İyi şanslar Nusret!

25 Eylül 2021

Haklısınız, Nusret’in şans dileklerimize ihtiyacı yok, zaten yeterince şansı yaver gidiyor ve yurt dışında da emin adımlarla ilerliyor.Nusret’e iyi şanslar dememin nedeni basit: Nusret Londra’daki ilk şubesini perşembe akşamı Knightsbridge Sheraton Park Towers’ta açtı.Gecenin ilerleyen saatlerinde önündeki kuyruğu sadece Nusret’in Instagram hesabında değil, Londra’nın önde gelen yemek eleştirmenlerinin sosyal medya hesaplarında da görmek mümkündü.Türkiye’den ilk defa, sıfırdan tamamen kendi emeğiyle bulunduğu yere gelen bir marka dünya çapında oldu. 

Dünya çapında tek yerli markamız

Nusret, kabul etsek de etmesek de gerçek anlamda dünya çapında olan tek yerli markamız. Nusret, ilkokulu bitirir bitirmez İstanbul’da bir kasap dükkanında çırak olarak çalışarak başladı.
Ben de onu 2008’de Günaydın’da çalıştığı zaman tanıdım. O zaman da çok çalışkandı, o zaman da cep telefonuyla müşterilerin adlarını fotoğraflarını ve sevdikleri eti kaydedip müşteri memnuniyetini en yükseğe taşıyordu.
Boşuna Nusret, iPhone ve Instagram’a teşekkür edip durmuyor, “Onlar olmasaydı, ben bugün burada olamazdım” demiyor. Bir de şaşırıyor, bu kadar çok sosyal medya yıldızı varken Instagram’a kendisinden başka kimsenin teşekkür etmemesine...
Nusret’in sosyal medyadaki esprilerini onu tanımayanlar anlamayıp ciddi olduğunu sanabilir. Fotoğraflardan şımardığını düşünenler olabilir. Ama ben onun ne kadar vefalı olduğunu biliyorum, onu tanıyanlar da biliyor.
İşte o yüzden onu görmeye gelenleri memnun etmek için gece gündüz demeden çalışması ve hayranlarıyla saatlerce selfie çektirmesi de anlaşılır.

Bol bol adından söz ettirecek

Yazının devamı...

En iyi 50’ye sayılı gün kaldı

19 Eylül 2021

S. Pellegrino&Acqua Panna sponsorluğunda gerçekleşen Dünyanın En İyi 50 Restoranı ödülleri 5 Ekim’de Antwerp’te gerçekleşecek hibrit bir törenle açıklanacak. Peki, ama bu yılki ödüllerde en büyük yenilik ne olacak?

İstanbul’da Michelin’li bir restoran olabilecek mi diye yıllarca konuştuk. Gastronomi dünyasında Michelin’in yıldızı sönünce yerini Dünyanın En İyi Restoranları listesine bıraktı. Bu listede ilk 100’e girebilmek asıl önemsenen ölçü oldu. Türkiye’den listeye girmeyi ilk başaran elde ettiği 39’unculukla Changa oldu. Mehmet Gürs ise ilk kez 2015’te Mikla ile ilk 100’e girmeyi başardı, 96’ncı sıradaydı. Tam 1 yıl sonra ise Mikla tam 40 sıra yükselerek listede 56’ncı sırada yer aldı. Üstelik de bunu o kadar sessiz ve derinden giderek yaptı ki, hepimizi şaşırttı.

İstanbulluların artık daha çok yabancı turistlere bıraktığı, Yeni Anadolu mutfağı ile öne çıkan Mikla böylece tekrar gündeme geldi. Mehmet Gürs de farkındaydı durumun, “Bin kişilik jürinin bunu görüyor olması tatlı geliyor. Türkiye’de çok fazla görülmüyordu ama iyi bir iş yaptığımızı biliyorduk. Birilerinin bunu tescillemesi insanın hoşuna gidiyor” dedi.

Türkiye’den iki isim

Hemen arkasından The World’s 50 Best Restaurants’ın “Keşfedilmesi gereken 50 restoran” listesinin Orta Doğu bölümüne Türkiye’den iki isim girmeyi başardı: Kemal Demirasal’ın Alancha’sı ve Civan Er’in Yeni Lokanta’sı. 2019’da Mikla 52’nci sıraya yükseldi, ayrıca Dünyanın En İyi listesi 100 yerine 120 restoran seçti, ödüllerin sponsoru S. Pellegrino’nun 120’nci yılı şerefine. Bu listede Türkiye’den Neolokal de yer aldı, 110’uncu sıradaydı.

Dünyanın En İyi 50 Restoranı ve sponsorları, geçen yıl restoranları değerlendirmek ve ödül töreni yapmak yerine pandemide büyük zarar gören sektörü desteklemek amacıyla kurtarma planı açıkladılar ve eylül ayında bir zirve düzenlediler, öncesinde ise restoranların ayakta kalabilmesi için finansal destek de topladılar. Kurtarma planı girişimiyle restoranlar için tam 1.29 milyon dolar destek toplandı.

Yazının devamı...

Abramovic’in unutulmayacak izleri

14 Eylül 2021

Performans sanatçısı Marina Abramovic, Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergisinin açılışında, “Burada büyük bir kalabalık var, performans sanatına ilk başladığımda sadece birkaç izleyicim vardı, bu noktaya gelmem tam 50 yılı aldı” demişti.

Artık müzelerin de sabit koleksiyonlar yerine sürekli değişen performans sanatına kapılarını açmalarının değişen dünyaya adaptasyon olduğunu özetlemişti.

Marina Abramovic ve Marina Abramovic Institute’un ‘Flux/Akış’ sergisini çok beğenenler de oldu, Abramovic’in yurt dışındaki sergilerine katılmış olanlar arasında ise provokatif tarzının aksine konservatif bulanlar da.

Yine de Marina Abramovic gibi yıldız sanatçıların sergilerinin Türkiye’ye gelmesi hem bizim global kültür-sanat dünyasını yakından takip edebilmemiz için hem de Türkiye’de kültür-sanat turizminin ilerlemesi için önemliydi.

Daha sonra ise Marina Abramovic, WeTransfer ile yaptığı bir yıllık iş birliğiyle gündeme geldi.

Björk, Solange Knowles ve Tyler Mitchell’dan sonra Abramovic de WeTransfer ile iş birliği yapan sanatçılar arasına katıldı.

Artık, dosyalarını yüklerken bilgisayarlarının başında bekleyenlere kendi ‘mindfullnes’ metodunu öğretiyordu.

Ayrıca, dosya paylaşma sitesi Abramovic’in kendi seçtiği, gelecek vaat eden beş genç sanatçının işlerini de ayda 190 ülkeden 4 milyon okuyucuya ulaşan WePresent adını verdikleri içerik bölümünde sergiliyordu.

Yazının devamı...