmiyor mu? Google’da aradığınız ya da bir kez baktığınız bir ürün tekrar tekrar reklamıyla karşınıza çıkmıyor mu?
Bazen elinizde telefon, yanınızdakilere bahsettiğiniz bir şey size yine aynı şekilde reklam olarak geri dönmüyor mu?
Yapay zeka ve algoritmalar sayesinde artık gizlimiz saklımız kalmadı. Sadece mesajlaşma uygulamaları değil, harita ve navigasyon uygulamalarından fitness uygulamalarına hepsi her anınızı takip ediyor, hepsi her alışkanlığınızı sizden daha iyi biliyor.
Unutmamak lazım, mesajlaşma uygulamalarını kullansanız da kullanmasanız da tüm verileriniz eğer gerek görülürse ulaşılabilir durumda.
Yeter ki özel mesajlarınızın araştırılmasına neden olacak bir duruma karışmayın.